Baharın gelişiyle birlikte o tanıdık mutluluk hissi yeniden yüreklerimize yerleşmeye hazırlanıyor.
Her ne kadar değişen mevsimler baharı bu yıl biraz geciktirmiş olsa da, tam "Hah, işte sonunda güneş açtı!" dediğimizde ertesi gün kışa geri dönsek de biliyoruz ki uzun kışın çoğu gitti, azı kaldı.
Bugün 6 Mayıs, yani Hıdırellez. Doğanın kış uykusundan uyandığı, toprağın taptaze bir nefes aldığı gün.
Kökeni Mezopotamya'dan Orta Asya'ya kadar uzanan kadim bir gelenek. Her yıl 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece kutlanıyor.
Darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizlerin hâkimi İlyas'ın yeryüzünde buluştuğu gün olarak kabul edilen Hıdırellez, sadece mevsimsel bir dönüşüm değil, aynı zamanda ruhlarımızın da yeniden filizlendiği bir umut tazeleme ritüelidir.
★★★
Her yıl aynı gece benzer dilekler, benzer beklentilerle aynı ritüeller yapılır. Herkes bir şeylerin değişmesini ister. Daha çok para, daha iyi bir iş, daha huzurlu bir hayat, daha mutlu bir ilişki. Liste uzayıp gider.
Aslında Hıdırellez'de yapılan her ritüelin arkasında ince bir umut etme sanatı yatar.
Akşamdan gül ağaçlarının altına çizilen o minik ev resimleri, yazılan sağlık ve huzur notları sadece kâğıt parçaları değildir. Onlar evrene gönderdiğimiz en içten mesajlardır.
Gül ağacının bereketi temsil etmesi, Hızır'ın dokunuşunun orada saklı olduğuna inanılması hem bu geceyi özel kılar hem de bu geleneği asırlardır yaşatır.
Evet, belki o dilek kâğıdı sizi zengin etmeyecektir ama bu tür ritüellerin önemli bir teselli gücü olduğunu kabul etmeliyiz.
Gece boyunca yanan ateşlerin üzerinden atlanırken aslında sadece odunların üzerinden değil, kışın yorgunluğunun, dertlerin ve kederin üzerinden de atlarız.
Sabahın ilk ışıklarıyla kapıların, pencerelerin ve hatta cüzdanların ağzının açık bırakılması ise içeriye dolacak olan Hızır bereketine bir davettir.
★★★
Bu ritüeller sadece birer gelenek değil, ruhumuzun

5