Bu yazıyla ilgisiz görünmekle birlikte çok önemli bir sorundan söz edeceğim: Başta öğretmenler olmak üzere devlet memurları asla kendi memleketlerinde görevlendirilmemeli. Atanma durumu düşman tarafından esir alınmaya benzer. Memurları esir alır ve büyük küçük yolsuzluklara yol açar. Bu durumu Muğla Turgut Reis Lisesi Fransızca öğretmeniyken yaşadım. Ben gelmeden önce Fransızca öğretmenleri yerli olduğu için bütün öğrenciler tıkır tıkır sınıf geçmekteymiş. Benimle birlikle bütünlemeler ve sınıfta kalmalar başlayınca dönemin PTT müdürü başkanlığında bana karşı bir fesat kumpası oluşmaya başladı. Milli Eğitim Bakanlığı soruşturma açtı ve verilen ceza ben artık TRT TV'de metin yazarıyken tebliğ edildi. Vali bir gün beni makamına çağırdı ve İngilizceden sorunlu kızı lehinde etkilemem için İngilizce öğretmeni Ülker İnce'yle konuşmamı söyledi. Ben de bir meslektaş olarak Ülker İnce'yi etkilememin söz konusu olamayacağını söyledim. Ama, dedi, "Biz sizin İstanbul Radyosu'nda Nâzım Hikmet'i övmenize göz yumduk." "Sizin radyoda dinlediğiniz kişi Fransızca öğretmeni Özdemir İnce değildi, şair ve yazar Özdemir İnce'ydi" dedim, Şaşırdı kaldı.
Öte yandan Ülker de baskı altındaydı. Vali ve Adalet Partisi başkanının kızlarının bütünleme sınavında başarılı olmaları isteniyordu. Bunu sağlamak üzere vali muavini gelip sınav odasına oturmuştu. Yukarıda da dönemin bakanlarından Haldun Menteşe, müdürün odasında oturmaktaydı. Ama ne var ki iki kız öğrenci de sınavda kaldılar. Ve kabak benim başımda patladı. Yeni açılan bir ortaokula İngilizce öğretmeni olarak atandım. Öykünün başına dönelim:
1965 yılında Fransız hükümetinin açtığı sınavı kazanarak Paris'e gittim ve Paris Üniversitesi'ne (Sorbonne) bağlı Institut des Professeurs de Français a l'Etranger'de (Yabancı Ülkelerde Fransızca Öğretmenleri Enstitüsü) ile Institut de Phonetique'te (Fonetik Enstitüsü) öğrenim görerek 1966 yılında sertifika aldım. 1967 yılında Muğla Lisesi'ne Fransızca öğretmeni olarak atandım. Bu süre içinde Cumhuriyetçi bir Kemalist olduğum için birkaç soruşturma geçirdim ve yeni açılan bir ortaokula İngilizce (ek dalım) öğretmeni olarak atandım. Adalet Partisi yakınlarına iltimas yapmamız için Ülker ve benim üzerimde toplanan baskılar sonunda hayati kaygıya kadar uzandı. Başta en eski dostum Murat Katoğlu olmak üzere Ankara'daki dostlarımız tehlikeyi görerek beni istifaya zorladılar ve TRT'de iş önerdiler. TRT Yönetim Kurulu'nda Emil Galip Sandalcı, Muammer Sun ve Sunuhi Cav gibi dostlarım vardı ve Semih Tuğrul genel müdür yardımcısı, Adnan Öztrak genel müdür idi. Hepsi beni ödüller alan bir şair ve yazar olarak tanımaktaydılar.
Sonunda tavsiyeye uyarak öğretmenlikten istifa edip 1969 yılında Emil Galip Sandalcı'nın yönettiği TRT Dış Haberler Müdürlüğü'ne çevirmen olarak atandım. Yılsonunda da yeni kurulan TRT Televizyonu'na "redaktör" olarak gönderildim. Görevim televiyonu yapılandırmak ve yetki ve görev yönetmeliğini hazırlamaktı. Bu işi

4