Değerli okurlar geçmişi, şimdiyi ve geleceği anlamak, kavramak için "Şimdi"yi anlayarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. ünkü geçmiş ve gelecek şimdinin içindedir. "Geçmiş"i şimdi anlayıp değerlendiririz, "Gelecek"i şimdi tasarlayıp planlayabiliriz. Geçmiş ve gelecek, "şimdi"nin içindedir.
Şimdi, şu anda, şu günde, şu haftada, şu ay ve yılda, olayları anlamak, olguları kavramak için, hayal dünyasından çıkıp gerçeklerle yüzleşmek için Türkiye'nin üzerine oturduğu Anadolu'yu bilmek zorundayız. O halde Google'da bulunan ansiklopedik kaynaktan öğrenelim:
Anadolu, Anadolu Yarımadası veya coğrafi olarak Asya Kıtası'nın tüm özelliklerini içerdiğinden Küçük Asya, Asya kıtasının en batısında Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi arasında kalan yaklaşık 537 bin kilometrekarelik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır.
Batıdan doğuya olan uzunluk 1000 km'den fazla, genişlik ise 400 km'den 600 km'ye kadardır. Osmanlı döneminde "Anadolu"nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken Cumhuriyetle birlikte Birinci Türk Coğrafya Kongresi'nden sonra Türkiye'nin Asya'da kalan kısmının tümü aynı coğrafi terime dahil edilmiştir. Günümüzde yaygın olarak Türkiye'nin Asya kıtasında kalan topraklarının adı olarak kullanılır.
Anadolu, Asya ve Avrupa'nın birleşim noktasındaki stratejik konumu nedeniyle tarih öncesi çağlardan beri birçok uygarlığın beşiği olmuştur. Yeryüzünün en eski yerleşkelerinden bazıları Cilalı Taş Devri'nde Anadolu'da kurulmuştur. atalhöyük, ayönü, Nevali ori, Hacılar, Göbekli Tepe ve Mersin (Yumuktepe) yerleşkeleri Cilalı Taş Devri'nden kalmadır. Truva yerleşkesi de Cilalı Taş Devri'nde kurulmuş ve Demir ağı'na doğru uzanmıştır. Sümer, Asur, Hitit, Yunan, Lidya, Kelt, Pers, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Moğol ve Osmanlı gibi onlarca medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yüzlerce dil ve lehçeyi barındırır.
Anadolu, Hıristiyanlığın ilk doğduğu ve geliştiği topraklardan biridir. Uzun yıllar bu topraklar Doğu Roma olarak anılmaktadır. 11. yüzyıldan itibaren Türkler tarafından iskân edilmiş ve yönetilmiştir. Özellikle 1071 yılındaki Malazgirt Meydan Muharebesi'nden itibaren Müslüman Oğuz Türkleri Anadolu'ya akın etmiştir.
Etimoloji: Anadolu sözcüğü Yunanca doğu veya gündoğumu anlamındaki sözcükten türemiştir. Bizans İmparatorluğu döneminde orta Anadolu'nun bir kısmı imparatorluğun merkezine doğuda olmasından kaynaklı doğu askeri idari birimi ya da Anatolikon Themas olarak adlandırılmaktaydı. Anatolikon Theması Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve Mersin yörelerini kapsamaktaydı.
Osmanlı döneminde ise Anatoli, merkezi önce Ankara (1393-1451), sonra Kütahya (1451-1827) olan kuruluş tarihi ve protokol olarak ikinci beylerbeyliğinin adıdır. Beylerbeyliği'nin (daha sonraki ismiyle eyalet) doğu sınırlarını Antalya, Isparta, Afyonkarahisar, Ankara, ankırı ve Sinop oluşturmaktaydı. Beylerbeyliği'nin komşuları (kuzeyden güneye) Rum Eyaleti, Karaman Eyaleti, Adana Eyaleti'dir.
19. yüzyılda genel anlamda imparatorluğun Asya Kıtası'nda kalan ve Türklerle meskûn olan bölgesini tanımlamak için kullanılmıştır.

6