Yunanistan'ın kaç adasına çöküyoruz...

Atina'daki havaya bakıyorum, gazeteleri okuyorum, duyduklarıma inanamıyorum.

İddia o ki Türkiye, Mavi Vatan Yasası'yla beraber 152 ada, kaya ve kayacığı kendi etki alanına alacak.

Bizi 152 kesmez, Ege'yi seviyoruz, bize daha çok yer lazım; hızımızı alamazsak belki 500, belki 600 ada, kaya ve kayacığa çökeriz.

İlk defa bir konunun Yunanistan'da bu kadar ciddiyetsiz şekilde ele alındığını görüyorum.

Üstelik bu işi medyadan önce Yunanistan'ın Avrupa Parlamentosu'ndaki vekilleri başlattı.

Görmedikleri, içeriğini bilmedikleri bir yasa tasarısıyla ilgili Brüksel'den Türkiye'ye yaptırım uygulamasını istediler.

Daha vahimi, Yunanistan Hükümet Sözcüsü de görmediği bir taslakla ilgili benzer bir açıklama yaptı; belki Başbakan'ı da yanlış bilgilendirdi.

Medya da bu akıl tutulmasına katılınca iş çığrından çıktı.

Daha vahimi, Yunanistan medyasındaki bu saçmalıkları görüp, Türkiye'de de benzer haberler yapan siteler, sosyal medya hesapları da oldu.

O zaman şimdi hepsini utandırma zamanı geldi.

★★★

Atina hiç kusura bakmasın, Ankara'nın, Yunanistan'ın 2011'de yaptığı gibi, oldu bittilerle iş yapma alışkanlığı hiç olmadı.

Daha da açık yazayım:

Yunanistan, 2011'de Hidrokarbon Yasası'nda yapılan değişikliklerle tüm Ege ve Akdeniz'de ateşin üzerine benzin döktü.

Atina kendi meclisinden geçirdiği yasayla kıyıdaş Türkiye'nin tüm haklarına çökmeye çalıştı ya, bizim de aynısını yapacağımızı zannediyor.

Türkiye ciddi bir devlet ve bölgesel bir güç, parlamentosundan geçecek yasa tamamen uluslararası hukuka uygun olacak.

Yayılmacı değil, Türkiye'nin haklarını koruyan bir tasarıdan söz ediyoruz.

Atina, "Bizim yasamız da uluslararası hukuka uygun" diyemez.

Yasayla çektikleri orta hatta, Girit, Rodos, Meis gibi tüm adaları dahil ettiler.

Meis Türkiye'ye 2 km, Yunanistan ana karasına 580 km uzakta.

Meis'in yüzölçümü 10 kilometrekare. Yunanistan, Meis kıta sahanlığının 40 bin kilometrekare olduğunu iddia ediyor.

İşte bu Ege'ye çökme yasasına gerekçe olan Sevilla Haritası'nın bir hukuki geçerliliği bulunmadığını ABD de açıkladı, Avrupa Birliği de...

Brüksel daha da ileriye gidip bu harita için "Siyasi ya da hukuki bir değer taşımıyor, AB dokümanı da değil" diyor.

Daha da komiği zaten AB'nin üye devletler adına deniz sınırı belirleme yetkisi de yok.

Diyaloğumuzu korumak istiyorsak önce halklarımıza doğru bilgileri vermemiz gerekiyor.

Bu konuda en rahat konuşma hakkına sahip olan kişi benim.

Türkiye'de aksi bilgiler, Türkiye'yi çevreleme çalışmaları var olduğu zannedilirken, Dedeağaç'taki ABD Üssü'nde yüzlerce tank ve ağır silah olmadığını, oradaki üssün Polonya, Romanya ve Bulgaristan'a sevk için kullanıldığını yazan kişiyim.

Şimdi benzer bir tavrı, doğru haberciliğine güvendiğim, İsrail ile kurulan ittifakı ahlak üzerinden sorgulayan müthiş bir yazı yazan Kathimerini Genel Yayın Yönetmeni Alexis Papahelas'tan ve diğer meslektaşlarımdan da bekliyorum.

★★★

Yunanistan halkı mutlaka doğruları bilmeli, mesela "Türk uçakları hava sahamızı ihlal etti" haberleri var ya, onlar doğru değil.

Türk savaş uçakları asla Yunanistan'ın 6 millik hava sahasının içerisine girmezler, ihlal denilen şey Atina'nın 10 mil iddiasından kaynaklanan uçuşlardır.

Dünyada kıta sahanlığı denizde ve havada farklı olan tek ülke Yunanistan.

Sivil havacılığın anayasası kabul edilen Şikago Sözleşmesi karasularının bittiği yerde uluslararası hava sahası başladığını yazıyor.

Yunanistan'ın bu 10 millik dayatmasını ne ABD tanıyor ne de Brüksel.

NATO tatbikatlarında da bu 4 millik alan uluslararası hava sahası olarak gösteriliyor.

Ege'de gerilim, Türk savaş gemilerinin müdahaleleri, Türk savaş uçaklarının hava sahası ihlali haberleri aslında II. Deniz Konvansiyonu'ndan kaynaklanıyor.

Yunanistan halkına bilgi aktarırken, Türkiye'nin II. Deniz Konvansiyonu'nun, 3,33 ve 121 numaralı maddeleri için ısrarcı, itirazcı olduğunu bunun da Türkiye'ye hukuki haklar tanıdığını da anlatmak lazım.

Atina'nın çok atıf yaptığı bu konvansiyonun 123'üncü maddesi, çevre alanlarında iş birliğini öngörüyor, Türkiye de bunu istiyor.