Eğitimin tanımını yaparken "kalıcı izli davranış değişikliği" şeklinde yapıyoruz ama zihinlerimizde eğitimi, sınıf ortamında ya da en fazla okul sınırları içerisinde yapılan bir eylem olarak görüyoruz nedense. Kolay unutan bir milletiz; Eğitimin çok boyutluluğunu unutuyoruz. Teknofest, Tubitak gibi yarışmalar ya da Etwining, Erasmus gibi projeler organize edilmezse eğitimin ulusal ya da uluslararası düzlemdeki yönünden faydalanamayacağız. Eğitimin küresel bir yapıda olduğunu artık görmemiz gerekiyor.
Küreselleşen dünyada eğitimin de küreselleşmesi gerektiğini, küreselleşmenin eğitime katkısını ya da eğitimin küreselleşmeye katkısını araştırmıyor, öğrenmiyor ya da gereğini yapmıyoruz. 21. yüzyılda tüm dünya ile ortak becerilerimiz olan yabancı dil, dijital okuryazarlık gibi eğitimin farklı küresel boyutlarının olduğunu, uluslararası çalışmalara daha fazla yer alabilecek potansiyele de sahip olduğumuzu biliyoruz. Türkiye ile diğer dünya ülkelerinin eğitim sistemlerini pek çok yönden karşılaştırır isek çoğu ülkeden daha başarılı olduğumuzu da söylemek mümkün; ama yeterli ölçekte değiliz. Eksiğimiz çok. Yol almamız gereken konular çok fazla.
Eğitimin uluslararasılılaşması üzerine çok daha fazla çalışmalar, etkinlikler yapılarak toplumun özellikle de velilerin bilinçlendirilmesi ve farkındalık oluşturulması gerekiyor. Gerekirse bazı okullarda çok kültürlü sınıflar oluşturabiliriz. Öğretmenlerin küresel yeterliliklerini arttırabiliriz. Dijitalleşme sayesinde, pandemi döneminde okul sınırların aşılarak online sınıflar kurulduğunu ve eğitimin boyut değiştirdiğine tanıklık ettik; benzer şekilde dijitalleşme aracılığı ile küresel ortak sınıflar kurabiliriz; bu, öğrencilerin, çok kültürlü bir sınıfta eğitim almasını sağlar.
Şu an eğitim uzmanlarının tartıştığı ve diğer devletlerin konuştuğu konular küresel dünyada eğitimin uluslararası boyutu ve bu boyuta uyum sağlama süreçleri başta olmak üzere 21. Yüzyılda eğitimde uluslararasılılaşma ve ülke kültürüne etkisi, sınırları aşan bir eğitim modeli olarak küresel perspektifte okullar. Bizler de ülke olarak belki de uluslararası eğitim yaklaşımlarının Türkiye'ye yansımaları konusunu konuşmamız, tartışmamız gerekiyor. Eğitimin artık yerel bir faktör olmadığını uluslararası bir yapıya sahip olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Bunun ekonomik rekabet, teknolojik gelişmeler ve kültürlerarası iletişim gibi nedenlerden kaynaklandığını ve buna göre ülke olarak politikalar geliştirmemiz gerekir ki, son yıllarda bu yönde adımlar atıldığını ve eğitimin uluslararası boyutu üzerine MEB'in çalışmalar yaptığını, etkinlikler düzenlediğini, projeler geliştirdiğini biliyoruz, görüyoruz.
Eğitimin uluslararası bir boyuta taşınması ve kültürlerarası bir yapıya sahip olması ülkemize ne kazandıracak diye sorgulayan veya soranlar olabilir. Böylesi bir tutumun sonuçlarına bakacak olursak en başta öğrencilerde farklı bir bakış açısı gelişir; düşünce yapısı olarak artık sınırlı bir ölçekte değil, çok geniş bir yelpazede düşünmeye ve fikir üretmeye başlar. Geniş ölçekli imkânlardan yararlanmak ister. Bir diğer faydası öğrencilerde dil becerisi artar; farklı diller öğrenir, farklı kültürleri tanır. Öğrendiği dil gelişimini aile içi kültüre yansımaları olur. Anne babalar bu dil öğrenme sürecinde çocuklarının yolculuklarına tanıklık eder. Hoşgörü ve kültürel farkındalık oluşur.

24