Zor karar

TCMB'nin 22 Nisan kararı enflasyon verisine değil jeopolitik risklerle şekillenecek—peki iç verilerin iyileşmesi dış şoklara karşı yeterli kalkan olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, TCMB'nin yaklaşan faiz kararının sadece ekonomik verilere değil, ABD-İran geriliminin yol açtığı petrol fiyat risklerine de yanıt verme zorunluluğu altında olduğunu savunuyor. Mart ayı enflasyon verilerinin olumlu olmasına rağmen, jeopolitik belirsizlikler para politikasının beklentilere odaklanmasını gerektiriyor. Ancak bu durumda, iç ekonomideki dezenflasyon süreci dış şoklar tarafından bozulabilecekse, merkez bankası nasıl bir denge kurmalı?

Küresel ekonomi bir kez daha veriyle değil, riskle yön buluyor. ABD-İran hattından gelen çelişkili açıklamalar yalnızca diplomatik belirsizlik yaratmıyor; petrol fiyatları üzerinden enflasyon beklentilerini de yukarı itiyor. Bu nedenle 22 Nisan'da açıklanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz kararı, klasik bir para politikası adımının ötesinde anlam taşıyor.
Son bir ayda küresel para politikası algısı belirgin biçimde değişti. "Güvercin" beklentilerin yerini giderek "şahin" öngörüler alıyor. Bunun temel nedeni, enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü risk ve enflasyonun yeniden inatçı hale gelebileceği endişesi. Petrol fiyatlarındaki dalgalı ama yukarı eğilimli seyir, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için maliyet kanalı üzerinden baskı yaratıyor. Türkiye de bu denklemde hassas ekonomilerden biri.
Bu tabloda TCMB'nin kararı daha da kritik hale geliyor. Mart ayında politika faizini yüzde 37'de sabit tutan Merkez Bankası, metninde jeopolitik gelişmelerin enflasyona etkisini açıkça vurgulamıştı. Yani riskler not edilmiş, "bekle-gör" yaklaşımı tercih edilmişti. Ancak o günden bu yana küresel koşullar daha karmaşık bir hal aldı.
22 Nisan toplantısına yönelik beklentiler de bu belirsizliği yansıtıyor. Ekonomistlerin çoğu faizin sabit kalacağını öngörürken, önemli bir kesim 100 ila 300 baz puan artış ihtimaline dikkat çekiyor. Bu da piyasanın ikiye bölündüğünü gösteriyor: Dezenflasyon sürecinin devam edeceğini düşünenler ve dış şokların bu süreci bozabileceğini öngörenler.
Veri tarafı ise görece olumlu. Mart ayında aylık enflasyon yüzde 1.94, yıllık enflasyon yüzde 30.87 oldu. Özellikle hizmet enflasyonundaki gerileme ve kira artış hızındaki yavaşlama, dezenflasyonun çalıştığını gösteriyor. Ancak para politikası yalnızca mevcut veriye değil,