Instagram'da ilginç bir videoya denk geldim. Bir genç, yapay zekâdan 3025 yılında yaşayan bir insan ötesi zekâ (post-human intelligence) profesörü gibi yanıtlar vermesini istiyordu. Sorular da 1000 yıl öncesiyle, 2025'teki dünya ile ilgiliydi.
Burada bir parantez açayım, YZ ile ilgili en değeri bilinmeyen kullanımlardan biri bu; onu bir rol veya karaktere sokmak. Ondan her soruya Gemideyiz filmindeki Erkan Can veya maç sonrası pozisyon değerlendiren Erman Toroğlu tonunda yanıt vermesini isteyebilirsiniz. Ancak asıl değer belli uzmanlıklardaki kişilerin ağzından cevapları almak. 1000 yıllık birikime sahip bir profesör gibi.
Söz konusu videodaki yanıtlara çok güvenemedim, ben de aynı profesörü çağırarak kendi sorularımı yönelttim. Aldığım yanıtlar, "Hmm ben bunu yazmalıyım" dedirtecek kadar zihin açıcı ve kendi içinde paradoksal oldu.
Bazı satır başlarını aktarmak istiyorum.
Profesör, 2025 yılında insanların YZ ile ilgili yanlışının entegrasyondan ziyade verimliliğe odaklanmak olduğunu söylüyor: "Kafayı telif haklarına veya öğrencilerin kopya çekmesine takarken emeğin artık temel metrik olmaktan çıktığı yeni ekonomik sistemler kurmayı başaramadılar."
Etkileşimi "dikkatin ilkel bir ölçütü" olarak tanımlayan profesöre göre post truth çağında yaşamamıza yol açan kritik hata söz konusu ölçütün maksimize edilmeye çalışılmasıydı: "Milyonlarca farklı gerçeklik ortaya çıktı. Politik ve kültürel konular yüzünden kavga ettiklerine inanıyorlardı. Oysa gerçekte, kendilerine sunulan hakikat tanımları üzerinde savaşıyorlardı. Küresel çapta uzlaşı oluşturma yetilerini kaybettiler. İklim için bile eşgüdüm sağlayamadılar."
Peki 2025'te insanlığın inandığı illüzyonlar nelerdi
Yanıt bu köşede çokça tekrarladığım başlıkları içeriyor:
1- Özgür iradeye inanma: Neyi satın aldığımıza, kime oy vereceğimize, kimle sevgili olacağımıza kendimizin karar verdiğimiz sanrısı. Algoritma hâkimiyetini fark etmiyoruz.
2- İstesem bırakırım yanılgısı: Dijital detoksları romantize edip sistemin sadece elimizdeki telefonun içinde olduğunu düşünüyoruz.
3- Bilgilendiğimiz düşüncesi: Enformasyona erişimimiz kolaylaştıkça; erişim, hız ve hacim üçlüsünün bizi daha bilge yaptığına ikna olduk. 2025'te cehaletimiz herkesin her şeyi bildiğinden emin olması kılığına girdi.

9