NATO'DA OLAN BİTEN, TÜRKİYE'YE KURULANLAR NELER

Adana'da planlanan kolordu kararı 2023'teki NATO Zirvesi'ne dayanıyor. Yeni bir kolordu kurulmuyor. Dolayısıyla binlerce asker değilkarargahta çalışacak kısıtlı personelgelecek

Askeri bir harekâtın nasıl yapılacağını, hangi güç bileşenlerinin kullanılacağını, lojistiğin nasıl sağlanacağını bilemem, böyle bir eğitimim yok.

Buna karşın uluslararası anlaşma metinlerini okuyup, anlamlandırabiliyor, anlamadıklarımı da uzmanlarına sorabiliyorum.

Son bir haftadır, Güneydoğu ve Boğazlardaki "NATO orduları" konusu üzerinde herkes konuşuyor ama doğruyla kimse ilgilenmiyor.

İşin daha da kötü tarafı yazayım.

NATO Çokuluslu Kolordu'nun kurulması çalışmalarına Kara Kuvvetleri Karargâhında, çok önemli bir pozisyonda katılan emekli bir general, üniformasını çıkarıp, siyasete atıldıktan sonra bu karargâhın kurulmasının ne kadar tehlikeli olduğuna dair mesajlar paylaşıyor.

Ulusal güvenlik konularının iç siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini defalarca yazmış birisi olarak şaşırdığımı ifade etmem gerek.

İDDİA 1: "İRAN SAVAŞININ ARDINDAN ADANA'DA NATO GÜCÜ, TÜRKİYE KOÇBAŞI OLUYOR"

İsrail ve ABD'nin İran'a saldırısı güncel bir olay, buna karşın Adana'da kurulması planlanan kolordu kararı 2023'te Litvanya'da yapılan NATO Zirvesi'ne dayanıyor. Bu kısmı biraz açmak lazım. NATO, soğuk savaştan beri durmadan değişim geçiren bir örgüt yapısına sahip. Tehdit algılaması değiştikçe NATO da bu değişikliğe adapte oluyor. Beş yıl boyunca NATO'da Daimî Temsilci olarak görev yapmış olan emekli Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, Ankara Politikalar Merkezi'nin internet sitesinden yayımlanan makalesinde örgütün komuta-kontrol kuvvet yapılarının 1991'den beri tam 4 kere değiştiğini anlatıyor. Tehdit algılaması değişince sahada da organizasyon değişiyor. Mesela 2002'deki Prag NATO Zirvesi'nde 40 bin personeli bulunan bir Birleşik ve Müşterek Görev Gücü oluşturma kararı alındı. 2014'te, Rusya'nın Kırım'ı işgalinden sonra Kademeli Mukabele Planı devreye sokuldu, personel sayısı 300 bine çıkarılırken, Çok Yüksek Hazırlıklı Müşterek Görev Kuvveti yapılanmasına gidildi.

Adana merkezli Kolordu çalışmasını bugüne bağlamak büyük bir hata.

2020'de kabul edilen NATO'nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti kararı,2023 Temmuz Vilnius Zirvesi'nde teyit edilmişti.

Bu adımları atan tek NATO üyesi ülke Türkiye değil. Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerde de benzer yapılar oluşturuldu.

Sonucu madde madde anlatmak gerekirse:

■ Yeni bir kolordu kurulmuyor. Dolayısıyla binlerce asker gelmeyecek sadece karargâhta çalışacak kısıtlı personel gelecek

■ NATO tarihinde ilk defa Türkiye, ihtiyaç halinde kendi savunmasına desteğe gelecek kuvvetlere komuta etme imkânı bulacak

■ TSK'nın bölgeye dair bilgisi ve tecrübesiyle yapacağı tehdit değerlendirmeleri Ankara'nın süzgecinden geçtikten sonra, ittifakın güneydoğusunu savunmaktan sorumlu İtalya'daki Napoli Üssü'ne gidecek. Yani Türkiye'nin tehdit algılamaları daha fazla dikkate alınacak

■ Türkiye'nin kuvvet yapısına en büyük destek veren ülkelerden biri, komuta yapısında daha fazla subayı olacak.

İDDİA 2: "MONTRÖ DELİNİYOR, BOĞAZLAR'DA NATO DENETİMİ..."

Sapla samanın en çok karıştığı yer Boğazlar ve Montrö delinecek mi tartışması. Birincisi Boğazlar ile ilgili bir çalışma yok, Karadeniz'le ilgili bir çalışma var, ikincisi çalışmanın NATO'yla ilgisi yok, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu çerçevesinde bazı faaliyetler yürütülüyor. İstanbul Boğazı girişinde oluşturulması konuşulan Çok Uluslu Deniz Unsur Komutanlığı'nın Karadeniz özelinde yapması planlanan temel görev mayın ve SİDA temizleme faaliyetinden başka bir şey değil. Karadeniz'de, NATO'nun ya da NATO harici her türlü etkinliğin kıyıdaş ülkeler tarafından yürütüldüğünü unutmamak lazım. Diğer ülkelerin katkıları eğitim ve teçhizat paylaşımıyla sınırlı olabilir. Daha önce Bulgaristan ve Romanya, ABD'nin mayın avlama gemilerinin Karadeniz'e girişinin yolunu zorladılar. Bu konuda Bükreş'te yapılan toplantıda Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, oybirliği şartının aranmasını sağladığı için bugüne kadar Montrö hassasiyetle uygulanabildi. Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu üyelerinin çoğunun NATO üyesi olmasından yola çıkarak şüphe cümleleri kurulabilir ittifak içerisinde bir komuta ya da kontrol düzeni kurulmadığı sürece bu iş NATO'nun işi demek bize hata yaptırır. Bilerek ya da bilmeyerek, ulaştığı yorumu gerçek gibi sunmak doğru br davranış modeli değil. Eğer böyle bir güç oluşturulmasına karar verilirse bunun komutanlığının Türkiye tarafından yapılacağı konusundaki haberleri de akıldı tutmak gerekir.

ULUSAL GÜVENLİK VE ŞÜPHECİLİK...

Adana'daki haber, Kolordu Karargâhına atanan bir yüzbaşının sosyal medya hesabında onaylanmamış logo ve resmiyet kazanmamış kolordu adını paylaşmasıyla konuşulmaya başlandı. Milli Savunma Bakanlığı bu konuda bilgi sakladı mı diye yan bir tartışma var. Türk Silahlı Kuvvetleri NATO zirvelerinde karar altına alınmış bir konuyu kendi halkından saklamayacak kadar tecrübesi olan bir kurum. Bu tartışmaya girerken askerlerin çalışma biçimleri konusunda daha fazla fikir sahibi olmamız gerek. Mesela bir çatışmada sınır ötesinde şehit verdik diyelim, şehidin naaşı çatışma bölgesinden alınıp, Türkiye'ye getirilinceye kadar askerler şehit açıklaması yapmazlar. Burada da halen milli bazda yürütülen bir çalışma var. Millî Savunma Bakanlığı'nın Basın Birimi de bu prensiple işliyor. NATO'nun 6 yıl önce aldığı bir kararın Türkiye'de geciken uygulamasına dair çalışmayı bugün yaşanan İran savaşına bağlayan komplo teorileri hepimizi boş yere uğraştırıyor.