Silahlar susunca ekonomi konuşur

Türkiye, belki de son 40 yılın en önemli eşiklerinden birinden geçiyor. Meslek hayatım boyunca terörün en yoğun yaşandığı dönemlerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun hemen her köşesine gittim. Bölge halkının çocuklarını oyun oynamaya sokağa bile çıkaramadığı, silah sesinden uyunamayan günlerdi. Kimi köyler boşalmış, kimi yollar korkudan kullanılmaz hale gelmişti. Oysa bugün aynı coğrafyada bambaşka bir hikâye yazılıyor. Dağlarında petrol çıkarılıyor, vadilerinde turistler geziyor, yatırımcılar yeni projeler konuşuyor.
TBMM'ye sunulan "Terörsüz Türkiye" sürecinin yasal çerçevesi işte bu nedenle tarihi önemde bir adım. Elbette sürecin güvenlik kurumlarının tespitleriyle, hukukun çizdiği sınırlar içinde ve toplumsal mutabakatla ilerlemesi büyük önem taşıyor. Ancak ekonomik açıdan bakıldığında da önümüzde tarihi bir fırsat penceresi bulunuyor.
Bugün Türkiye yaklaşık 1.64 trilyon dolarlık milli geliriyle dünyanın en büyük 16'ncı ekonomisi konumunda. Şimdi bir de şu rakama bakalım. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın paylaştığı çalışmaya göre terörün Türkiye'ye doğrudan maliyeti 2.3 trilyon doların üzerinde. Fırsat maliyetleri de eklendiğinde bu kayıp neredeyse bunun iki katına ulaşıyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye sadece harcadığı parayı değil; yapamadığı yatırımları, kuramadığı fabrikaları, ağırlayamadığı turistleri, oluşturamadığı istihdamı ve kaçırdığı büyüme fırsatlarını da kaybetti.
Rakamlar çarpıcı. Terör nedeniyle milli gelirde 511 milyar dolar, ihracatta 110 milyar dolar, vergi gelirlerinde 123 milyar dolar kayıp oluştuğu hesaplanıyor. Yaklaşık 2.5 milyon kişilik istihdam fırsatı da bu süreçte kaybedildi. Kırk yılda oluşan borçlanma maliyetinin ise 520 milyar dolara yaklaştığı ifade ediliyor.
Yaklaşık 40 yıl boyunca her yıl ortalama 50 milyar dolar... Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 3'üne denk geliyor. Yani terörün her yıl ortalama oluşturduğu ekonomik yük, tek başına birçok ülkenin yıllık milli gelirinden daha büyük bir kaynağın üretim yerine güvenlik ve kayıplara gitmesi anlamına geliyor. 50 milyar dolarla dünyanın en büyük altyapı projelerinden onlarcası yapılabilir. Yaklaşık 500 modern devlet hastanesi inşa edilebilir. Yaklaşık 1.500-2.000 okul kampüsü yapılabilir. Yüzlerce kilometrelik hızlı tren hattı inşa edilebilir. Binlerce megavatlık güneş ve rüzgâr enerjisi santrali kurulabilir. Yüz binlerce sosyal konut üretilebilir.
Bazen ekonomiyi anlamak için tek bir örneğe bakmak yeterlidir. Gabar bunun en somut örneği. Bir dönem adını sadece çatışmalarla duyduğumuz dağlarda bugün günlük 83 bin 200 varil petrol üretiliyor ve üretim her geçen gün yeni rekorlar kırıyor. Bir zamanlar güvenlik gerekçesiyle girilemeyen bölgeler bugün