Sadece zeki olmak yetmez

Bir insanın olaylardaki sebep-sonuç ilişkisini hızlı kurabilmesi, onun zekâ düzeyine dair önemli bir göstergedir.

Zekâ katsayısı, yani IQ'nuz ne kadar yüksekse, öğrenme, analiz etme ve problem çözme becerileriniz de o ölçüde gelişmiştir.

Ancak toplumda sıkça zannedilenin aksine, yüksek IQ hayat başarısını garanti etmez. Çünkü IQ testleri zekânın sadece bilişsel bir kısmını, yani öğrenme ve mantık yürütme kapasitesini ölçer. Oysa zekâ bundan çok daha fazlasıdır.

IQ testlerinde ortalama puan 100'dür. 130 ve üzeri üstün zekâ olarak kabul edilir ve bu gruba toplumun yaklaşık yüzde ikisi girer. 120–129 arası güçlü analitik düşünmeyi, 110–119 ortalamanın üstünü, 90–109 ise ortalama zekâyı ifade eder.

★★★

Türkiye'nin ortalama IQ seviyesi üzerine farklı sonuçlar vardır. Bazı araştırmalar 86–90 aralığını göstermektedir.

Aslında bu tür veriler toplumun zekasının düşük olduğu anlamına gelmez. Asıl mesele, potansiyelin ne kadarının ortaya çıkabildiğidir.

Eğitimde fırsat eşitsizliği, sosyoekonomik koşullar, beslenme yetersizlikleri ve çevresel faktörler bu sonuçların asıl sebepleridir.

Özellikle erken çocukluk dönemi kritik. 0–6 yaş arası zihinsel gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Bu dönemde yeterli uyarıcıyı alamayan çocuklar, potansiyellerinin gerisinde kalır.

Türkiye'de okul öncesi eğitime katılımın hâlâ düşük olması bu açıdan ciddi bir sorundur.

Buna ek olarak demir, iyot ve D vitamini eksikliği gibi beslenme sorunları da öğrenme ve anlama becerilerinin gelişimini yavaşlatmaktadır. Maalesef yoksulluk sadece fiziksel değil, zihinsel gelişimi de sınırlıyor.

Kültürel faktörler de önemli. Sorgulamak yerine itaatin teşvik edildiği ortamlarda yaratıcılık zayıflar. Oysa yaratıcı düşünce de zekânın parçasıdır.

Sürekli stres, gelecek kaygısı ve güvensizlik ortamı da çocukların zihinsel performansını düşürür. Yani mesele genetikten çok, sunulan imkânlarla ilgilidir.