Camilerin iklimi çocuklarla tamamlanır - PINAR YILDIZ YÜKSEL

Son dönemde camideki çocuk sayısı arttı. Aileler çocuklarını camiye alıştırmak için yanlarında götürüyor, camilerde ise çocuklar için çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Çocuklar halinden memnun... Ancak diğer yandan namaza gelen yetişkin ve yaşlılar, huzur içinde ibadet edemediklerini söylüyor. Bu da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi: "Camide çocuk varlığı nasıl olmalı Camiler sadece ibadet alanı mı" Bu soruların peşine düştük ve uzmanlarla görüştük

Yanıtlar, meseleyi 'haklı-haksız' ikileminin ötesine taşıyor. "Peygamberimiz döneminde camiler sadece bir ibadet alanı değil eğitim verilen, sosyal hayatın aktığı bir merkezdi. Camide uyumak, yemek yemek, sohbet etmek gibi eylemler olağan kabul edilirdi. Çocuk camide olağan dışı bir varlık değil, caminin cemaatiydi. Bu tartışmanın haklı-haksız tarafı yok. Cami iklimi bozulursa herkes kaybeder, denge kurulmalı"


Akşam namazının ardından saf tutuluyor... Bir yanda yıllardır aynı saatte camiye gelen, sessizliği ve düzeni seven büyükler; diğer yanda yeni yeni camiyle tanışan, meraklı gözlerle etrafa bakan çocuklar. Kimi yerde bir fısıltı yükseliyor, kimi yerde küçük bir koşuşturma... Ve o an, caminin içinde görünmez bir gerilim dolaşıyor. Ya da teravih vakti, çocuklar heyecanla ailelerinin yanında camiye gelmiş. Cami de onlar için hazırlanmış etkinlikler de var. Sevinçliler, koşturup eğleniyorlar... Diğer yanda camide sessizlik ve huzur arayan yetişkinler, yaşlılar... Bu ses onları huzursuz ediyor. Namaza odaklanamadıklarını söylüyorlar...
Aslında mesele, bir tarafın diğerine üstün gelmesi değil. Bir çocuğun camide attığı her adım, sorduğu her soru, yaptığı her küçük taşkınlık; onun dünyayı anlama biçiminin bir parçası. Aynı şekilde, günün yorgunluğunu sırtında taşıyarak camiye gelen bir yetişkinin huzur arayışı da yabana atılacak bir ihtiyaç değil. Aynı mekânda, aynı niyetle ama farklı beklentilerle bir araya gelen insanlar var.
Bu tartışma bize şunu gösteriyor: Sorun çocukların camide olması değil, bu birlikteliğin nasıl kurulacağı. Camiler yalnızca sessizliğin değil, öğrenmenin; yalnızca disiplinin değil, rehberliğin de mekânı. Peki, bu denge nasıl sağlanır Çocuk camiye nasıl alıştırılır, yetişkin huzuru nasıl korunur Peygamberimiz döneminde camiler nasıldı Çocuklara nasıl davranılırdı
Uzmanlara sorduk; yanıtlar, meseleyi 'haklı-haksız' ikileminin ötesine taşıyor. Peygamberimiz döneminde camiler sadece bir ibadet alanı değil, eğitim verilen, sosyal hayatın aktığı bir merkezdi. Camide uyumak, yemek yemek, sohbet etmek gibi eylemler olağan kabul edilirdi. Çocuk camide olağan dışı bir varlık değil, caminin cemaatiydi.


ALEYNA NAZLICAN ADAY YILDIZ/ UZMAN PSİKOLOJİK DANIŞMAN

Çocuklarla yetişkinlerin ihtiyaçları farklı
Gelinen son noktada yaşanılanlara psikolojik açıdan bakıldığında burada haklı ya da haksız taraflardan söz etmekten ziyade iki farklı ihtiyacın aynı ortamda karşılaşması söz konusudur. Bu mesele bir nesil çatışması değil; çocukların gelişimsel özellikleri ile yetişkinlerin ibadet beklentisinin çarpışmasıdır.
Yetişkin için cami çoğu zaman günün yorgunluğundan uzaklaşılan, zihnin sakinleştiği ve içe dönülen bir alandır. Çocuk için ise cami yeni bir ortam, keşif alanı ve sosyal deneyimdir. Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklar uzun süre sessiz ve hareketsiz kalabilecek gelişimsel olgunluğa henüz sahip değildir. Çocukların dikkat süreleri kısadır ve hareket ederek öğrenirler. Bu nedenle camide konuşan, yer değiştiren ya da hareketlenen bir çocuk çoğu zaman bilinçli bir saygısızlık yapmaz; gelişimsel kapasitesinin sınırları içinde davranır. Tartışmanın merkezinde çocukların camiye gelmesi varmış gibi görünse de, aslında sorun çocukların varlığı değil, bu sürecin yapılandırılmadan gerçekleşmesidir.

ÇOCUK GÖRDÜĞÜNÜ ÖĞRENİR
Çocukların camiden uzaklaştırılması doğru bir çözüm değildir. Nasıl ki okulun, kütüphanenin, sinemanın ve toplumsal yaşamın her alanının belirli kuralları varsa caminin de bir adabı vardır ve bu adabın öğretilmesi gerekir. Çocuğu cemaatin uyarması çoğu zaman kalıcı etki oluşturmaz; çünkü çocuk sınırı toplumdan değil, bağ kurduğu kişiden kabul eder. Çocuk için gerçek otorite ebeveyndir. Bu nedenle camideki davranışı düzenlemenin en etkili yolu aile rol modelidir. Anne ve babanın çocukla birlikte camiye gitmesi, nasıl davranılması gerektiğini sadece anlatması değil göstermesi gerekir. Çocuk söyleneni değil, gördüğünü öğrenir.

YAŞLILAR İÇİN SAKİNLEŞME ALANI
Öte yandan yetişkinlerin rahatsızlık duyması da anlaşılır bir durumdur. Çünkü günümüz yaşam koşullarında zihinsel yorgunluk artmış, dikkat süresi azalmış ve tolerans eşiği düşmüştür. Birçok kişi için cami günün tek sakinleşme alanıdır. Bu nedenle gürültüye tahammül etmek zorlaşabilir. Burada çocuğun hareket ihtiyacı da, yetişkinin huzur ihtiyacı da gerçektir. Bu nedenle çözüm taraf seçmek değil, denge kurmaktır.
Maneviyatın ve değerlerin çocuk gelişimi üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemelidir. Çocuklar değerleri yalnızca öğütlerle değil, deneyimleyerek öğrenir. Cami ortamı çocuk için sadece ibadet edilen bir yer değil; paylaşmayı, sıraya girmeyi, beklemeyi, başkasını rahatsız etmemeyi ve yardımlaşmayı öğrendiği bir sosyal öğrenme alanıdır. Bu nedenle çocukların bu ortamlardan tamamen uzak tutulması karakter gelişimi açısından uygun değildir. Ancak çocukları tamamen serbest bırakmak da doğru değildir. Nasıl trafikte kurallar toplumun huzuru için varsa camide de huzurlu bir ortam için sınırlar gerekir. Bu sınırlar dışlamak için değil birlikte var olabilmek içindir.

REHBERLİK EDELİM
Bu tartışmada kazanan ya da kaybeden yoktur. Sorun çocuk sesi değil, yönlendirilmemiş çocuk davranışıdır; sorun yetişkin tepkisi değil, karşılanmamış beklentidir. Yapılması gereken susturmak değil rehberlik etmek, uzaklaştırmak değil öğretmektir. Çünkü camiler yalnızca bugünün ibadet mekânları değil, yarının toplumsal hafızasıdır.