Mesele kan dökmek değil

Kurban Bayramı, yüzyıllardır kutlanan en eski dini bayramlardan biri.

Temelinde paylaşmak, yardımlaşmak, dayanışma göstermek ve insanın sahip olduğu şeyleri başkalarıyla bölüşme fikri var.

Kökeni Hz. İbrahim'in oğlunu Tanrı'ya adama sınavına dayanıyor.

Hz. İbrahim, en değer verdiği şeyi feda etmeye hazır olduğunu gösterdiğinde, kurban etmesi için bir hayvan gönderiliyor.

Burada verilmek istenen mesaj doğrudan kan dökmek değil, insanın bencilliğini ve nefsini kontrol edebilmesidir.

★★★

Aslında kurban kesmek İslam'da farz değil. Kurban, maddi durumu uygun olan kişiler için vacip kabul edilir. Yani yapılması istenen ama farz olmayan bir dini yükümlülüktür.

Dinin en temel zorunluluklarından biri değildir. Üstelik İslam'da asıl önemli olan niyet, vicdan ve paylaşma anlayışıdır.

Kur'an'da kurban konusu doğrudan Hac Suresi 36 ve 37. ayetlerde geçer.

En çok tartışılan bölüm de burasıdır.

Ayette, kesilen hayvanların etinin ve kanının Allah'a ulaşmayacağı, Allah'a ulaşanın insanın takvası, yani niyeti ve sorumluluk anlayışı olduğu söylenir.

Ayrıca kurban etinin ihtiyaç sahipleriyle paylaşılması vurgulanır.

Geleneksel yorumda bu ayetler, kurban kesmenin dini bir ibadet olduğu şeklinde değerlendirilir.

Ancak İslam'ın temel zorunlu ibadetleri arasında kurban yer almaz.

Buna rağmen toplumda sanki dinin en büyük şartlarından biriymiş gibi algılanmaktadır.

★★★

Rahmetli Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ise bu konuda Türkiye'de en farklı yorumları yapan ilahiyatçılardan biriydi.

İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde uzun yıllar öğretim üyeliği ve dekanlık yapan Arapça, İslam felsefesi, kelam, tasavvuf ve Kur'an tefsiri alanlarında uzmanlığı olan, Yaşar Nuri Öztürk'ün kurban konusundaki yorumu çok tartışma yaratmıştı.

Ona göre Kur'an'da hayvan kesmek başlı başına bir ibadet olarak sunulmuyordu.

Asıl amaç sosyal yardımlaşmaydı.