Emeklilere acımıyorum

Atasözü hiç kullanmam, kullanılmasına da kulak asmam. oğu boştur! Örneğin "Ağlamayan çocuğa meme verilmez!" nefret ettiğim bir atasözüdür. İşçi/iş veren ilişkisinde kullanılması çok yanlış. Ağlamayacaksın, kazanmak için mücadele edeceksin.

Memleketimizin emeklileri bu atasözüne çok inanıyor olmalılar ki durmadan ağlıyorlar (iktidara göre "zırlıyorlar"). Oysa sözlüklerde aşağıda okuyacağınız türden bol bol örnek var. Toplu iş sözleşmesi yapmazsan, sendikalı olup grev yapmazsan hepsi boş.

Şiir de yazan büyük toplumbilimci Ziya Gökalp, bilinen bir şiirinde şöyle der: "Ahlak yolu pek dardır./ Tetik bas, önü yardır./ Sakın hakkım var deme,/ Hak yok, vazife vardır!"

Ziya Gökalp gibi düşünmüyorum. Yaptığın iş sana "hak" kazandırır. Ziya Gökalp bu felsefesiyle bireyin topluma karşı öncelikli borçları olduğunu ve "hak" arayışından önce "görev" bilincinin gelmesi gerektiğini vurgular. Ama bunun tersi daha doğrudur.

Yazımın gerisini daha önce yayımlanan bir yazımdan yararlanarak tamamlayacağım:

Televizyonların emeklilerin hal-i pür melalini tanımlayıp aktarmak için seçtikleri insanların neredeyse tamamı garip bir ruh durumu içinde. Konuşmalarından, hal ve tavırlarından çoğunun işçi emeklisi olduğunu anlıyorum. Devlet memuru emeklilerinin de durumu yasa ile belirlenmiştir: Yaptığı için bir unvanı, kadrosu, derecesi, kademesi vardır.

İşçi emeklilerinin durumu çok başka. Türkiye'nin işçilerinde, emekçilerinde sınıf bilincinin eksikliği, sendika bilincinden yoksunluk yüzünden işçi sınıfı doğaya, hayata ve patrona karşı savunmasızdır. Sendikasız işçi sürüden ayrılmış kuzuya benzer. Kuzu olarak kurda, insan da emekçi olarak patrona kurban ve yem olacaktır.

2025 yılına göre Türkiye'de kamu çalışanı (memur) sayısı: 5.289.449 kişi. Kamu sendikalarına üye kamu çalışanı sayısı: 2.391.000. Kamu emeklileri sayısı: 22.319.000. 2025 yılına göre çalışan işçi sayısı: 17.326.143; sendikalı işçi sayısı: 2.326.143; emekli işçi sayısı: 16.859.000. 2025 yılında emekli memur sayısı: 5.289.449 +emekli işçi sayısı: 16.859.000=22 milyon 148 bin kişi. Uzmanlar eğer benim yöntemimi ya da genel geçerli bir yöntem uygulayarak sonuçları açıklarsa ellerinden öperim.

Benim bu yazıdaki amacım grupların kesin sayıları değil. Seçimlerde oy verecek halkın bir bölümünün dökümü. Seçimlerde oy veren her insan siyasal insan değildir. Siyasal insan kendi insani, toplumsal, sınıfsal ve bireysel varlığının bilincinde olan insandır. Bir işçi, bir köylü, bir kapitalist burjuva, toprak ağası, kasaba mütegallibesi gibi para kazanmadığı için onun gibi yemek yiyemez, geçinemez, gezemez, tatil yapamaz, emekli olamaz veee bundan dolayı da bir işçi ve köylü, bir kapitalist burjuva ya da taşra mütegallibesi, toprak ağası gibi