Türkiye'den satır arası mesajlar...

■ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın yıllık basın toplantısında söyledikleri kadar satır aralarında verdiği mesajları da iyi okumak gerekiyor.

■ Mesela Rusya-Ukrayna olası barışının ardından Türkiye'nin Karadeniz'in güvenliğini üstleneceği yolundaki cümle. Bu cümlenin alt metni açık, Montrö delinmeyecek, bu sayede başka ülkelerin savaş gemilerinin girmeyeceği Karadeniz, gerginlik denizi haline dönüşmeyecek.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dolu bir salona konuştu

■ Bakan Fidan'a gelen sorularda Gazze ve İsrail geniş yer tuttu, bu kısımda verilen mesajlar önemli: Birincisi, Türkiye'nin Yahudi inancıyla bir derdi yok, Bakan Fidan, İsrail'i ilk tanıyan ülkelerden biri olduğumuzu hatırlattı. İkincisi, Türkiye'nin İsrail halkıyla değil, Netanyahu Hükümeti'yle bir derdi var. Bu dert sadece Gazze'deki soykırımla sınırlı değil. İsrail'in kendi güvenlik stratejisi çerçevesinde bölgedeki ülkeleri parçalama girişimi Ankara için önemli bir sorun. Türkiye-İsrail ilişkilerinde bir yumuşama arayışının karşılık bulabilmesi için Netanyahu Hükümeti'nin Gazze başta olmak üzere önemli konularda uluslararası hukuka uygun davranması gerekiyor.

■ Bakan Fidan'ın SDG'nin Şam Hükümeti'ne entegrasyonu konusunda söyledikleri açıktı ama işin içindeki alt mesajları daha da açmak lazım: Özetle, Türkiye, Suriye'deki Kürtlerin, Esad dönemindeki gibi yok sayıldığı bir yönetim biçimini doğru bulmuyor. Aksine Suriye'deki tüm etnik ve dini grupların kendi kültürlerini özgürce yaşamalarını ama tek bir bayrağa, Suriye bayrağına aidiyetleri olması gerektiğine inanıyor.

■ DEM'in çok uluslu ilişkileri olan kimi vekillerinin iddia ettiği gibi Fidan illa askeri bir operasyon yapılması sevdalısı değil. Fidan'ın sözleri Türkiye'nin oyalama taktiklerini gördüğünü ve iyi niyet arayışının suistimal edilmesine izin verilmeyeceğinin altını çizmek, bir anlamda köprüden önce son çıkışı işaret etmek anlamına geliyor. Bakan Fidan'ın söylediği Türkiye içinde bitmiş olan terörün başka ülke topraklarında "enfekte olması" riski Ankara'nın almayı kabul etmeyeceğini ısrarla belirttiği bir risk.

■ ABD'de Senatör Graham ve bir iki kongre üyesinin daha Türkiye'ye parmak sallamaya çalışan açıklamalarına gelince. Bakan Fidan bu konuda muhataplarının Beyaz Saray ve ABD'deki ilgili bakanlıklar olduğunu, TBMM'de Washington konusunda çok farklı açıklamalar yapıldığını hatırlattı. Bir başka cümlede uluslararası muhataplarımızın işin içerisine girdikçe terör örgütünün propaganda söylemlerinin ne kadar yanlış olduğunu fark ettiklerini söyledi. Bu ne İsrail'in ne de İsrail takviyeli bir isim olan, soykırım savunucusu Graham'ın hoşuna gider...

■ Yunanistan Fransa'dan aldığı Kimon firkateynini hizmete soktuğu gün Türk Dışişleri Bakanı'nın basın toplantısında barış ortamının konuşulması önemli. Dikkat çekmek istediğim bir nokta var, sadece Bakan Fidan'ın sözleri değil Türk medyasının soruları da aslında Yunanistan'a bir mesaj niteliğindeydi. İran'a olası ABD operasyonu soruldu, Gazze Anlaşması'nın 2. Ayağı soruldu, SDG'nin Şam'a entegrasyonu soruldu, Somaliland meselesi soruldu, Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan arasındaki olası ittifak soruldu, Atina ile ilişkileri önce Yunan meslektaşlarımız sordu. Türkiye'nin tehdit ya da problem algılamasında Atina üst sıralarda değil, bu duygu Yunanistan medyasına da yayılır mı, pek emin değilim.

■ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Gerapetritis arasında güven köprülerinin kurulduğunu biliyorum. Atina'da öğle yemeğine gittikleri gün ben de Atina'daydım, Gerapetritis'in kısa İstanbul ziyaretinde birlikte, dar kadro bir akşam yemeğinde buluştuklarını bilen az sayıdaki kişiden birisiyim. Basın toplantısında da Başbakan Miçotakis'in beklenen Türkiye ziyareti konuşulurken Yunanistan medyası aralarındaki iyi ilişkiye dikkat çekerek soruya başladı. Muhatabının kişisel ajandası ve hırsları olmadığını gördüğü zaman Fidan'ın diplomasi iştahı artıyor belli ki...