Marco Polo'nun "Dünyanın Hikâye Edilişi, Harikalar Kitabı 1"den aktarıyorum.
***
"Türkiye bölgesinde üç tür insan vardır: Türkmenler Muhammed'e taparlar ve onun yasasına bağlıdırlar; her konuda hayvan gibi yaşarlar, cahil bir halktır, dilleri diğerlerinden farklı ve barbardır. Dağlarda ve koyunları için iyi otlaklar buldukları geniş fundalıklarda yaşarlar, çünkü toprağı işlemezler ve yalnızca sürü hayvanlarıyla yaşarlar. Türkmenlerin nadiren evleri vardır, genellikle kırda hayvanlarıyla birliktedirler; hayvan derisinden giysileri ve keçe ya da deriden evleri vardır. Ve size diyorum ki çok iyi Türkmen atları ve çok değerli, çok iyi katırlar burada doğar. Diğer insanlar Ermenilerdir, oldukça kusurlu Hıristiyanlardır bunlar ve Yunanlar, şehirlerde ve köylerde karışık yaşarlar ve ticaret ve zanaatla geçinirler. Bunların büyük malları vardır. ünkü bilin ki dünyanın en iyi halıları ve en mükemmel renkleri bu yerlerin beşinde yapılmaktadır. Koyu kırmızı ve diğer renklerdeki, çok güzel ve çok zengin, çok büyük miktarda ipekli kumaşlar ve daha birçok şey de burada yapılmaktadır. Ayrıca toprağı da ekerler. Bununla birlikte, tüm bölge adını bu halkların birincisinden alır ve buraya Türkiye denir; Ermeniler ve Yunanlar ise orada sanki tesadüfen bulunmaktadırlar. Bölgenin en iyi ve en ünlü şehirleri Konya, Kayseri ve Sivas'tır. Beyefendi Aziz Blasius burada İsa için işkence çekti. Bu şehirler çok zengin ve müreffehtir ama diğerleri bunlar kadar değildir. Bu bölgede başka şehirler ve köyler de vardır ama size bunları söylemeyeceğiz, çünkü bu çok uzun bir sayıp dökme olur. Hepsi de burada yasayı yapan ve buraya vekiller ve valiler gönderen Doğu Tatar kralının tebaasıdır. Bu Tatarlar, kendi topraklarında hangi Tanrı'ya tapıldığını bilmeye önem vermezler. Tek önem verdikleri hepsinin efendi kağana sadık ve çok itaatkâr olup olmadıkları, belirlenmiş haracı ödeyip ödemedikleri ve adalet içinde hareket edip etmedikleridir; ruhunuzu istediğiniz gibi kullanmakta serbestsiniz. Yine de onların inançlarını çekiştirmenizi ve onları işlerinde yardımsız bırakmanızı hiç istemezler. Ve Tatarlar arasında oturan kişi ister Yahudi olun, ister pagan, isterse de Sarrazen ya da Hıristiyan, ruhuyla ve Tanrı'yla dilediğini yapabilir. Kuşkusuz Tatar ülkesinde İsa'nın efendi olduğunu kabul ederler ama onun kibirli bir efendi olduğunu söylerler, çünkü öteki tanrılarla birlikte olmayı hiç istememektedir, dünyanın tüm diğer tanrılarının üzerinde Tanrı olmak istemektedir. Bu nedenle, bazı yerlerde, altından ve gümüşten İsa heykelleri vardır ve onun Hıristiyanların büyük efendisi olduğunu söyleyerek bunları sandıklarda gizli tutarlar. Şimdilik bu bölgeyi bir tarafa bırakalım ve Büyük Ermenistan'dan söz edelim."
***
Marco Polo şimdi Büyük Ermenistan'ı anlatacak ama Küçük Ermenistan da neresi
Tarihi bir coğrafi terim olarak Küçük Ermenistan (Armenia Minor), Fırat Nehri'nin batısı ve kuzeybatısında, antik dönemde Ermeni nüfuslu yerleşim yerlerinden oluşan bölgedir. Günümüz Türkiye'sinde Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinin kesişiminde yer alan

11