Sayın Tahsin Aydın'ın Vikipedi'de rastladığım 05.07.2017 tarihli önemli yazısını kendisine teşekkür ederek aynen yayımlıyorum:
***
[Dünkü yazımızda Osmanlı padişahlarının eşlerinin ve annelerinin yabancı olduklarını yazmış, Osmanlı soyunun Türk soyundan uzaklaştığını belirtmiştik.
Sarayın içinde olan harem böyle iken yine dış saray dediğimiz Birun ve Enderun'da görev yapanların da pek farklı olması beklenemezdi.
Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda tamamıyla Müslüman Türk unsurlar mevcuttur. Anadolu'da bulunan Gaziyanı Rum (gazi dervişler) teşkilatları, Ahi teşkilatları, abdal teşkilatları ve Hacı Bektaşı Veli'nin talebeleri, Osmanlı'nın kuruluş yıllarında dine hizmet maksadıyla görev yapmışlardır.
Orhan Bey'den itibaren devlet teşkilatlanmasının başlaması ile bu kuruluşlar devlet teşkilatında da görev almışlardır. Divana ilk vezir olarak atanan Alaeddin Paşa, Şeyh Edebali'nin torunudur ki Osmanlı'nın kurumsallaşmasını başlatan kişi odur. Daha sonra Müslüman Türk olan andarlı ailesi, Osmanlı devlet kademelerinde görev almaya başlamışlardır. andarlı Kara Halil Hayrettin Paşa'dan başlayarak andarlı Halil Paşa'ya kadar yaklaşık 150 yıl Osmanlı devlet teşkilatında görev yapacak ve devletin kurumsallaşmasını sağlayacaklardır.
İstanbul'un alınmasından sonra Fatih Sultan Mehmet, andarlı ailesini, Osmanlı ailesine rakip görmüş ve andarlı sülalesini 7'den 70'e, çoluk çocuk, yaşlı-kadın demeden tamamen ortadan kaldırmış ve bütün mallarına el koymuştur.
andarlı'dan sonra Fatih, devlet kademelerine devşirme kökenlileri getirmeye başlayacaktır. Bu dönemde ilk devşirmeler Sadrazam Mahmut Paşa ve Gedik Ahmet Paşa'lardır. Bu süreçle II. Bayezid döneminden itibaren devlet yönetimi tamamen devşirmelerin eline geçecektir.
Hepimizin bildiği Pargalı İbrahim Paşa ve yine Sokullu Mehmet Paşa birer Sırp devşirmesidir. Hocam, "Sokullu Mehmet Paşa iyi şeyler yaptı" diyebilirsiniz. Doğrudur ama şunu da bilelim ki Kıbrıs'ın fethinden sonra bizzat Sokullu Mehmet Paşa tarafından Yahudilerin niye Kıbrıs'a yerleştirildiğinin bilinmesi birçok yanlışı da düzeltecektir.
Yine Kuyucu Murat Paşa ki bu kişi, Anadolu'da 150 bin Türkmeni katletmiştir. Hatta 10 yaşlarında bir çocuğu huzuruna getirip bunu da mı kuyuya atacağız diye sorduklarında; "Atın onu da. O bir Türk değil mi" diyerek Türklere olan düşmanlığını da gizlemeyecektir.
Osmanlı'da 117 sadrazam Rum, Ermeni, Gürcü, Hırvat, Sırp, Arnavut, Fransız, Macar, Bulgar asıllı olmak üzere devleti yönetmişlerdir.
XVIII. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren de devlet kademelerinde Fransız teknik uzmanlar görev yapmaya başlamıştır. Böylece Osmanlı ordusu, Fransızlara teslim edilmiştir. Daha sonra ise orduda Alman subayları görmekteyiz.
Comte de Bonneval, Baron de Tott, Mister Sang, Helmuth von Moltke, Dimitraşko Morozbeyzade gibi birçok kişi Osmanlı ordusunda görev yapmıştır. I. Dünya Savaşı öncesi Osmanlı ordusunda görev yapan Alman subayının sayısı ise 800'dür.
II. Abdülhamit döneminde Ermeniler çok hassas görevlerde bulunmuşlardır. Örneğin, sultanın güvenini ve takdirini kazanmış olan Agop Kazazyan,

13