Ne mutlu Türküm diyene!
Müslüman olmayan Türk vatandaşlar neden ordu ve polis gibi kamu görevlerine atanmıyor—yasak mı, yoksa uygulamadaki önyargı mı?
Yazar, Rum asıllı şarkıcı Fedon'un anayasal hakları çerçevesinde bir Türk vatandaşı olduğunu, ancak dini kimliği nedeniyle kamu görevlerine atanmada ayrımcılığa uğradığını savunmaktadır. Bu ayrımcılığın yasal bir yasağın değil, uygulamadaki önyargının sonucu olduğunu belirtmektedir. Anadolu'nun tarihsel çok-etnik yapısını hatırlatarak, vatandaşlıkta köken ya da din değil kimlik ve yasalılık esasının geçerli olması gerektiğini vurgulamaktadır—fakat bu ilkeler gerçekte ne kadar uygulanabiliyor?
Vikipedi'de okudum: "Rum asıllı Türk şarkıcı Fedon, 18 Mart anakkale Zaferi'nde şehit düşen dedesi Kleanti Kalyoncu'yu anarken 'Vatan sağ olsun, ne mutlu Türküm diyene' ifadelerini kullanmıştır. Fedon, sık sık Türk bayrağına olan bağlılığını dile getirerek milli bayramlarda evine bayrak asıp 'Ne mutlu Türküm diyene' diyerek vatanseverliğini vurgulayan paylaşımlar yapmaktadır" diye yazıyor.
Vatan, bir milletin üzerinde bağımsız olarak yaşadığı, kültürünü oluşturduğu, sınırları belli toprak parçası, yurt veya memleket demektir. Sadece coğrafi bir toprak parçası değil, aynı zamanda manevi değerleri, ortak tarihi ve bağımsızlığı temsil eden kutsal bir kavramdır.
Fedon kardeşimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğuna göre bütün vatandaşlar gibi "anayasal Türk"tür. Vatandaşlıkta ırk, köken, soy sop gibi şeyler yazmaz. Türkiye, çok çeşitli etnik grupların (Türk, Kürt, Rum, Zaza, Arap, erkes, Azeri, Laz, Ermeni, Roman vb.) bir arada yaşadığı bir ülkedir. Alman kimliği ve pasaportu taşıyan bir Türk uluslararası ve yerel yasalara göre Türk değildir, dünyanın hiçbir ülkesinde köken sorulmaz kimlik sorulur ve istenir. Bütün dünyada devlet işlerinde ve kimliklerde kökenin yeri yoktur: Türk, Bulgar, Fransız, Alman, İsveçli, Norveçli vardır. Bu biline...
Önce Rum nedir, onu anımsayalım. "Rum" sözcüğü sanıldığı gibi Yunan ya da Grek anlamına gelmez. Bu sözcük "Roma İmparatorluğu", "Roma İmparatorluğu'nda yaşayan kimse", "Romalı", "Arap ilinden başka ilden olan kimse", "Anadolulu", "Osmanlı" gibi anlamların karşılığıdır. Eski Türkiye Türkçesinde Anadolu'ya Diyar-ı Rum yani "Roma ülkesi" denirdi. Osmanlı padişahlarının unvanlarından biri de "sultan-ı rum" idi. "Diyar-ı Rum"da yani Anadolu'da tarih boyunca birçok millet ve çoğul inanç yaşamıştır ve 1071'den sonra Anadolu son egemenlerinin adıyla Türkiye (Türk yurdu) olarak tarihte yerini almıştır.
Şarkıcı Fedon basında "Rum asıllı" olarak anılmakta. Bu sıfatlandırmanın doğru yorumu "Anadolulu Fedon" anlamına gelir. Yunan anlamına gelmez.
Şarkıcı Fedon, Türkiye'de "birlikte yaşama" konusunda karşılaştığı zorlukları ve kendisine "gâvur" denmesinden duyduğu rahatsızlığı Tempo dergisine verdiği röportajda anlatmış. Anadolu toprakları üzerinde kurulan Türkiye'de Müslüman olmayan bir Türkü (Fedon yasal olarak Türktür) "gâvur" olarak tanımlamak tam anlamıyla bir barbarlıktır. Ve (mutlaka) yasal olarak suç olması gerekir! Vatandaşımız, yurttaşımız, kardeşimiz Fedon bu barbarlığa karşı isyan ediyor:
"Şehit torunuyum diye, bu ülkede göğsümü gererek sokakta dolaşabileceğim kanaatindeydim. Ama bu topraklarda, canımı vermeye ant içmiş biri olarak beklediklerimin karşılığını alamıyorum. Apartmanda bile 'Yukarıda gâvur oturuyor' diyenler var. Ayrıca bana gâvur diyorlar ya, peki ben bile gâvursam Türkiye'nin AB'de ne işi var Yunanistan'a gittim, Türk tohumu oldum, burada gâvurum. ok üzülüyorum."

5