Kanserle mücadele bir gencin sigaraya hiç başlamamasıyla başlar!

Kanser vakalarının arttığı artık yalnızca bir gözlem değil. Önümüzdeki yıllarda bu yükün daha da büyümesi bekleniyor. Fakat rakamları doğru okumazsak yanlış nedenlere, oradan da yanlış sonuçlara ulaşırız.

Kanser tek bir hastalık değildir. Birbirinden farklı yüzlerce biyolojik sürecin ortak adıdır. Dolayısıyla artışın da tek bir açıklaması yoktur.

İlk neden oldukça basit: Daha uzun yaşıyoruz.

Kanser riski yaşla birlikte belirgin biçimde yükselir. Hücreler yıllar boyunca çoğalır ve hasar biriktirir. Onarım sistemleri de zaman içinde değişir.

Dünya nüfusu da büyüyor. Bu nedenle toplam vaka artışı, bireysel riskin aynı oranda yükseldiğini göstermez.

Bir başka neden daha var. Kanseri geçmişe göre daha iyi ve daha erken buluyoruz.

Görüntüleme yöntemleri gelişti. Patoloji ve moleküler tanı güçlendi. Tarama programları bazı tümörleri daha erken yakalıyor.

Ancak bütün artışı yaşlanma ve gelişmiş tanı olanaklarıyla açıklayamayız.

Burada tütünün özel bir yeri var.

Tütün, kanser açısından en önemli önlenebilir nedenlerin başında geliyor. Üstelik mesele yalnızca akciğer kanseri değildir.

Sigara; ağız, gırtlak, yemek borusu, pankreas, böbrek ve mesane kanserleriyle ilişkilidir. Bu liste daha da uzatılabilir.

Tütün dumanında binlerce kimyasal madde bulunur. Bunların önemli bir bölümü toksiktir. Bazılarının kanser yapıcı etkisi açık biçimde gösterilmiştir.

Tütün her yıl dünya genelinde milyonlarca insanın ölümüne yol açıyor. Kanser de bu ağır tablonun önemli parçalarından biridir.

Üstelik zarar yalnızca sigara içen kişiye ait değildir.

Pasif içicilik de kanser riskini artırır. Evde veya kapalı ortamda solunan tütün dumanı masum değildir. Pasif maruziyet için güvenli kabul edilen bir düzey yoktur.

Bu nedenle tütün meselesini yalnızca kişisel bir alışkanlık olarak göremeyiz.

Nikotin güçlü bir bağımlılık oluşturur. Başlangıçta tercih gibi görünen davranış, zamanla biyolojik bir bağımlılığa dönüşebilir. Çevre ve pazarlama da bu sürecin içindedir.

Yeni ürünler tabloyu daha güvenli hale getirmiyor.

Isıtılmış tütün ürünleri zararsız değildir. Elektronik sigaralar da sağlık açısından güvenli kabul edilemez. Yeni görünmeleri, eski risklerin ortadan kalktığını göstermez.

Burada özellikle gençleri düşünmek gerekiyor.

Tütün endüstrisinin geleceği yeni kullanıcı kazanmasına bağlıdır. Aromalar, tasarımlar ve yeni cihazlar bu nedenle yalnızca teknoloji meselesi değildir.

Kanserden korunmayı konuşacaksak tütün ilk sıralarda bulunmalıdır.

En güçlü adım sigaraya hiç başlamamaktır. Başlamış olanlar içinse bırakmanın yararı hiçbir yaşta bütünüyle kaybolmaz.

Bırakmak geçmişteki maruziyeti silemez. Fakat zaman içerisinde birçok hastalık riskini azaltabilir. Bu nedenle "artık çok geç" düşüncesi doğru değildir.

Elbette tütün, kanserin tek önlenebilir nedeni değildir.

Alkol bazı kanserlerle ilişkilidir. Fazla kilo ve hareketsizlik de riski etkileyebilir. Hava kirliliği ve mesleki maruziyetler tabloya eklenir.

Bazı enfeksiyonların yeri ise ayrıca önemlidir.

HPV ve hepatit virüsleri bazı kanserlerle doğrudan ilişkilidir. Helicobacter pylori de bazı mide kanserlerinin gelişiminde rol oynayabilir.

Fakat kanseri yalnızca yaşam tarzına bağlamak ciddi bir hata olur.

Genetik önemlidir. Yaş önemlidir. Çevre ve sosyal koşullar önemlidir. Üstelik herkes aynı sağlık imkanlarına sahip değildir.

Soluduğumuz havayı yalnızca irademizle değiştiremeyiz. İşyerindeki kanserojenleri bireysel dikkatle tamamen ortadan kaldıramayız.

Tütün konusunda da sorumluluğu yalnızca bireyin omuzlarına bırakamayız.

Sigara bırakma desteği erişilebilir değilse kişiyi suçlamak kolaycılıktır. Dumansız alanlar ve gençleri koruyan düzenlemeler de kanser politikasının parçasıdır.

Bugün kanserlerin kayda değer bir bölümü önlenebilir nedenlerle ilişkilendiriliyor.