Bugünün yalnızlığı eskisi gibi değil. Kapıyı kapatıp tek başına kalmakla ilgili değil. Tam tersine, kalabalığın ortasında yaşanıyor.
Eskiden yalnızlık bir eksiklikti. Şimdi ise kamufle ediliyor. Sosyal ortamlarda gülümsüyorsun, toplantılarda konuşuyorsun, mesajlara hızlıca cevap veriyorsun. Her şey normal gibi görünüyor ama gerçekten konuştuğun biri yok. Aynı masada oturmak bağ kurmak sayılıyor. Aynı fotoğrafta çıkmak yakınlık zannediliyor.
Daha çok iletişim var ama daha az temas. Daha çok konuşma var ama daha az anlam. Herkes anlatıyor ama kimse dinlemiyor.
Bir masada yan yana oturuyoruz ama konuşmuyoruz. Göz göze gelmek yerine ekrana bakıyoruz. Sessizlik rahatsız etmiyor artık çünkü herkes telefonla meşgul.
Anlatmak yerini yazışmaya bıraktı. Bir derdin varsa karşındakine dönüp söylemiyorsun, mesaj atıyorsun. Sevinç yazıyla paylaşılıyor, kırgınlık yazıyla ima ediliyor, öfke kısa cümlelere sıkıştırılıyor. Oysa kısa mesajların tonu yoktur, yüzü yoktur, duraksaması yoktur. Karşındakinin sevinçle mi, hasetle mi yazdığını göremezsin, dudak titremesi veya yutkunma yoktur.
Mesajlara emoji koyarak duygu eklemeye çalışıyoruz ama bu yapay bir telafi. Gerçek duygular sesle, sesin tonuyla, mimiklerle, bakışla aktarılır.
★★★
Yan yana oturan insanlar konuşup, sohbet etmek yerine ellerinde akıllı telefonlar sosyal medyada dolaşıyor. Başkalarının hayatlarına bakıyor, başkalarının cümlelerini okuyor, başkalarının mutluluğunu izliyor. Bu da tuhaf bir çelişki yaratıyor. Yakındaki uzak, uzaktaki yakın oluyor.

7