SINAV

Geçen gün vergi borcum olup olmadığını kontrol etmem gerekti. Bunun için e-Devlet'ime girdim. Çarşı gibiydi; gez gez bitmedi. Kurcaladım, kurcaladım. Kendimle ilgili bilmediğim ne çok şey varmış! Her şey cillop gibi ortadaydı. Sayfalardan birinde "Üniversite Sınav Başvuru" tuşu vardı. Refleksi bir şekilde basıverdim. Fırsat parmağıma gelmişken sınav deneyimi yaşayıp bilgilerimi tazeleyeyim diye düşündüm. Hem çocuklarıma örnek teşkil ederim dedim. Öyle olmadı. Dalga geçtiler. Ama son gülen iyi güler.

Kısası, ödemeler, çıktılar derken sınav günü geldi çattı. Ruhen on yedi yaşıma döndüm. Bir gece önce heyecan, sabah telaş Taktım takıştırdım, sürdüm sürüştürdüm; bir dağınıklık, bir rüküşlük Değil tabi ki; Ama küpelerim, yüzüğüm, bilekliğim ve oğlumun yaptığı boncuktan kolyem acemiliğime kurban gitti. Hepsi yasakmış. Hızlı hızlı çıkarıp kantine emanet bıraktım. Para istediler. "Para yok." dedim. Dediler ki: "Neden yüzük var da para yok" "Doğru." dedim. Beyaz saçlarımın güvenilirliğini garantör olarak kullanıp çıkışta bir şekil halledeceğimi belirttim ve girişe döndüm.

Orası sıkıntılı süreç. Herkes takılı gelmiş. Kalem, sigara, toka, güneş gözlüğü Her şey sorun oldu. Hatta kötü bir olay yaşandı: Genç bir kızın piercing tarzı küpesi kulağından çıkmadı ve maalesef içeri almadılar. Senesi ziyan oldu.

Sınıfıma çıktım, sıramı buldum. Başta yaşımdan utanıyordum. Bir baktım, oradaki en genç benim! "Allah Allah" dedim. "Ne oluyoruz" Veteran milli takımı gibiydik. Muhtemelen bizim sınıfın yaş toplamı, tüm okuldaki esas öğrencilerin yaşının toplamından daha fazlaydı. (Aa, böyle bir soru vardı.)

Sebebini sorguladım. Sonra "Kunta Kinte" nesli olduğumuz aklıma geldi. Hem ebeveynlerine, hem çocuklarına, hem torunlarına bakan nesildik. Okumuş, çalışmış, emekli olmuş Ama hâlâ çalışkancılık! Yoksa insan kendini neden test cenderesine soksun ki (Belki herkes "Vergi borcu var mı" diye bakarken oldu.)