Bunu ben değil, araştırmalar söylüyor: Litvanya'da 9-14 yaş arasındaki 394 çocukla yapılan araştırmaya göre, annelerinin arkadaşlıklarını onaylamadığını hisseden çocukların ilişkileri zamanla sona eriyor. Üstelik arkadaşlıkta alınan destek de azalıyor
"Anne, bugün yine onunla oynadım!" Çocuklu evlerde bu cümleyi duymayan var mı Okuldan gelir, çantasını bir kenara bırakır, gününü anlatmaya başlar. Öğretmeninden, teneffüsten, oynadığı oyundan söz eder. Sonra bir arkadaşının adı tekrar tekrar geçmeye başlar. Siz de dinlerken bir yerde duraksarsınız. Çünkü o çocuğu pek sevmezsiniz. Belki çocuğunuzu üzdüğünü düşünüyorsunuzdur. Belki yanında farklı davrandığını fark etmişsinizdir. Belki de sadece içinize sinmiyordur.
İşte o anda annelik refleksi devreye girer: "Sen neden hâlâ onunla arkadaşsın" Ardından, çoğu zaman düşünmeden şu cümle gelir: "Bence onunla görüşmesen iyi olur."
Çocuğumuzu korumak istememiz çok doğal. Kim çocuğunun üzülmesini, dışlanmasını ya da kötü etkilenmesini ister Ama bir yandan da şu soruyu sormak gerekiyor: Benim sevmediğim bir çocukla arkadaşlık ettiği için çocuğum bu ilişkiyi bitirmeli mi
Yeni bir araştırma, bu soruya düşündürücü bir yerden bakıyor: Annelerin istemediği arkadaşlıklar gerçekten bitiyor mu
Child Development dergisinde 2026 yılında yayımlanan araştırmada, annelerin çocuklarının arkadaşlarını onaylamamasının arkadaşlıkların geleceğiyle ilişkisi incelendi.
Araştırma Litvanya'daki devlet okullarında yapıldı. Araştırmacılar, 9-14 yaş arasındaki 394 çocuğu iki okul yılı boyunca izledi. Çocuklar üç farklı zamanda soruları yanıtladı. Çalışmada, birbirlerini en yakın arkadaşları olarak gösteren 197 arkadaşlık çifti özellikle takip edildi.
Çocuklara annelerinin arkadaşlıkları hakkındaki düşünceleri ve arkadaşlarından ne kadar destek gördükleri soruldu.
Sonuç dikkat çekiciydi: İzlenen arkadaşlıkların yaklaşık üçte biri zaman içinde sona erdi. Çocuklar, annelerinin arkadaşlıklarını onaylamadığını ne kadar çok hissediyorsa, bu arkadaşlıkların ilerleyen aylarda bitme ihtimali de o kadar artıyordu.
Üstelik mesele yalnızca annenin açıkça "Onunla görüşme" demesi değildi.
Annenin olumsuz yaklaşımı, arkadaşların birbirlerine verdikleri desteğin azalmasıyla da bağlantılıydı. Yani çocuk, annesinin bu arkadaşlığı istemediğini hissettiğinde ilişkiye eskisi kadar sıcak bakmayabiliyor. Arkadaşına daha az güvenebiliyor, ondan daha az destek alıyor ya da arkadaşlığını sorgulamaya başlayabiliyor.
Bunu yetişkinlikten de biliyoruz aslında.
Yakın olduğumuz biri hakkında çevremizden sürekli olumsuz şeyler duyduğumuzu düşünelim. "Sana göre değil", "Bence sana iyi gelmiyor", "Onunla neden görüşüyorsun" gibi cümleleri tekrar tekrar işittiğimizde, bir süre sonra biz de o ilişkiye başka gözle bakmaya başlayabiliriz.
Çocuklarda da benzer bir süreç yaşanıyor olabilir.
Burada önemli bir ayrıntı var:
Araştırma, annelerin her itirazının arkadaşlığı bitirdiğini söylemiyor.
Yalnızca annenin arkadaşlığı onaylamamasıyla arkadaşlığın ilerleyen dönemde sona ermesi arasında bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor.
9-14 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLAR İNCELENDİ
Kimler incelendi 9-14 yaş arasındaki 394 çocuk.
Araştırma nerede yapıldı Litvanya'daki devlet okullarında.
Ne kadar sürdü İki okul yılı boyunca, üç farklı ölçümle.
Ne bulundu İzlenen arkadaşlıkların yaklaşık üçte biri sona erdi.
En önemli sonuç neydi Çocuklar annelerinin arkadaşlıklarını onaylamadığını ne kadar çok hissederse, arkadaşlığın bitme ihtimali de o kadar artıyordu.
Başka ne görüldü Arkadaşların birbirlerine verdikleri destek de azalıyordu.
Peki, içimize sinmeyen bir arkadaşlık varsa ne yapacağız
Diyelim ki çocuğunuz bir arkadaşından sürekli şikâyet ediyor. Bir gün oyuna alınmadığını, başka bir gün onunla alay edildiğini anlatıyor. Böyle bir durumda sessiz kalmak elbette doğru değil. Çocuğumuzu dinlemek, onu korumak ve gerektiğinde müdahale etmek bizim sorumluluğumuz.Ama ortada somut bir zarar yokken, yalnızca o çocuğu kendimize yakın bulmadığımız için arkadaşlığı yasaklamak başka bir şey.
Böyle bir durumda ilk işimiz "Onunla oynama" demek yerine çocuğumuzu dinlemek olabilir. "Onunla birlikteyken nasıl hissediyorsun" diye sorabiliriz.
Çünkü bazen bir arkadaşlıkta hem güzel hem de zorlayıcı şeyler yaşanır.
Çocuğumuz bir yandan o arkadaşıyla vakit geçirmekten hoşlanırken bir yandan bazı davranışlarından rahatsız olabilir.
Bizim görevimiz, onun yerine hemen karar vermek değil; yaşadıklarını anlamasına yardımcı olmak.
Bir de kendi tepkilerimizi unutmamak gerekiyor. Bir çocuğu beğenmediğimizde bunu yalnızca sözlerimizle göstermiyoruz. Yüzümüz düşüyor, ses tonumuz değişiyor, o arkadaşın adı geçtiğinde hemen yorum yapıyoruz. Çocuklar bunları fark ediyor. Bazen açıkça "Onunla görüşme" demesek bile ne düşündüğümüzü anlıyorlar. Bu da arkadaşlıklarına bakışlarını etkileyebiliyor. Mesele, çocuğumuzun hayatındaki her arkadaşı onaylamak değil. Mesele, kendi düşüncemizi onun kararının yerine koymadan önce onu anlamaya çalışmak. Belki çocuğumuz o arkadaşının yanında kendini rahat hissediyor. Belki ortak bir ilgi alanları var. Belki de bizim dışarıdan gördüğümüzden farklı bir yakınlık kurmuşlar.

3