Bu hafta tarihin en büyük filozoflarından biri olan Sokrates'tan bahsedesim var. Kendisini, Atina halkına Tanrı tarafından gönderilmiş bir at sineği olarak tanımlamış. Bu mecazı, yalnızca etkileyici bir söz sanatı olarak göremeyiz. Düşünce tarihinin en derin anlamlarından birini içinde barındırıyor. "Uyuyan toplum, yıkıma mahkûmdur. Sinek kadar küçük fakat rahatsız edici bir etki, uyanışı sağlayabilir."
Sokrates, içinde yaşadığı toplumun; düşünmeden hareket ettiğini, bilgi sahibi olmadan kanaat getirdiğini ve sorgulama yetisini kaybettiğini farketmiş. Bundan rahatsız olmuş ve felsefeyi, entelektüel bir sorumluluktan çok ilahi bir misyon olarak görmüştür. İşte tam da bu yüzden çevresindekileri sarsmayı, yüzleşmeye zorlamayı ve en önemlisi kendi cehaletlerini fark etmelerini sağlamayı amaçlamıştır.
Bu zor bir görev. İnsanlara yanlış düşündüklerini kabul ettirmek çoğunlukla imkansız. Çünkü hakikate giden yol acıtıcı, konforsuz ve sancılı. Sokrates bu sancıyı başlatan kişidir ve bu nedenle toplum içindeki rolü hayati bir nitelik taşır. Amaç gerçek bilgiye ulaşmaktır. Fakat süreç sevimsizdir.
Sokrates'in yaşadığı dönemde Atina, demokrasiyle yönetilen bir şehir devleti olmasına rağmen, sığ düşünce biçimleri yüzünden ahlaki yozlaşmaya uğramış.
Benzer tabloları halen birçok toplumda görmek mümkün. Çok seslilik kargaşaları ve popüler gündem kirlilikleri had safhada. İsrafi ve okumayan, cehalet papağanları çoğalıyor. Başarısız ve fakir psikolojisiyle kendimiz hariç herkesi suçlayıp saldırıyoruz. Eleştiri düşmanlıkla karıştı. İşte böyle zamanlarda Sokrates gibi düşünmeliyiz. Sineğin görevi, devinmeyen bu "büyük atı" dürtmek, canlandırmak, harekete geçirmek; yani düşünmeye zorlamaktır. Bu görev her çağda cesaret ister.
Toplumsal ve bireysel olarak, rahatsız etmek pahasına, insanları yaptıkları hataların farkındalığına ulaştırma çabası zordur. Yalnızlığa sebep olur. Ama bazen kendine engel olamazsın.
Sokrates, bu görevi yüzünden ölüme mahkûm edildi. Ama o, yaşamak için hakikati terk etmedi. İnandığı şey uğruna hayatını ortaya koydu. Onun ölümü, bir toplumun kendi vicdanına, kendi hatalarına sırt çevirişi anlamına gelir.

51