KARABASAN

Okul saldırılarından sonra toplumsal dayanışmayı vurgulayan yazı, dijital bağımlılığı gerçek sorun olarak gösteriyor; peki güvenlik önlemleri çocukları ekranlardan çekebilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, son yaşanan okul trajedisinin ardından toplumsal güvenin krizleri atlatmadaki rolünü vurgulayarak, çocukların ekran başında büyümesinin ve dijital bağımlılığın toplumsal bir sorun olduğunu ileri sürer. Aile içi sağlıklı iletişim ile devlet güvenliği tedbirlerinin birlikte ele alınması gerektiğini savunsa da, bu iki çözümün birbirinden ayrılmasının ve uyumlu çalışamamasının riski görmezden gelinmiş midir?

Hafta boyunca yaşanan acı ve korkutucu olaylar, hepimizin yüreğinde derin bir sızı bıraktı. Eğitim yuvalarını hedef alan saldırılar, toplumun ortak geleceğine dair umutları yerle bir etti. Kaybettiğimiz masumların ardından duyduğumuz üzüntü tarif edilemez; yaralananlar için ise en büyük temennimiz bir an önce sağlıklarına kavuşmalarıdır.

Yurt dışında bu tarz olayları sıkça duyardık; ancak ülkemizde sanırım ilk kez bu kadar büyük bir trajedi yaşandı. Okul içi şiddet, akran zorbalığı gibi olaylar daha önce haber olarak karşımıza çıkmıştı. Öğretmenlere yönelik saldırılar, öğrencilerin kendi aralarındaki kavgalar... Ancak ilk defa bu kadar korkuncuna tanık olduk. Akıl sır ermiyor; ne kadar çok yürek yandı. Güvenerek, huzurla gönderdiğin okul çatısı altında böyle bir vahşetin yaşanması tam bir karabasan.

Bu zamanlarda toplumların gerçek karakteri ortaya çıkar. Ayrışmadan kenetlenmemiz, öfkelenmeden sağduyu göstermemiz gerekir. Zor zamanlar, dayanışma refleksimizi güçlendirdiğimiz ölçüde aşılabilir.

Araştırmalar da bunu destekliyor. OECD'nin sosyal bağlar üzerine yaptığı çalışmalara göre, toplumsal güvenin yüksek olduğu ülkelerde krizlerin etkisi %30'a kadar daha hızlı atlatılabiliyor. Mesele duygusal olsa da birlik olmak, somut olarak da iyileştirici bir etkiye sahiptir.

En büyük sorumluluğumuz geleceğimize, çocuklarımıza karşıdır. Modern dünyanın sunduğu imkânlar kadar riskleri de var. Türkiye'de yapılan bir araştırmaya göre, 12-18 yaş arası gençlerin günlük ortalama ekran süresi 6 saatin üzerine çıkmış durumda. Bu oldukça trajik bir tablo. Aynı yaş grubunda dijital bağımlılık belirtileri gösterenlerin oranı ise %25'e yaklaşıyor.

Bu tabloya bireysel olarak bakılamaz; bu, ileri düzeyde toplumsal bir meseledir.

ocuklar artık sokakta büyümüyor; ekranların içinde büyüyor. Şiddet içerikleri, kontrolsüz sosyal medya kullanımı, hızlı tüketim alışkanlıkları... Tüm bunlar, gençlerin dünyayı algılama biçimini doğrudan etkiliyor.