Herkes aynı kişi mi olacak

Sokakta yürürken fark ediyor musunuz Herkesin yüzü artık birbirine çok benziyor. Burunlar, elmacık kemikleri, çene çizgileri. Bir ideal belirlenip raflara çıkıyor ve ürünleşip ekmek peynir gibi kapışılıyor. Bu burun da olsa, bir kahve termosu da; bir şeyin satılması ile talep patlaması arasındaki görüş mesafesi neredeyse sıfıra indi. Burnu (benim gibi) çirkin olanların güzellik yarışmalarından zaferle ayrılacakları günler çok yakında olabilir.

Peki bu tek tipleşme düşünce evrenine gelirse ne olur

Kartal'daki bir meslek lisesinde edebiyat öğretmeni olan Ayşe Hanım, bugünlerde şu problemle uğraşıyor. 22 öğrenciye bir kompozisyon ödevi veriyor ve tamamında hep aynı cümle yapısına rast geliyor: Sanki tek bir öğrenci 22 kez kompozisyon yazmış gibi görünüyor. O öğrencinin adını bilmiyoruz ama kim olduğuna eminiz. ChatGPT. Veya Gemini. Belki babası yazılımcıysa Claude. Ama Ahmet değil.

Çok kritik bir durum

Bu sahneyi global ölçeğe taşıdığımızda etki çok daha kritik hale geliyor. Haftada 900 milyon kişi YZ botuna yazıyor, aynı modelin fikrini soruyor, aynı robota işlerini yaptırıyor. 11 Mart'ta Trends in Cognitive Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre LLM'ler sadece içerik üretmekle kalmıyor; insanların nasıl yazdığını, nasıl düşündüğünü ve nasıl akıl yürüttüğünü standartlaştırıyor. YZ eğitim verisindeki baskın kalıplar biz kullanıcıları doğrudan etkiliyor, milyarlarca kullanıcının aynı modellerin peşinden gitmesiyle bu etki bir yakınsama döngüsü yaratıyor.

Tabii bu işin yalnızca bir tarafı. SAGE Journals'da yayımlanan ikinci bir çalışma YZ robotlarının kimi temsil ettiği sorusunu irdeliyor. Bir başka deyişle biz düşünme işlerini robot taşeronlara verdik ama bu robotlar kim gibi düşünmek üzere koşullandı Çalışmaya göre; batılı, liberal, yüksek gelirli, eğitimli ve İngilizce konuşan bir demografi mevcut. Yaşlılar, azınlık kültürleri, dünya nüfusunun büyük bölümü, dışarıda.

Şişli'deki Hüseyin dayı ile Yeni Zelanda'daki Noah amcayı da eşitleyecek bir Silikon Vadisi mekanizmasından bahsediyorum.

Ocak 2026'da Patterns dergisinde yayımlanan bir deneyde araştırmacılar görüntü üretici bir YZ'yi, görüntü yorumlayıcı ile bir döngüye soktu. Döngü; üret-yorumla-üret-yorumla şeklinde ilerledi. Başlangıç istemleri ne kadar çeşitli veya yaratıcı olursa olsun; birkaç iterasyon sonra tüm çıktılar aynı yere yaklaşmaya başladı. Güçlü atmosfere sahip şehir manzaraları. Görkemli binalar. Pastoral doğa görüntüleri. Araştırmacılar bu kaygı verici çıktıya bir isim verdi: "Görsel asansör müziği."