Kurban Bayramı: Canı, nimeti ve merhameti korumak

Kurban Bayramı, yalnızca takvimde başlayan ve biten bir tatil değildir. O, insanın kendi içine döndüğü; kalbindeki fazlalıkları, dilindeki sertliği, sofrasındaki israfı, gönlündeki kırgınlığı fark ettiği mübarek bir muhasebe vaktidir.

Kurban, etin sofraya gelmesinden önce niyetin kalbe yerleşmesidir. Bıçağın keskinliğinden önce vicdanın inceliğidir. Asıl kurban, insanın içindeki kibri, öfkeyi, duyarsızlığı ve bencilliği kesebilmesidir.

Bu bayram, iyi niyetimizin de bayramı olsun.

Dokuz günlük bayram tatiliyle birlikte milyonlarca insan yollara düşecek. Memleket yolları, adeta kavimler göçünü andıracak. Kimi annesinin elini öpmeye, kimi babasının duasını almaya, kimi dedesinin mezarına bir Fatiha okumaya, kimi yıllardır görmediği kardeşinin kapısını çalmaya gidecek.

Yolun sonunda bizi bekleyen gözler var.

O halde direksiyon başında aceleyi değil, emaneti taşıdığımızı unutmayalım. Uykusuzluk, hız, hatalı sollama, emniyet kemerini ihmal, telefonla oyalanmak bayram sevincini bir anda acıya çevirebilir. Bir eve erken varmak isterken, bir ocağı söndürmeye kimsenin hakkı yoktur.

Bayram sabahı çalınacak kapılar acı haberle değil, muhabbetle açılsın.

Kurban ibadeti de aynı hassasiyetle yerine getirilmelidir. Kesimler ehil kasaplar tarafından, hijyenik ve uygun alanlarda yapılmalı; hayvana eziyet edilmemeli, çevre kirletilmemeli, atıklar gelişi güzel bırakılmamalıdır. Merhamet, yalnız insana değil, yaratılmış her cana karşı sorumluluğumuzdur.

Lütfen eline kurban için bıçak alanlar önce kendilerine ve sonra yakınlarında olanlara zarar vermesinler. Artık "acemi kasap" haberleri duymayalım; her işte olduğu gibi "emaneti ehline" verelim.

Kurban eti derin donduruculara hapsedilecek bir nimet değildir. O et, komşunun tenceresinde kaynadığında, yetimin sofrasına ulaştığında, yoksulun evinde bayram kokusu olduğunda anlamını bulur. Paylaşılmayan nimet, bereketini eksiltir.

Bu bayram yetimleri unutmayalım. Bir çocuğun başını okşamak, eline küçük bir harçlık vermek, yüzüne tebessüm bırakmak bazen yıllarca unutulmayacak bir bayram hatırasına dönüşür. Çocukların kalbinde bayram, büyüklerin merhametiyle büyür.

Yaşlılarımızın kapısını çalalım. Kapı aralığından "Geldin ya evladım" diyen bir ses, bazen bütün bayramın duasıdır. Mezarlıklarımızı ziyaret edelim. Bu dünyadan göçenlerimizi bir Fatiha ile analım. Çünkü bayram, yalnız yaşayanlarla değil, geçmişimizle de bağ kurmaktır.