Suçun en tehlikeli anı, işlendiği gün değildir. Asıl tehlike, şiddetin, tehdidin ve korkunun zaman içinde sıradanlaşmaya başladığı ilk andır. Çünkü bir toplum, kötülüğe alıştığı ölçüde onu büyütür.
Bir anne, "Oğlum beni dövüyor." diyerek yardım istediğinde... Bir baba, "Uyuşturucu parası vermediğim için beni ölümle tehdit ediyor." dediğinde... Yaşlı bir komşu, "Artık kapımı korkarak açıyorum." diye yakındığında devletin karşısında yalnızca bir aile meselesi yoktur. Orada, müdahale edilmediği takdirde yarının ağır adli vakasına dönüşebilecek ciddi bir toplumsal risk vardır.
Ne var ki çoğu zaman aile de komşular da çevre de yaklaşan tehlikeyi görür; sistem ise onu ancak ilk cinayetten, ilk kurşundan ya da ilk ağır yaralamadan sonra resmen fark eder. Sanki hukuk, tehlikeyi görebilmek için mutlaka yeni bir mağdurun ortaya çıkmasını beklermiş gibi...
Oysa psikoloji, psikiyatri ve kriminoloji yıllardır aynı gerçeği ortaya koyuyor. Ağır madde bağımlılığı, kontrol edilemeyen saldırganlık, sürekli tehdit, silaha yönelme ve tekrar eden şiddet davranışları çoğu zaman bir gecede başlamaz. Uyarı işaretleri aylar, bazen yıllar öncesinden görülür.
Bu işaretleri yalnızca kayda geçirmek, yaklaşan fırtınayı pencereye iliştirilmiş bir notla karşılamaya benzer. Tutanak önemlidir; ancak tek başına koruma değildir. Asıl mesele, o ilk ihbarı harekete dönüştürebilen bir kamu mekanizması kurabilmektir.
Toplumun güvenliği ile bireyin rehabilitasyonu birbirinin alternatifi değildir. Aksine, biri olmadan diğeri eksik kalır.
Ailesine ve çevresine sistematik biçimde zarar veren, ağır bağımlılık yaşayan ya da ciddi şiddet riski taşıyan kişiler yalnızca kısa süreli işlemlerden geçirilip yeniden aynı ortama bırakılmamalıdır. Bilimsel risk değerlendirmesi, psikiyatrik inceleme, bağımlılık tedavisi, sosyal hizmet desteği, yakın denetim ve gerektiğinde güvenli rehabilitasyon uygulamaları eş zamanlı yürütülmelidir. Amaç cezalandırmak değil; suç gerçekleşmeden önce hem mağduru hem de fail olma riski taşıyan kişiyi koruyabilmektir.
Bugün birçok gelişmiş ülkede sağlık, sosyal hizmet, kolluk ve adalet kurumlarının birlikte çalıştığı çok disiplinli risk yönetimi modelleri uygulanmaktadır. Bu sistemler, kişiyi yalnızca işlediği suç üzerinden değil; oluşturduğu risk üzerinden değerlendirir. Hedef, insanı toplumdan dışlamak değil; güvenli biçimde yeniden topluma kazandırmaktır. Çünkü gerçek rehabilitasyon, tehlikeyi görmezden gelmek değil, onu zamanında ve bilimsel yöntemlerle azaltabilmektir.
En ağır yükü ise çoğu zaman sessiz insanlar taşır.
Emekli maaşını kendi evladından saklayan babalar...
Çantasını kilitleyerek uyuyan anneler...

2