Murat Karayılan, PKK'nın kurucularından birisi, 1999 yılından beri örgütü fiilen yöneten isim.
Murat Karayılan'ın ağabeyi Mehmet Emin Karayılan önceki gün vefat etti.
Kızının tedavisi için Gaziantep Ersin Arslan Eğitim Araştırma Hastanesi'ne giden Karayılan, hastanede kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.
Bu basit haberden hepimizin çıkarması gereken dersler var.
★★★
Kuzey İrlanda'nın ayrılıkçı örgütü IRA mensuplarının aileleri çok uzun yıllar boyunca okula ya da işe giderken güvenlik güçleri tarafından durdurulup, kimlik kontrolü ve üst aramasına maruz bırakıldılar.
İrlandalı aksanıyla İngiltere'deki cezaevlerini ziyarete giden aileler, İngiliz kamuoyu ve yerel halk tarafından doğrudan "terörist yakını" olarak damgalandı. Bu ailelere otellerde yer verilmedi. Kamuda veya protestanların çoğunlukta olduğu işletmelerde bu ailelerin üyelerine iş verilmedi. Ailelerin banka hesapları ve mali hareketleri terörün finansmanı gerekçesiyle sıkı denetim altında tutuldu.
Ayrılıkçı BASK örgütü, ETA üyelerinin ailelerinin durumu da pek farklı olmadı.
Tıpkı IRA üyelerine olduğu gibi ETA üyeleri de memleketleri olan Bask Bölgesi'nden yüzlerce kilometre uzaktaki cezaevlerine yollandılar.
Bir çok ETA üyesinin ailelerinin banka hesapları terörün finansmanını engelleme yasaları kapsamında donduruldu.
Dünyada daha sert örnekler de var.
Sri Lanka'da Tamil Kaplanları ve Kolombiya'da FARC üyelerinin aileleri devlet destekli paramiliter gruplar veya istihbarat birimleri tarafından rehin alındı.
Devlet televizyonları ailelerin kimliklerinin ifşa edilerek yerel halkın bu aileleri dışlaması, mahallelerinden kovması veya hedef almasını sağladı.
IRA'dan FARC'a tüm coğrafyalarda örgüt üyelerinin evlerine düzenlenen sistematik baskınlar, devlet tarafından verilen çocuk yardımı, engelli maaşı, dul veya yetim aylığı gibi sosyal güvencelerin idari kararlarla iptal edilmesi gibi uygulamalar da var.
★★★
Türkiye'de terörle mücadelede hiç hata yapılmadı demek doğru olmaz, sonuçta hafızamızda Beyaz Toros diye bir ifade var.
Buna karşın Türkiye'de devletin ailelere davranışı diğer örneklerden çok daha farklı oldu.
Bugünün ortamına bakarak söylemiyorum bunu.
Geçmişe, Ankara'da polisin kapısında nöbet tuttuğu Anadolu Kulübü'ndeki bir geceye götürmek istiyorum sizi.
Oturduğum masada Ahmet Türk de vardı, SHP'li eski Cizre Belediye Başkanı Tahir Vesek ve ANAP Siirt milletvekili Nizamettin Sevgili de vardı.
Masadaki bir diğer isim o dönem Irak'ın kuzeyinde dağda olan Şemdin Sakık ve o dönem hapiste olan Sırrı Sakık'ın kardeşiydi.
Ahmet Türk'e, Tuzla tren istasyonuna konulan bomba ve şehit edilen askeri öğrencilerle ilgili Hatip Dicle'nin yaptığı "meşru hedef" açıklamasını sormuştum.
O da Hatip Dicle'nin farklı bir ruh hali olduğunu, cezaevine ziyarete gittiğinde görüşe çıkmadığından söz etmişti.
Soru ve konu masada bir gerilim yaratmadı değil, bir ara soyadını yazdığım kişi "Faşist TC" anlamına gelen ifadeler kullandığında, bir ağabeyi dağda diğeri hapiste olan birisinin, faşist bir rejimde, devletin polisinin kapısında nöbet beklediği yerde viski ve puro içemeyeceğini hatırlattım kibarca.

30