Yıkımların gölgesinde yeni dünya düzeni

Bir dünya düzeni bu kadar büyük hızla paramparça edilebilir mi Neden şimdi Zaten bir süredir var olan ve ABD ile İsrail'in İran'a saldırması ile çok daha ivmelenen gelişmeler bizi nereye getirecek Sadece benim değil hemen hemen herkesin kafasında olan sorular bunlar

ABD'de Cumhuriyetçi Parti önceki gün tek ses oldu ve Kongre'de başkanın savaş yetkisini genişleten kararı destekledi. Belli ki kasım seçimleri gelmeden (Trump'ın yeniden seçilmesi mümkün olmayabilir) olabildiğince en hızlı şekilde değişim planları söz konusu.

Öte yandan ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonunun sahada yeni cepheler açabileceğine dair işaretler de geliyor. New York Times'ın haberine göre Irak'ın kuzeyinde konuşlu ABD'ye yakın İranlı Kürt gruplar, İran topraklarına girebilecek silahlı birlikler hazırlıyor. Haberde, CIA'nin bu gruplara daha önce küçük silahlar sağladığı ve bunun İran rejimini içeriden baskı altına almayı amaçlayan uzun vadeli bir gizli programın parçası olduğu belirtiliyor. Her ne kadar Beyaz Saray Kürtlerin İran içinde bir isyan başlatacağı yönündeki iddiaları resmen doğrulamasa da son bombardımanların özellikle İran'ın batısındaki Kürt bölgelerinde yoğunlaşması bu ihtimali güçlendiriyor. Böyle bir senaryo İran rejimini devirecek ölçekte bir askeri güç yaratmasa da İran ordusunu yeni bir cepheye zorlayarak savaşın kapsamını genişletebilir ve bölgesel çatışmayı çok daha karmaşık bir hale getirebilir. Peki bu yeni jeopolitik tablo kimleri, nasıl etkileyecek

İN NE YAPACAK

ABD'nin en güçlü rakibi. Enerji sevkıyatının durmasının önemli etkileri olacak. ünkü küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı doğrudan risk altında. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'si bu dar boğazdan geçiyor. in ise dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından biri ve petrolünün önemli bölümünü Ortadoğu'dan sağlıyor. Hürmüz'de yaşanabilecek uzun süreli bir kriz, yalnızca enerji fiyatlarını değil, küresel üretim zincirlerini ve dünya ekonomisini de sarsabilir. Başka bir deyişle İran savaşı aynı zamanda ABD ile in arasındaki stratejik rekabetin yeni bir cephesine dönüşme potansiyeli taşıyor.

KÖRFEZ ÜLKELERİ: KIRILGAN DENGE

Reuters'ın dikkat çekici analizine göre İran savaşı Körfez bölgesinin son otuz yılda üzerine kurulduğu iki temel varsayımı sarsmış durumda: bölgenin güvenli bir ekonomik merkez olması ve enerji ihracatının kesintisiz sürmesi. İran'ın füze ve drone saldırılarıyla hava sahalarının kapanması, limanların ve altyapının hedef alınması ve Hürmüz Boğazı'nda artan risk, Dubai ve Abu Dabi gibi şehirlerin "istikrarlı ve güvenli ticaret merkezi" imajını ilk kez ciddi biçimde zedeliyor. Ayrıca Katar'ın LNG sevkıyatlarının aksaması, Irak ve Suudi Arabistan'ın üretim ve sevkıyat düzenini değiştirmek zorunda kalması gibi gelişmeler küresel enerji piyasalarında şok yaratıyor. Analize göre savaş kısa sürse bile Körfez ülkelerinin İran'la kurmaya çalıştığı kırılgan denge ve güven ortamı büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda ve bölge artık daha güvenlik merkezli, daha temkinli bir döneme giriyor.

AVRUPA'NIN İKİLEMİ

Avrupa ise bu krizde hem enerji hem güvenlik açısından zor bir denklemle karşı karşıya. Rusya-Ukrayna savaşından sonra enerji bağımlılığını azaltmaya çalışan Avrupa için Ortadoğu'da yaşanacak yeni bir kriz ciddi bir risk anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan kesinti petrol ve LNG fiyatlarını hızla yukarı çekiyor. Öte yandan Avrupa başka bir ikilemin içinde. Bir yandan uluslararası hukuk ve diplomasiye vurgu yapıyor, diğer yandan güvenlik açısından ABD'ye olan bağımlılığını hâlâ aşabilmiş değil. Bu nedenle İran krizi karşısında Avrupa ülkeleri arasında da farklı tutumlar ortaya çıkıyor. Bazıları Washington'a daha yakın bir çizgi izlerken bazıları ise savaşın hukuki ve siyasi sonuçları konusunda açık endişeler dile getiriyor. Bu durum Avrupa'nın uzun süredir tartıştığı "stratejik özerklik" meselesini yeniden gündeme getiriyor... Bu bağımlılığı azaltacak yeni savunma ve enerji stratejileri aramaya daha fazla zorlanıyor.