MEB'in Ramazan genelgesi neden önemli

Toplumu okumaya, anlamaya çalışıyoruz. Toplumda gördüğümüz eksiklikleri gidermeye, güçlü bir toplum inşasına çalışmakla harcıyoruz vaktimiz, millet olarak, devlet olarak. Toplumu mercek altına alıp sosyolojik bir okuma yaptığımızda çocuklarımızın ruhsal boyutu üzerine yoğunlaşmadığımızı, bu konuda eksik kaldığımızı görebiliriz. Aç kalmasın diye çocuklarımızın üzerine titreyip midesini doyurduğumuz kadar ruhlarını doyurmak konusunda emek sarfetmiyoruz ne yazık ki. Çeşit çeşit yemekler verdiğimiz, her lezzetten tatsın istediğimiz, hiçbir şeyden eksik/mahrum kalmasın diye çırpındığımız çocuklarımızın ruhlarına hitap etmediğimiz ya da bu konuda eksik kaldığımızdandır ki kendilerini büyük bir boşlukta hissediyorlar.

Bu boşluğu doldurmak için emek vermek, ilgilenmek, sevgiyle büyütmek; duygularına hitap etmek gerekiyor. Karınlarını doyurduğumuz kadar zihinlerini de ruhlarını da kalplerini de doldurmalı, doyurmalıyız. Ruhu aç bir çocuğun karnının tıka basa dolu olmasının bir önemi olabilir mi Kalbinde açlık hisseden, sevgiden mahrum büyümüş bir çocuğun midesine çeşit çeşit lezzetlerin girmesinin ne önemi olabilir Fiziksel açlığını giderdiğimiz çocuklarımızın ruhlarındaki açlığı gidermedikten sonra çocuklarımızda sağlıklı bir davranış göstermelerini, karakterli, onurlu bir evlat olmalarını nasıl bekleyebiliriz

Mesleğimiz gereği çok insan ile temas halindeyiz. Pek çok anne baba ile oturup konuşma fırsatımız oluyor. Gözyaşlarını akıtan anne babaları; "Hocam çocuğumu hiçbir şeyden mahrum bırakmadım. Ne dediyse aldım (Aslında çocuğunda doyumsuzluk duygusu oluşturuyor farkında olmadan). Bir dediğini iki etmedim. Gitmediğim yerlere götürdüm, yemediğim yemekleri yedirdim, giymediğim kıyafetleri ona aldım ama ne yaptıysam ne ettiysem çocuğumu kaybetmenin önüne geçemedim. Çocuğum istemediğim insanlarla arkadaşlık kuruyor, onaylamadığım davranışlarda bulunuyor, kötü alışkanlıklar kazanıyor, onaylamadığım ortamlara girip çıkıyor. Yeri geldiğinde şiddet de uyguladığım oldu. Nerede neyi eksik yaptım ki çocuğum bu hale geldi diye kendimi sorguluyorum artık" dediğinde direkt araya girip "Siz bir şeyleri eksik yaptığınız için değil, fazla yaptığınız yani ölçüyü kaçırdığınız için ve bir de dengeyi tutturmadığınız için bunlar oluyor" diyorum.

Şaşkınlıkla yüzüme bakıp "nasıl yani" diyen velilere "Midesini beslediğiniz kadar ruhunu da kalbini de beslemeniz gerekiyor. Dengeden kastım bu. Çocuğunuzu sevmeniz, ilgi göstermeniz, merhameti, nezaketi, yardımlaşmayı, fedakarlığı, şefkati, hoşgörüyü, adaleti, saygıyı, empatiyi, ahlakı başta olmak üzere duygularını da beslemeniz, doyurmanız gerekiyordu. Siz hiç gece yarısı lavaboya giderken çocuğunun odasına uğrayıp çocuğunu yanağından öpüp "sevgili evladım seni çok seviyorum, benim için çok özel, çok kıymetlisin. Göz nurumsun. Saçının bir telini dünyaya değişmem" diye kulağına fısıldamanın nasıl muazzam bir güç olduğunu biliyor musunuz Anne baba, kendi çocuğu ile kaliteli zaman geçirmenin, etkinlikler yapmanın, birlikte kitap okumanın, film seyretmenin, doğa yürüyüşü yapmanın ruhunu ve kalbini nasıl beslediğinin farkındalığına sahip misiniz İşte sizlerin eksik bıraktığı nokta da bu; çocuklarınızın maddi yönü üzerine odaklanıp manevi yönünü eksik bırakmanız. Tek kanatlı kuş uçabilir mi Lastikleri eksik olan araç yol gidebilir mi Çocuklarınızın maneviyatını eksik bıraktığınız için çocuklarınız sizin istediğiniz yoldan yürümüyor, farklı yollara sapıyor, savruluyor. Toparlamanız zor veya imkansız oluyor." diye telkinde bulunuyorum.