Kütahya Valisi Musa Işın, Yıldırım Beyazıt İlkokulu'nda velilere seslendi. Konu yeni eğitim öğretim yılıydı. Ancak konuşmanın bir bölümü özellikle dikkat çekti.
"Çocukları pamuklara sararak okula gönderiyorsunuz" dedi. Çocukların "çamura ve toza" basmasını istedi. Evde sorumluluk almalarını savundu. "Çocukları biraz ezin" ifadesini de kullandı. Velilere önemli bir çağrı yaptı: Her küçük olayda okula koşmayın.
Valinin sözleri kısa, ancak dikkat çekiciydi. Özellikle aşırı korumacı ebeveynlik eleştirisi geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada çok sayıda destekleyici yorum yapıldı.
Çünkü konuşma gerçek bir soruna dokunuyordu.
Çocuklarımızı artık sadece tehlikelerden korumuyoruz.
Hayatın kendisinden de koruyoruz.
Düşmesin.
Üzülmesin.
Yorulmasın.
Öğretmeni kızmasın.
Arkadaşı kırmasın.
Sınavdan düşük not almasın.
Çantası ağır gelmesin.
Sonra on sekiz yaşına geliyor.
Bu defa güçlü olmasını bekliyoruz.
Olmuyor.
El bebek gül bebek yetişen çocuk büyümekte zorlanıyor. Yaşı büyüyor. Fakat sorumluluk alanı aynı hızda büyümüyor.
Çünkü büyümek sadece sevgiyle olmuyor.
Sorumluluk gerekiyor.
Sınır gerekiyor.
Bazen başarısızlık da gerekiyor.
Çocuğun önündeki bütün taşları toplamayın. Ayağı hiçbir taşa değmez. Fakat hangi taşa nasıl basacağını da öğrenemez.
Çocuk gelişimi bize önemli bir ayrım gösteriyor.
Tehlike başka şeydir.
Kontrollü risk başka şeydir.
Çocuğu tehlikeye atmak elbette savunulamaz. Fakat her riski ortadan kaldırmak da çözüm değildir.
Dünyada bunun güzel örnekleri var.
Almanya'daki orman anaokullarına bakın. Çocuklar zamanlarının önemli bir bölümünü açık havada geçiriyor. Yağmur yağıyor. Çamur oluyor. Çocuk yine dışarı çıkıyor.
Tırmanıyor.
Koşuyor.
Keşfediyor.
Kendi oyununu kuruyor.
Yetişkin orada.
Ama çocuğun yerine yaşamıyor.
İskandinav ülkelerinde de benzer bir kültür var. Açık hava, çocukluğun doğal bir parçası kabul ediliyor. Soğuk hava hayatı durdurmuyor. Doğayla temas günlük yaşamdan çıkarılmıyor.
Hollanda başka bir örnek.
Çocukların bağımsız hareket etmesi daha görünür. Bisiklet bunun en bilinen tarafı. Çocuk, yaşına uygun bağımsızlığı yaşayarak öğreniyor.
Ortak fikir çok basit.
Çocuğu koru.
Ama hayatı onun yerine yaşama.
Biz ise bazen tam tersini yapıyoruz.
Ödevini kontrol ediyoruz.
Hatta bazen ödevini biz yapıyoruz.
Çantasını hazırlıyoruz.
Unuttuğu eşyayı okula yetiştiriyoruz.
Öğretmeni uyardığında hemen okulu arıyoruz.
Arkadaşıyla tartışınca diğer aileye ulaşıyoruz.
Neden
Çünkü çocuklarımızı seviyoruz.
Fakat sevgi ile sürekli müdahale aynı şey değildir.
Her sorunu çocuğun yerine çözmek ona bir mesaj verir:
"Sen bunu tek başına yapamazsın."
Oysa çocuk başka bir cümleyi duymalı.
"Ben buradayım. Sen yapabilirsin."
Vali Işın'ın sözlerini bu nedenle önemsiyorum.
"Çocukları biraz ezin" sözü elbette mecazi bir ifade. Konuşmanın bütünü de bunu gösteriyor. Burada çocuğu örselemekten söz edilmiyor.
Söylenen başka.
Çocuğu hayatın olağan ağırlığından sürekli kaçırmayın.
Çocuk biraz yorulabilir.

15