İsrail'in Maariv gazetesi Netanyahu'nun "kaçış planı" diye bir analiz yayınladı.
Analize göre Netanyahu, 7 Ekim başarısızlığını hatırlatmamak adına seçimleri Eylül'de yapacak.
Ancak anketlerdeki erime sürdüğü, Başbakanlığı tehlikeye girdiği takdirde, yolsuzluk davalarından cezasızlık karşılığında aktif siyaseti bırakacak.
İsrail Başbakanı'nın derdi, Başbakanlık koltuğu altındayken pazarlık yapabilmek, seçimleri kaybettiği takdirde pazarlık gücünün kalmayacağını ve sonuçta hapishaneye düşeceğini gayet iyi biliyor.
İsrail, Netanyahu olmadan ne yapacağına kendisi karar verecek ama biz de Netanyahusuz bir İsrail ile ne yapacağımıza karar vermek durumundayız.
Ya İsrail ile mevcut pozisyonumuzu koruyacağız ya da gerek Filistin sorununun adil çözümü, gerek Suriye'nin rahat bırakılması gerekse de bölgesel istikrar adına İsrail ile tekrar konuşacağız.
Böyle bir ortam doğabilir mi, zor ama imkansız değil.
İsrail medyası bir süredir akademisyenlerin herkese saldırarak güvenlikte olunamayacağını, güvenliği garantiliyen bölgesel ittifakların kurulabileceğine dair yaptıkları yorumları yayınlıyor.
Yok edilmekten korkan bir ülkeye, yok edilmeyeceğini garanti eden, karşılığında da Filistin'de iki devletli çözüm gibi parametreleri masaya koyan bir yol izlenebilir mi
Üzerinde düşünmemiz gereken konu bu ama bölge ülkelerinin sokaklarıyla İsrail sokaklarının tamamen koptuğu gerçeğini de görmezden gelemeyiz.
Sokakların koptuğu bir noktada ülkeler arası ilişkileri güçlendirmek için çok zaman gerekir ama katılımcısı çok, belirli ilkelere göre kurulmuş ittifaklar, krizleri önce buzdolabına kaldırır ardından diyalog sürecini başlatır.
Niye İsrail ile tekrar diyalog kuralım ki diye bir soru akla gelebilir ama unutmayalım ki amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil...
Savunma ihracatında şaşkınlık...
Kaan'ın Endonezya'dan aldığı sipariş, ortaklık teklifleri, yerli füzelere Almanya'nın ilgisi...
Envantere girmemiş, test atışı yapılmamış füzenin ihracatı mı olur diye bu gelişmeleri sorgulayanlar var.
Biz niye birçok ülkeyle beraber F-35 projesine dahil olduk, ortak şirkete milyar dolar seviyesinde para yatırdık
Bunu yaptık zira ABD'nin savunma sanayi kapasitesinin bu uçağı üretebileceğini gayet iyi biliyorduk.
Ülkeler savunma sanayi konularında karar verirken üründen çok üreticinin yapabilme kapasitesine bakarlar.
Türkiye, İHA; SİHA; AESA radarı, HÜRJET, MİLGEM gibi projelerde rüştünü ispat etti, güven çıtasını aştı.
Kaan'dan ayda iki, yılda 24 tane üretebileceğiz, Endonezya'nın yaptığı anlaşmayla uçakların tesliminde kaç ülkenin önüne geçtiğini bir düşünün.
Almanya, İran'a saldırısı sürerken, İsrail'in elinde stoğu kalmayan Arrow füzelerinin teslimatını istedi ve yaptırdı.

24