Washington D.C.'de Eylül ayında bir bar açıldı. Adı Hush Harbor. Girişte telefonunuzu bir kutuya koyuyorsunuz, kilitlenip size geri veriliyor. Londra'daki The Spy Bar'da ise telefon kamerasının üstüne bir sticker yapıştırıyorlar. Kararın nedeni, bir müşterinin kokteylini fotoğraflamak için bar taburesine çıkması. Stockholm'de Punk Royale'de yemek boyunca telefonlar kilitli. Bu uygulamaların sayısı tüm dünyada artıyor.
İyimser görüş: Bu örnekler insanlığın dijital hayata karşı bir isyanı olabilir. "Ya arkadaşlar biz sanırım bir şeylerin suyunu çıkardık" noktasına yavaş yavaş geliyor muyuz
Karamsar görüş: Ekranın açık olmasına bağımlı bir "dikkat ekonomisinde" telefonu kapama arzusu bir ürüne dönüşmüş olabilir. Ama bu "kopuş ekonomisi" sadece bazılarına mı açık
Siz düşünürken bir soru daha atayım ortaya: Silikon Vadisi liderleri neden çocuklarını ekransız Waldorf okullarına gönderirken, bizim evlatlarımız için tablet başında eğitim pazarlıyor
Neden tüm ticari hedeflerini bizim "ekrana bakmamız" üzerine kuruyor
Tarih boyunca gürültüden kaçmak bir sınıf ayrıcalığıydı. Yerleşik hayattan uzak o şaşalı mülklere sahip olmak ne kadar pahalıysa, bugün elimizde onu açmayacağız diye korkudan titreyen telefonları kapalı tutmak da o kadar maliyetli.
Dijital detoks çok sağlam bir irade gerektiriyor. Ama onu gerçek hayata geçirmek bir servet istiyor. Uber'i süren kişi de, markete gitmeye üşendiğimizi için yoğurdu eve getiren kurye de, kahve siparişi 4 cümle sürdüğü için kendini çok önemli hisseden beyaz yakalı da bildirimleri kapadığı bir dünyada emek arz edemiyor. Gelir veya konumumuz ne kadar yüksek olursa olsun, işimiz telefonun bildirimlerine bakmaya bağımlıysa bunun adı erişilebilirlik yoksulluğu.
Eskiden sınıflar, kimin daha çok bilgiye erişebildiğiyle ölçülürdü. Şimdi ise enformasyon bir tsunami; kimin erişilmemeyi opsiyonel yapabildiği belirleyici.
Tabii burada o tanıdık yargılayıcı dil de bir sosyal bonus olarak gelmekte. Telefonunu elinden bırakamayan kişi "iradesiz, disiplinsiz biridir" ezberi. Çalışanları her bir işin ayrı 50 kolu için farklı WhatsApp gruplarına dolduran sistem, insanların 'kovulmayayım' refleksini bir karakter meselesine dönüştürebiliyor.
Bu asgari ücretle geçinmeye çalışan birine "Neden daha sağlıklı beslenmiyorsun" demek gibi. O adama 'Paketli gıda yeme ama, çok katkı maddesi var' demekle, 'Ekrana çok bakıyorsun' diye söylenmek arasında pek fark yok.

9