Orta Doğu'da derinleşen kriz artık sadece askeri ya da siyasi bir mesele değil; küresel enerji dengelerini yeniden yazan bir kırılma anı. İran'ın ABD'nin ateşkes teklifini "aşırı ve kabul edilemez" bulması, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik talebini açıkça dile getirmesi ve sahada çatışmaların sürmesi, bu krizin kısa vadede bitmeyeceğini gösteriyor. Bu tablo, kazananlar ve kaybedenler kulübünü de netleştiriyor.
Enerjideki son durumu çok kıymetli analizler yapan enerji uzmanı Altuğ Karataş'la konuştuk. Onun hesaplamalarıyla tabloyu analiz edelim. Önce rakamlar: Petrolde yaklaşık 30 dolarlık artış, doğalgazda ise %90'lara yaklaşan fiyat sıçraması var. Eğer bu seviyeler bir yıl korunursa, küresel ekonomide devasa bir servet transferi yaşanacak.
Kazananların başında ABD geliyor. Kaya gazı ve petrol devrimi sonrası yıllık yaklaşık 115 milyar metreküp LNG ihracatı ve günlük 4.5-4.9 milyon varillik petrol fazlası olan ABD, bu fiyat artışından yaklaşık 95 milyar dolarlık ek gelir sağlayabilir. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir güç artışı anlamına geliyor. Avrupa ile yapılmak istenen yeni LNG anlaşmaları da bu stratejinin bir parçası.
İkinci büyük kazanan Rusya. 2022'de ambargoyla ciddi kayıplar yaşasa da yeni pazarlar buldu ve sistemi tamamen kaybetmedi. Günlük 4-4.5 milyon varillik petrol fazlası ve güçlü gaz ihracatıyla, fiyat artışlarının sürmesi halinde yaklaşık 90 milyar dolarlık ek gelir potansiyeli bulunuyor.
Bunun yanında Kanada, Norveç ve Avustralya gibi "sessiz kazananlar" da var. Enerji ihracatçısı bu ülkeler için kriz, doğrudan gelir artışı anlamına geliyor. Kanada'nın 45-50 milyar dolar, Norveç'in ise 30-35 milyar dolar civarında ek kazanç elde etmesi mümkün.
Kaybedenler tarafı ise daha çarpıcı. İlk sırada Körfez ülkeleri var. Çünkü bu kriz sadece üretim değil, lojistik krizi. Enerjiyi üretiyorlar ama sevk edemiyorlar. Alternatif boru hatları ve güvenli çıkış yolları sınırlı. Bu nedenle Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ciddi gelir kaybı riskiyle karşı karşıya.
İkinci büyük kaybeden Avrupa Birliği. Yüksek enerji fiyatlarının en ağır faturasını ödeyen taraf yine Avrupa. Hesaplamalara göre bu fiyat seviyeleri bir yıl sürerse Avrupa'nın sadece doğal gazda 100- 105 milyar dolar, petrolde ise 40-50 milyar dolar ek maliyetle karşılaşması söz konusu. Bu tablo, Avrupa'nın enerji güvenliği krizinin henüz bitmediğini gösteriyor.
Peki Türkiye bu resimde nerede
Aslında Türkiye bu krizin en dikkat çekici "potansiyel kazananı". Çünkü dünya ilk kez bu kadar net şekilde şunu görüyor: Enerji sadece üretmekle değil, taşımakla değer kazanıyor. Ve mevcut deniz yolları artık güvenli değil. Hürmüz Boğazı'nın kapanma riski, Süveyş ve Bab el-Mendeb'deki kırılganlık, alternatif rotaları zorunlu hale getiriyor.

17