Geçmiş, şimdi, gelecek

Geçmişe tapınmak en çok sağcılık ve ırkçılıkta görülür ama bu tehlikeli bir tuzaktır; çünkü zaman hiç tekrarlanmaz, değişir—peki geçmişin ders değil, hayal olmadığını nereden bilebiliriz?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Heidegger'in köken kavramından hareketle geçmişe takılı kalmanın tehlikesini vurgulamaktadır: tarihin kapandığını, tekrarlanamayacağını, dolayısıyla geçmişte medet ummanın iflasın başlangıcı olduğunu savunmaktadır. Bu iddiayı, "geçmiş tapıncı" kültürün özellikle sağcı ve ırkçı ideolojilerde görüldüğünü gözlemleyerek ortaya koymaktadır. Ancak yazarın zaman felsefesinde geçmişin tamamen değersiz kılınması, tarihsel deneyimden öğrenme ile nostalji arasında bir ayrım yapıp yapmadığını sorgulamaya açık değil mi?

Heidegger için başlangıç noktası (Ursprung), geçmişte kalmış bir şey veya kronolojik bir başlangıç değil, sürekli olarak gelişen ve bize gerçekleştirilecek bir olasılık olarak kendini sunan yaratıcı bir güçtür. Sanat ve düşünce yapıtı bu kökeni açığa çıkarır, geçmişi tekrarlamak yerine bir gelecek öngörür. ("Köken" yerine acaba "ocak" desek daha iyi oturmaz mı) Heidegger, "başlangıç", "başlamak" bitmez demek istiyor.

"Ursprung" (Almanca, isim, eril) Türkçe ve Fransızcada genellikle origine (köken/ kaynak) anlamına gelir. Bağlama göre debut (başlangıç), source (kaynak) veya provenance (menşe) olarak da çevrilebilir.

- L'origine: Köken, başlangıç noktası.

- La source: Kaynak.

- La provenance: Menşe, gelişim yeri.

Heidegger'in köken kavramının temel noktaları:

- Beklentiler ve projeler: İnsan (Dasein) "ileriye doğru fırlatılır", daha doğrusu "fırlatılmıştır". Geçmişiyle tanımlanmaktan çok sürekli olarak oluşur. Oluşma hali sürdüğü için de sanki geçmişi yoktur.

- Sanat yapıtı: Gerçeğin, gerçekliğin kökenini ortaya çıkarır; sadece miras alınan bir şey değil, bir dünyayı açan bir yaratımdır.

- Konuşma ve düşünce: Geçmiş başarılar olarak değil, geleceğin ufku olarak önümüzde dururlar.

Yukarıda yazdığımız aktarımlara bakarak bütün girişim ve deneylerimizi atletizmdeki bayrak yarışlarına benzetebiliriz: Başarı genel olarak bayrak taşıyan ilk atletin başarı gücüne bağlıdır. Hayatta da böyledir. Geriye kalan üç atlet kendisinden önceki atletin başarısını kullanmak şansına hem sahiptir hem değildir. Kendisi başarılı olmadan kendisinden önceki atletin başarısını kullanamaz, ondan yararlanamaz. Hayatta olduğu gibi...

Bu durumu özetleyen çok anlamlı bir atasözümüz var: "Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler" atasözü, geçmişte yaşanmış, bitmiş olayların veya harcanıp gitmiş imkânların artık geri getirilemeyeceğini, bu yüzden bunların üzerinde durup üzülmenin ya da tartışmanın anlamsız olduğunu ifade eder. "Olan oldu" mantığıyla yaşanmışlıklara takılı kalmayıp geleceğe odaklanılması gerektiğini öğütler.

"Geçmiş tapıncı", "şimdi"yi ve "gelecek"i iğdiş eder. Geçmiş tapıncı bir tür "züğürt tesellisidir". Sık sık kullanıldığına tanık olduğumuz