Yazar, Macron'un Türkiye karşıtı tutumuna ve stratejik hamlelerine tepki olarak Türk turistlerin ve tüketicilerin Fransa'yı boykot etmesini önerirken, aynı yazının ikinci kısmında siyasi liderlere fazla hayal kurmanın tehlikesini vurgular. Yazının kalbindeki argüman, jeopolitik anlaşmazlıkların bireysel tüketim seçimleriyle çözülüp çözülemeyeceği ve kamuoyu liderlerinin gerçekten güvenilir olup olmadığı sorusudur.
Paris'e gidip, Eyfel Kulesi'nin altında ya da Moulin Rouge'un kırmızı neonlarla süslü yel değirmeni önünde fotoğraf çekmek, Instagram'da takipçilere gittiğin yerleri göstermek ve yeni takipçi avına çıkmak alışılageldik bir davranış oldu.
Fransa'nın Macron adında bir Cumhurbaşkanı var, siyasetteki günleri sayılı ve dönemi, Paris'in Afrika'nın en önemli bölgesi Sahra Altı'ndaki etkinliğini kaybettiği, Ankara'nın bu boşluğu doldurduğu dönem olarak anılacak.
Le Monde gibi Fransa'nın en etkili gazetesi de Türkiye'nin Sahra Altı'ndaki yükselişinin Paris için stratejik ve ticari bir tehdit olduğunu yazmıştı.
Macron'un tek takıntısı bu değil, bir de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan takıntısı var.
Putin, Macron'u muhatap kabul etmedi, Ukrayna topraklarını Rusya'ya bırakma önerisinden dolayı Kiev'de en nefret edilen adam oldu, Suriye'de terör örgütüyle iş tutmaya çalıştı, temsilcilerini makamında ağırladı, buna rağmen Ankara tarafından buçuk ülke olarak tanımlandı. Ege'de boy gösteren bir Fransız fırkateyninin kimliği belirsiz sürü dronlar tarafından bloke edilip, yardım çağrısı yapmak zorunda kalması da belli ki çok can yakmış...
Gazze'de soykırım başladığında Fransa'da Filistin lehine gösterileri yasaklayıp sonra rüzgâr tersine döndüğünde Filistin Devleti'ni tanıyacağız yalanları söyleyen bir popülist var karşımızda, Fransız firmalarının IŞİD'e yardım ettiğinin ortaya çıkması bile yüzünü kızartmıyor.
Bu profildeki Macron'un son marifeti, en çok silah sattığı Yunanistan'ın ağzına bir parmak bal çalmak oldu.
Atina'ya, Yunanistan'ın egemenliğine saldırı olursa buradayız dedi, Türkiye'nin adını anmadı ama Atina medyası haliyle Ankara'ya mesaj dedi.
Adını net koyalım, Fransa'nın Yunanistan ile yaptığı savunma iş birliği anlaşması Ege'deki tartışmalı konuları kapsamıyor aslında.
Macron, Türkiye'nin Yunanistan'ı işgal etmek gibi bir niyeti olmadığını bildiği için, milyarca Euroluk satışları bu kâğıt üzerindeki sözlerle yapıyor.
Fransa Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin adını anmadı ama neyi kastettiğini biliyoruz.
Bu çirkin çıkışa verilecek en güzel cevap Fransa'da daha az para harcamak olacaktır.
Türk turistler Fransa dahil Avrupa'da çok sevilirler zira bir restorana fiyatlara bakarak girmez, para harcamayı bilirler.
La Fayette gibi dev Fransız markalarının Türkçe bilen eleman çalıştırmasının sebebi alışveriş yaparken fazla cömert davranmamızdır.
İspanya gibi insanlığın vicdanı olmuş bir ülke varken, Türkiye düşmanı bir Cumhurbaşkanı'nın ülkesinde para harcanmaz.
Türkiye'de üretilen ve istihdam sağlayanlar hariç Fransız markaların ürünleri kullanılmaz.
Vatan için cepheye gitmeye gerek yok, kredi derecelendirme kuruluşlarının durmadan ya notunu düşürdüğü ya da görünümünü negatife çevirdiği Fransa'ya karşı tüketmeme, gitmeme seçenekleri önümüzde duruyor.
Başta Barselona olmak üzere İspanya'nın bir sürü şehrinde Eyfel Kulesi gibi ikonik yapılar da var iyi restoranlar da.
Çok değil, 11 ay sonra Macron gidecek zaten, 11 ay Fransa'ya gitmez, Türkiye'de üretim yapanlar hariç Fransız markası kullanmazsak ölmeyiz...

33