"Hikmetinden sual olunmaz" bir olayın ya da durumun mantığının veya ardındaki gizli sebebin sorgulanamayacağını, tartışılamayacağını ve mutlaka daha yüksek bir amaç veya plan barındırdığını ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür.
Dinsel anlamda: Allah'ın yaratıcı gücü, takdiri ve her şeyi bir gaye ile yaratması karşısında insanların sebep aramaması ve bu durumu sorgulamaması gerektiğini belirtir. "Olan her şeyde bir hayır ve derin bir amaç vardır, bu yüzden sorgulanmaz" bildirisini taşır.
Mecazi anlamda: Bir işin ya da kararın sonucunun neden o şekilde olduğunu sormanın, araştırmanın yersiz veya anlamsız olduğunu ifade eder. Arapça kökenli bir sözcük olan ve "bilgelik, gizli gaye, ilahi sır" gibi anlamlara gelen hikmet sözcüğü ile "soru" anlamına gelen sual sözcüklerinin birleşiminden oluşur.
***
Sizin de tahmin edeceğiniz gibi okuduğunuz bu saçmalıklar benim kabul edebileceğim şeyler değil. "Hikmetinden sual olunmaz" dinsel bir deyim ya da bir söylemdir. Sırası gelmişken varlık ve öz kavramlarını ele alıp aydınlığa çıkarmamız gerekiyor. Dinsel inanca göre var olan şey (evren, dünya, insanlar, gece ve gündüz, falan fıstık) Tanrı tarafından tasarlanmış; bir öze göre tasarlanmış yani öz oluşmuş ve her şey bu tasarlanmış öze göre yaratılmıştır. Ancak varoluş (existentialiste) felsefesinin kurucusu Jean-Paul Sartre bunun tam tersini ileri sürer. "Şey (nesne) var olduktan sonra özünü oluşturur" der. Yani var olmadan önce bir öz yoktur.
Jean-Paul Sartre'ın "Varoluşçuluk bir hümanizmdir" (L'existentialisme est un humanisme) felsefesinin motoru olan bu ifade, insanın önce bu dünyaya geldiğini, ardından kendi eylemleri ve seçimleriyle kendi kimliğini (özünü) yarattığını savunur. Doğuştan gelen bir kader veya değişmez bir "insan doğası" yoktur.
Tanrının yarattığı özü yok sayarak özgürleşmek: Sartre, bu ilkeyi bir nesne üzerinden açıklar: Bir bıçağın özü, ustası onu yapmadan önce ustasının zihninde vardır; bıçak bu önceden belirlenmiş amaca hizmet etmek için üretilir. Ancak insan için durum tam tersidir. İnsan önce var olur, dünyaya fırlatılır ve sonrasında kendini nasıl tanımlarsa, neye inanırsa ve neyi seçerse o olur.
Sartre'ın varoluş felsefesinin felsefesinin üç kilit taşına gelince:
Özgürlük: İnsan, kendi seçimlerinin mutlak sorumlusudur. Hiçbir dış güç, bizi belirli bir şekilde davranmaya zorlayamaz.
Sorumluluk: Kendi özümüzü inşa ettiğimiz için attığımız her adımda sadece kendimizi değil, insanlığın ideallerini de şekillendiririz. Yani herkesten (başkalarından) sorumluyuz. Başka bir deyişle; dünyadan ve onun üzerinde bulunan her şeyden sorumluyuz.
Anlam arayışı: Yaşama hazır bir anlam verilmemiştir; hayatın anlamı, bireyin kendi özgür iradesiyle yarattığı eserdir.
***
ok iyi anımsıyorum: Gazi Eğitim Enstitüsü Fransızca Bölümü'nün ikinci sınıfında, Fransız edebiyatı hocamız Madame Colette Murcia Fransızca açıklamalarından pek bir şey anlamadığımı fark edince konuyu iyi bildiğimi bildiği için anlattıklarını öğrencilere Türkçe anlatmamı istemişti. Öğrenciler lise ve öğretmen okulu mezunlarıydı ve ne yazık ki bu okullarda, ders konusu olmadıkları için bunları bilmeleri olanaksızdı. Ben okul dışında edebiyat ortamında yetiştiğim için ve okumalarım sayesinde konuyu biliyordum.
Varoluşçuluk felsefesiyle ilgili ilk bilgiyi Milli Eğitim Bakanlığı yayınlarından 1950 yılında çıkan, Oktay Akbal

15