Evlilik, tarih boyunca hem bireylerin hem de toplumların en temel kurumlarından biri oldu. İlkçağlardan bugüne kadar farklı biçimlerde yorumlanan bu birliktelik, sadece iki kişinin değil, ailelerin, toplulukların ve hatta devletlerin düzenini belirleyen bir yapı taşı olarak görüldü.
Kadın ve erkeğin belirli kurallarla bir araya gelmesi hem üretimin hem de neslin devamını garanti altına alıyordu.
Bu yüzden evlilik, romantik bir birliktelikten çok sosyal, ekonomik ve politik nedenlerle şekillenmiş bir kurumdu.
★★★
Evlilik yüzyıllardır "ölüm bizi ayırana dek" sözüyle tanımlansa da günümüz dünyasında ne yaşam koşulları ne de beklentiler eskisi gibi değil.
İnsanlar artık tek bir işte ömür boyu çalışmıyor, tek bir şehirde yaşamıyor, hatta aynı fikirlerde kalmıyor. Peki evlilik neden hâlâ ömür boyu değişmez bir sözleşme olarak görülüyor
Genelde insanlar, yirmili yaşlarında verdikleri kararların çoğunu yıllar sonra sorguluyor. Seçtikleri meslek, yaşadıkları şehir, kurdukları arkadaşlıklar... "Bugünkü aklım olsa" diye başlayan cümleler mutlaka kuruluyor.
ünkü o yaşlarda insan hâlâ kendini tanıma sürecindedir. Henüz kimliğinin tam olarak oturmadığı bir dönemde verilen kararların, yıllar içinde değişen hayata ve kişiliğe uyum sağlaması çoğu zaman çok zordur.
★★★
Bugünkü evlilik anlayışının, dünün toplum düzenine göre şekillendiğini ve günümüz insanının ihtiyacına tam cevap veremediğini açıkça görmekteyiz. Bu yüzden belki de artık bu kurumun da günümüzün koşullarına uyarlanması gerekiyor.
Artan boşanma oranları ve değişen yaşam beklentileri, evliliğin belirli aralıklarla gözden geçirilmesi gerektiğini düşündürüyor.
Bu fikir, ilk bakışta radikal görünse de aslında evlilik kurumun hayatta kalabilmesi için evrimsel bir adım olabilir.
Elbette bu yaklaşım birçok tartışmayı da beraberinde getiriyor. ocukların durumu ne olacak Mal paylaşımı nasıl düzenlenecek Aile yapısı nasıl etkilenecek

4