Bayram dediğimiz şey gerçekten bir sevinç midir... yoksa insanın kendisiyle yüzleştiği son durak mı
Çünkü insan en çok bayram sabahı belli eder kendini. Kime gittiğiyle, kimi aradığıyla, kimi görmezden geldiğiyle... Ve en çok, kimi hiç hatırlamadığıyla. Bir ay boyunca oruç tutarak nefsini dizginleyen insan, bayram sabahı aslında kendisiyle hesaplaşır. O yüzden bayram, sadece bir takvim günü değildir. Bir ölçüdür.
Ramazan, aç kalmanın değil; nefsi terbiye ederken iyiliği büyütmenin, merhameti çoğaltmanın ve sabrı hayata taşımanın eğitimidir. Açlıkla birlikte öfkeyi bastırmayı, susuzlukla birlikte dilimizi tutmayı öğretir. Ama mesele bunu bir ay sürdürmek değildir. Mesele, bunu hayata yayabilmektir.
Şimdi asıl soru şu:
Ramazan mı bitti, yoksa biz mi
Çünkü her yıl aynı tabloyu yaşıyoruz. Sabır var, dua var, niyet var... ama bayramdan sonra aynı öfke, aynı kırgınlıklar geri dönüyor. Bu bir eksiklik değil, bir ihmal. Bayramı tatil, Ramazan'ı açlık sanan bir anlayış; işin özünü ıskalıyor.
Ama bu yıl mesele sadece bizim içimiz değil.
Gazze'de bir çocuk bayram sabahına korkuyla uyanıyorsa,
Kudüs'te insanlar mabedine hasret bırakılıyorsa,
Doğu Türkistan'da bir annenin evladına sarılması bile gözetim altındaysa, komşumuz İran'da, savaşın ortasında çocukların canı bile korunamıyor, masumiyet bile hedefe dönüşüyorsa...
Pakistan ile Afganistan arasında sınırlar bir bayram sabahı daha gerilimle açılıyorsa...
O zaman durup düşünmek zorundayız:
Biz bayramı gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece kendi konforumuzun içinde mi hissediyoruz
Çünkü bayram, sadece evimizin içindeki neşe değildir.
Bayram, aynı anda başkasının acısını hissedebilme meselesidir.
Dünyanın bir yerinde anneler evlatlarını kaybediyorsa,
insanlar yurtlarını terk etmek zorunda kalıyorsa, şehirler sessizce boşalıyorsa...
Bayramı sadece "mutlu gün" diye anlatmak eksik kalır.
Bayram, vicdanın sınandığı gündür.
Ama bütün bunlara rağmen elimiz boş değil.
Bayram, tam da bu yüzden bir imkandır.
Küsler barışsın.
Ama bekleyerek değil... giderek.
Bir mesajla, bir telefonla, tıklanan bir kapıyla...
Yıllardır taşınan bir yük indirilebilir.
Çünkü kırgınlık uzadıkça insan küçülür.
Barışmak ise insanı büyütür.
Bu bayram çocukların bayramı olsun.
Bir yetimin başını okşamak, bir çocuğun yüzünde bir tebessüm görmek...
Bunlar küçük şeyler değil.
Bir çocuğun kalbine dokunan her davranış, geleceğe bırakılmış bir izdir.

2