Değerli okur! Bugün okumanıza sunduğum yazıyı zuladaki kirli çıkında buldum. Ülkemizde AKP'nin iktidara geldiğinden bu yana "eğitim ve öğretimde laiklik" planlı bir saldırı ve tecavüz tehdidi altındadır.
Rastgele bulduğum yazıyı dilini tımar ederek okumanıza sunuyorum.
***
Eğer laiklik ve demokrasi birbirinden ayrılamazsa ve eğer demokrasi bu sayede özünü gerçekleştirebiliyor ve laik düzende hak eşitliğini sağlama işlevini yerine getiriyorsa, aynı şekilde bu işlevini eğitim ve öğretim alanlarında da kuşkusuz yerine getirecektir.
Demokrasi, laikliği eğitim ve öğretime yani toplumun hayat damarı olan en temel kuruma sokma düşüncesine sahip çıkıp uygulayacaktır. Laiklik ilkesini siyasal ve toplumsal yapının her alanına yayan demokrasi, eğitim ve öğretimde, yani organizmanın (varlığın) kalbinde bunun tam tersi bir ilkenin yerleşmesine kuşkusuz izin veremez.
Bireysel olarak şu ya da bu inançla, şu ya da bu ritüel (alışılmış) eylemle, laik işlevlerle, medeni durumla, evlilikle, sözleşmelerle tamamlamaları vatandaşların hakkıdır; bu onların temel hakkıdır, özgürlük hakkıdır. Ancak, laik devlet ve laik toplumsal öğretim sistemi dini öğretim ve dini uygulamaları yerlerinde denetlemek zorundadır ve bu onun özgürlük hakkıdır. Ancak, medeni durumu, evliliği, mülkiyeti ve siyasi egemenliği laik temeller üzerinde oluşturduğu gibi, demokrasi de eğitim ve öğretimi laik temeller üzerine oturtmak zorundadır.
Demokrasinin çocukları eğitme görevi vardır ve çocuk, daha sonra insanın özgürlüğünü sağlayacak olan ilkelere göre eğitilme hakkına sahiptir. Birey, aile ya da cemaat olsun, hiç kimse ve kurumun, ulusun bu görevi ile çocuğun bu hakkı arasına girmesi mümkün değildir.
ocuk, yasanın kendisine tanıdığı temel bir hak olan eğitim hakkını laik bir biçimde kullanamıyorsa laik demokrasinin insana tanıdığı haklardan nasıl özgürce yararlanabilir Daha sonra, yalnızca bireysel vicdana ait olan dinsel düzen ile özünde laik olan toplumsal ve yasal düzen arasındaki gerekli ayrımı, kendisine tanınan ilk hakkın kullanılmasında ve yasanın kendisine yüklediği ilk görevi yerine getirmede bir günah çıkarma¹ girişimine devredilirse nasıl ciddiye alacaktır Dini düzen ve hukuk düzeni tıpkı su ve zeytinyağı gibidir, birbirlerine karışamazlar. Kim zorunluluk diyorsa, kim hukuk diyorsa mutlaka laiklik demektedir. Tıpkı keşiş ya da rahibin nüfus kayıtlarının tutulmasında, evliliklerin sosyal kayıtlarında nüfus memurlarının yerini almasına izin verilmediği gibi; adaletin idaresinde ve yasanın uygulanmasında sivil yargıçların ve memurların yerini alamazlar, ulusun sivil delegelerinin, laik demokrasinin temsilcilerinin yerini alamazlar.
***
Yazıyı bir kez daha okuyup üzerinde düşünelim:
Atatürk laik bir Cumhuriyet kurdu ama bu Cumhuriyet aynı zamanda zeki ve toplumcudur. Geleneksel mürteciler ve İslamcı zevat Medeni Kanun'un İsviçre'den alındığını öne sürerek Cumhuriyet yönetimini kınamaktan bıkmamıştır. Laik bir anayasanın tıpkı bilim gibi milliyeti ve dini yoktur. Biz de buna inanmaktan ve bunu söylemekten bıkmayız.

14