Tatil devam ederken evlerde çocukların uyku ve yemek düzeni artık yok gibi... Aileler "Yazın tadını çıkarsın" diyerek kuralları esnetti. En çok duyulan cümle, "Artık tableti bırak!" Tablet alındığında öfke nöbeti geçiren çocuklara karşı annebabalar ne yapacağını bilmiyor. Uzmanlara göre asıl sorun tablet değil, ekranla kurulan alışkanlık. Kriz anında doğru yaklaşım ise bağırmak değil, sakince sınırları korumak...
Son günlerde hangi anne babayla konuşsam konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor. "Tableti elinden alınca kendini yere attı." "Telefonu kapatınca saatlerce ağladı." "Öyle bir bağırdı ki komşular kapıya geldi." Eskiden mağazada alınmayan bir oyuncak için yaşanan öfke nöbetleri vardı. Şimdi benzer sahneler ekran karşısında yaşanıyor. Yaz tatiliyle birlikte okul düzeni ortadan kalkınca tablet, telefon ve oyun konsolları çocukların hayatında daha fazla yer kaplıyor. Bir süre sonra da o ekran sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkıp vazgeçilmez bir alışkanlığa dönüşüyor.
kadar öfkeleniyor Çünkü ekran, özellikle hızlı akan videolar ve sürekli ödül veren dijital oyunlar, beynin ödül sistemini harekete geçiriyor. Çocuk eğleniyor, heyecanlanıyor ve beyni sürekli yeni bir uyaran beklemeye başlıyor. O akış aniden kesildiğinde ise yetişkinlerin bile zorlandığı bir hayal kırıklığı ortaya çıkıyor. İşte ağlama, bağırma, eşyalara vurma ya da kendini yere atma gibi tepkiler çoğu zaman bu geçiş anında yaşanıyor.
AĞLARSAM İSTEDİĞİMİ ALIRIM
Burada anne babaların en sık yaptığı hata ise panikle geri adım atmak. Çocuk ağlamasın diye tableti yeniden vermek... "Bir on dakika daha oynasın da sussun" diye düşünmek... Belki o an evi sessizleştiriyor ama aslında çocuğa çok güçlü bir mesaj veriyor: "Yeterince ağlarsam istediğimi alırım." Sonraki krizlerin daha büyük olmasının nedeni de tam olarak bu.
Bir başka hata ise aniden müdahale etmek. Çocuk oyunun tam ortasındayken "Kapat, bitti." demek çoğu zaman tartışmayı başlatıyor. Çünkü biz yetişkinler bile tam izlediğimiz filmin ortasında televizyon kapatılsa sinirleniriz. Çocukların bunu yönetmesini beklemek haksızlık olur. Daha doğru olan, ekran süresini en baştan belirlemek. "Yarım saat oynayacaksın. Bitmesine beş dakika kala haber vereceğim." Sonra gerçekten beş dakika kala hatırlatmak.
Bir dakika kala yeniden söylemek. Süre dolduğunda da kararlı ama sakin olmak. Çocuk ağlayabilir. İtiraz edebilir. Size küsebilir. Bunların hiçbiri yanlış yaptığınız anlamına gelmez. Tam tersine, çocuk sınırın gerçekten var olup olmadığını test ediyordur. İşte tam bu noktada sakin kalabilmek her şeyden daha önemli.
NASİHATLER İŞE YARAMAZ
Çocuk öfke nöbeti geçirirken uzun nasihatler vermek işe yaramaz. "Bak, ekran zararlı...", "Senin iyiliğin için..." diye başlayan cümleler o anda çocuğun kulağına ulaşmaz. Çünkü kriz anında beynin mantıklı düşünmeyi sağlayan bölümü geri plandadır.
Önce duygusunu kabul edin. "Seni anlıyorum. Oyuna devam etmek istiyordun." "Evet, bırakmak zor." Bu cümleler teslim olmak değildir. Tam tersine çocuğa "Seni görüyorum." mesajı verir. Ardından sınırı koruyun. "Bugünlük ekran süresi bitti." Ne bağırın... Ne pazarlık yapın ne de yeni bir çizgi film açarak dikkatini dağıtmaya çalışın. Kriz geçecektir. İlk gün on beş dakika sürebilir. İkinci gün on dakika... Bir hafta sonra ise çocuk artık yeni düzene alışmaya başlayacaktır.

11