YENİ Parti ve üniter devlet

YENİ Partili Sezgin Tanrıkulu 1 Ağustos 2026 günü Diyarbakır'da yaptığı basın toplantısında, partinin Lozan Antlaşması'nın yıldönümünde kurulması ile ilgili olarak "O güne denk gelmiş olmasının Kürtlerin göz ardı edileceği konusunda bir alınganlığı ben doğru bulmuyorum" demiş.

Konuşmanın bu yazıyı ilgilendiren yerlerini basından aktararak bilginize sunuyorum:

YENİ PARTİ NEDEN LOZAN'IN YILDÖNÜMÜNDE KURULMUŞ

Açıklamasının ardından Tanrıkulu gazetecelerin sorularını yanıtladı. Partinin Lozan Antlaşması'nın yıldönümünde kurulması sorusuna yanıt veren Tanrıkulu, "Bu benim şahsi görüşüm. Yani arkadaşlarımızın bu kadar çok hassasiyet, alınganlık göstermelerine gerek yok. O güne denk gelmiş olmasının Kürtlerin göz ardı edileceği konusunda bir alınganlığı ben doğru bulmuyorum. Sonuçta Lozan konusunda çok farklı görüşler vardır. Bugün bu müzakereleri yürüten Kürt siyasi hareketi de meselenin Lozan olmadığını Lozan'dan sonraki uygulamalar olduğunu ifade etmektedir" dedi.

'KÜRT MESELESİNİN 3 AYAĞI VAR'

YENİ Parti'nin Kürt meselesine bakış açısının sorulması üzerine Sezgin Tanrıkulu şunları söyledi: "Bir eşit yurttaşlık meselesi, iki ana dil meselesi, üç yerel yönetimler meselesi. Bu üç meseleye de sonuçta bir bakış açısı sunan bir parti programı var. Bunun bilinmesini isterim. Bazılarına eksik gelebilir, bazılarına fazla gelebilir. Neden bunlar var diye eleştiri geliyor. Dolayısıyla yani bu üç temel konusunda bir yaklaşımı parti programıyla ortaya koyan bir yaklaşımı ortaya koyduk."

***

Sezgin Tanrıkulu bir YENİ Parti milletvekili ve YENİ Parti yandaşlarıyla konuşmakta. YENI Parti yandaşları partilerinin Lozan Antlaşması'nın imzalandığı gün kurulmasından neden tedirgin olsunlar "Bugün bu müzakereleri yürüten Kürt siyasi hareketi de meselenin Lozan olmadığını Lozan'dan sonraki uygulamalar olduğunu ifade etmektedir" demesi de çok ilginç. Anlaşıldığına göre Kürtçüler, Cumhuriyetin Kürt kökenli vatandaşlarına "eşit vatandaş" muamelesi yapmasından hoşnut değilmiş, ayrıcalık istiyormuş.

YENİ Parti milletvekili Sezgin Tanrıkulu sonunda itraf gibi konuşuyor: "Bir eşit yurttaşlık meselesi, iki ana dil meselesi, üç yerel yönetimler meselesi. Bu üç meseleye de sonuçta bir bakış açısı sunan bir parti programı var. Bunun bilinmesini isterim. Bazılarına eksik gelebilir, bazılarına fazla gelebilir. Neden bunlar var diye eleştiri geliyor. Dolayısıyla yani bu üç temel konusunda bir yaklaşımı parti programıyla ortaya koyan bir yaklaşımı ortaya koyduk."

Sezgin Tanrıkulu'nun Kürtçü militanlardan farkı yok: Üç temel sorundan söz ediyor: "Eşit yurttaşlık; anadil, yerel yönetimler." Bu konuda 13 Kasım 2012 günlü Hürriyet gazetesinde şunları yazmışım: [Oral Demiray 05.10.2012 tarihli Taraf gazetesinde "Her etnik topluluk kendi dilinde eğitim hakkına sahiptir..." diye yazıyor. Hukuksal hiçbir dayanağı olmayan, duygusal yatırım cümleleri. Anadilde eğitim-öğretim hakkı devletler hukukuyla, uluslararası hukukla ilgili bir durum. Anadilde eğitim-öğretim egemen devlete ait bir haktır. Taraf gazetesi yazıcısının ileri sürdüğü "Her etnik topluluk kendi dilinde eğitim hakkına sahiptir" iddiasının geçerli olduğu hiçbir Avrupa Birliği ülkesi yoktur. Üniter bir devlet olan Fransa'da eğitim-öğretim sadece Fransızca yapılır. Belçika'da Fransızca ve Flamanca yapılır. ünkü Belçika, özel konumlu Brüksel dışında, iki bölgeli (Valonya ve Flamanya) bir federal devlettir. Kürtçenin eğitim-öğretim dili olması için Türkiye'de en azından bir "Türk&Kürt federasyonu" kurulması gerekir. "Efendim, böyle bir federasyona ne gerek var böyle de Kürtçe anadilde eğitimöğretim yapılabilir"