Serena Otel'in pembe avizeleri...
Pakistan, ABD-İran zirvesine ev sahipliği yaparak diplomatik sahneye çıktı; ama masada gerçek anlaşma mı, yoksa başka bir gerilim tiyatrosu mu bekleniyor?
Yazı, Pakistan'ın ABD-İran zirvesini düzenleyerek uluslararası arenada yükselişe geçtiğini, ancak ateşkesin kalıcı hale getirilebilmesinin pek çok riskli müzakere konusuyla dolu olduğunu savunuyor. Yazar, Türkiye ve Pakistan'ın savaşın yayılmamasında oynadığı rolü vurgulamakla birlikte, masada beliren kırmızı çizgilerden bahsediyor; peki masadaki her taraf gerçekten barışı mı yoksa kendi siyasi zaferini mi aradığında?
İslamabad'ın en konforlu otellerinden birisi Serena Otel'dir.
Margalla Tepeleri ve Rawal Gölü arasında yer alan araziye kurulu olan Serena Otel bugüne kadar ahşap kapıları ve pembe avizeleriyle ünlüydü.
Son 48 saat içerisinde bu ün geride kaldı, ABD-İran Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağı için Otel'de bulunan tüm konuklardan odalarını boşaltmaları istendi.
Otelin etrafında oluşturulan devasa güvenlik çemberi, İslamabad'daki tüm okul ve devlet dairelerinin tatil edilmesi ortaya alışılmadık manzaralar çıkardı.
Çok değil, Trump'ın ilk döneminde ağır eleştirilerde bulunduğu,
Biden'ın Başkanlık dönemi boyunca, hiç görüşmediği, Başbakan'ına bir kere bile telefon açmadığı, yok sayılan Pakistan'dan,
Şimdi tüm dünyanın gözlerini çevirdiği Pakistan'a ulaştık.
Dokuz yılda 180 derece değişim sağlamak ülkeler için kolay değildir.
Pakistan zoru başardı ama şimdi daha büyük bir zorlukla, Washington ve Tahran'ı bir noktada buluşturma zorluğuyla karşı karşıya...
★★★
Pakistan'ın uluslararası arenada bu yükselişi en çok Hindistan'ı rahatsız etti, muhalefet Modi Hükümeti'ne demediğini bırakmadı.
Oysa, İran'dan sonra dünyada en fazla Şii nüfusun yaşadığı ülke Pakistan.
Pakistan'da tek bir ABD üssü bile yok, İran ile ayrılıkçılık sorunu yaşayan uzun bir sınırı var.
Suudi Arabistan ile geçen sene imzaladığı ikili güvenlik anlaşması gereğince İran-Suudi Arabistan arasında sıcak bir çatışma yaşansa, Pakistan, Riyad'dan yana bu savaşa katılmak zorunda.
Hürmüz'den geçen Pakistan bandıralı gemiler sizi aldatmasın, mart başından beri akaryakıt fiyatları yüzde 20 arttı, enerji tasarrufu sağlamak adına ülkede kamu çalışanlarının mesaisi 4 güne düşürüldü.
Bunları alt alta yazınca bu savaşın sona ermesi için Pakistan'ın verdiği çaba daha anlaşılır hale geliyor.
Kimi kaynaklarda ülkedeki nadir toprak elementlerine olan Washington ilgisi, Hindistan ile çatışmaların sona ermesindeki rolü nedeniyle Trump'a yönelen övgüden de söz edilmiş ama bu Pakistan'a haksızlık.
Pakistan ve Türkiye, savaşın yayılmaması, öncelikle kalıcı bir ateşkes sağlanması için büyük çaba harcadılar.
Dünya ateşkes kararının sevincini yaşarken, Ankara ve İslamabad arasında, ateşkesi kalıcı kılacak, iki tarafın da müzakere iştahını arttıracak ortak başlıklar için konuşmalar devam ediyordu.
★★★
Kurulacak masada riskli başlıkların sayısı az buz değil.
ABD; her ne kadar aksini savunsa da askeri olarak kazandığı bir savaşı siyasi olarak kaybettiğinin farkında.
Şu an en büyük sıkıntı olarak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırısını sürdürmesinden söz ediliyor ama gerçekte durum daha da zorlu.
Mesela ABD'nin İran'ın bölgedeki ABD askerlerinin çekilmesi yönündeki talebini Trump'ın kabul edeceğini düşünmek kolay değil.
Bir başka tartışmalı madde Tahran'ın Hürmüz'de yeni bir geçiş rejiminin uygulanmasını istemesi.
Washington'ı savaşın başından daha geride olan bir maddeye siyasi olarak ikna etmek kolay olmayacaktır.
Bu süreçte en garip olan kısım, İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili sorunların daha kolay aşılabilir hale gelmesi.
Uluslararası denetim, Trump'ın zafer diye satabileceği, İran'ın da Trump, çekildiği anlaşmaya geri dönmek zorunda kalabileceği nokta.
İran'ın uranyum zenginleştirme hakkı maddesinde, ABD, çok fazla kontrol mekanizması kurma garantisi alarak ikna olabilir.
ABD; İran'a nakit bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etmez ama İran'ın dondurulmuş paralarının serbest bırakılması, yaptırımların kaldırılması gibi maddeleri kabul edebilir. Hürmüz'den geçen gemilerden alınacak ücretin İran ve Bahreyn arasında paylaştırılmasının kabulü de İran'ın maddi zararlarını kapatacak bir unsur olarak ele alınabilir.

21