Kaan kardeşliği...

ABD'nin dayatmaları ve güvenilmez yanının en büyük sonuçlarından birisi Kaan kardeşliği oldu.

Türkiye'nin geliştirmekte olduğu 5. Nesil Kaan savaş uçağı bir çok ülke için Washington'a bağımlılığın sonu gibi algılanıyor.

Önce bir bilgiyi paylaşayım, F-16 Block 60 modelini dünyada sadece Birleşik Arap Emirlikleri kullanabilir zira üretici Lockheed Martin'e zamanında bu iş için 5 milyar dolar araştırma-geliştirme parası ödemişlerdi.

Yani son derece pahalı bir iş olan savaş uçağı geliştirme işinde işbirlikleri yapılır.

ABD'nin F-35 uçakları da bildiğiniz gibi bir zamanlar bizim de üyesi olduğumuz bir konsorsiyumun üretimidir.

Madrid'in F-35 projesine alternatif olarak Kaan'a duyduğu ilgiyi İspanya'nın El Espanol gazetesi duyurdu, El Pais de başlangıç adımlarından söz etti.

İspanya, havacılıkta önemli bir ülke, sadece sivil havacılıkta Airbus için kritik parçalar üretmekle kalmıyor, askeri havacılıkta da büyük işler yapıyor.

ITP Aero uçak motoru ve tasarımında önemli bir markadır, Eurofighter'ın EJ200 motorlarının montajını ve bakımını yapıyorlar.

A 330 yolcu uçaklarını askeri tanker uçaklarına çeviriyorlar, Getafe'deki tesis, İspanyol Hava Kuvvetleri için Eurofighter montajı yapıyor, Alestis Aerospace, Aciturri ve Aernnova gibi şirketler, dünyanın en büyük uçak üreticilerine (Boeing, Airbus, Bombardier) kritik gövde ve kanat parçaları tedarik eden dev makine parkına ve üretim tesislerine sahip. İspanya'nın Kaan Projesi'ne dahil olması herkese kazandıran bir formül olur.

Kaan ile ilgilenen bir diğer ülke Ukrayna uçak motorları konusunda Sovyetler Birliği döneminden gelen bir güce sahip.

Azerbaycan zaten projenin ortağı, Suudi Arabistan ortak yatırım ve hatta ülkesinde üretim hattı fikrini seslendiriyor.

Teknoloji transferi sayesinde eski nesilden kendi savaş uçağını üreten Pakistan ortak geliştirici olmak isteyen ülkelerden birisi.

Mısır, Kaan'la ilgili işbirliklerine hazır olduğu mesajını verdi, Endonezya Kaan'ın ilk müşterisi oldu zaten.

Tüm bunlar Kaan'ın ne kadar doğru bir proje olduğunu, TUSAŞ'ın, Baykar'ın üretimlerinin Türkiye'ye sağladığı güvenin değerini gösteriyor.

Kaan Kardeşliği, bu projeye katılan tüm ülkeler için, ABD'nin silah satarken almaya çalıştığı siyasi taviz boyunduruğundan kurtulmak adına müthiş bir fırsat oluşturdu.

Ama Kaan'ın motoru yerli değil diyenler, dünyanın en iyi uçağı Çin'in J-20'sinin yıllarca Rus yapımı motorlarla uçtuğunu, İsveç yapımı Saab Gripen'in halen ABD üretimi motorlarla uçtuğunu gösteren yazımı tekrar okuyabilirler.

Savaş uçaklarında fikri mülkiyet aviyonik sistemler, AESA radarları gibi özelliklerden oluşur.

Birçok ülke etrafında birleşirken Kaan'ı iç siyaset tartışmalarına malzeme yapmadan, tüm gücümüzle ilerlememiz gerekiyor.

Süper gücün bittiği gün...

ABD'nin Hürmüz'de sıkışan gemileri kurtarmak için başlattığını duyurduğu Özgürlük Projesi'nin ömrü sadece birkaç saat sürdü.

Bu geri adımın iki sebebi var.

Birinci sebep, Suudi Arabistan, ABD'nin Prens Sultan Hava Üssü'nden uçak kaldırmasına izin vermemesi ve Suudi Arabistan hava sahasını kullanmasına izin vermedi.

NBC'nin haberine göre Trump, Suudi Veliaht Prensi Selman'ı sorunu çözmek için aradı ama bir sonuç alamadı.

İkincisi, Washington'ın operasyonu bölge ülkelerine danışmadan başlattığını duyurması.

Umman, ABD medyasına Washington'ın önce operasyonu duyurduğunu ardından kendileriyle temasa geçtiğini açıkladı.

Körfez ülkelerinin Trump'ın "Ben yaptım oldu" tavrına ve aslında ABD'ye karşı bir duruş sergilemeleri tarihin dönüm noktalarından birisidir. ABD'nin operasyonu durdurduğunu açıklamasından saatler sonra verilen ve önemi olmayan izinler sadece Washington'ın itibarını kurtarmasına yardımcı olacak.

Aynı bölgede, bir dron veya kısa menzilli füze mesafesinde yaşayan ülkeleri binlerce kilometre öteden birbirlerine düşman yapmak artık mümkün değil.

ABD'nin asıl derdi havalı cümlelerle ilan ettiği operasyondan birkaç saat içerisinde vazgeçmek zorunda kalması olmadı aslında.

Gerçek şu ki, askeri güç üstünlüğü, hedef alınan ülkeye verdiğiniz büyük zarar size zafer getirmiyor.

İranHürmüz'ü kapatarak ABD Başkanı üzerinde askeri gücünün binlerce katı büyüklüğünde bir baskı oluşturdu.

Gerçek şu ki, "Süper Güç" ABD, bugün Hürmüz Boğazı'nı savaş başlamadan önceki hale getirmek için uğraşıyor.

Tahran, Trump'ın ilk dönemde bozduğu nükleer anlaşmaya dönmeyi kabul etse, ABD Başkanı bunu da zafer olarak ilan edecek.

Bu askeri olarak başarılı ama siyasi olarak fiyasko olan savaşın bir sonucu daha olacak.

Benzinin galonunun 4.5 doları aştığı bir noktada, ABD halkı, kendisi için tehdit oluşturmayan, İsrail'in motivasyonuyla girilmiş bir savaşı desteklemiyor.

Trump'tan sonra gelecek ABD başkanları kamuoyunun bu tepkisini mutlaka hesaba katmak zorunda kalacaklar ve dünyaya jandarmalık yapma iştahları azalacak. Washington'ın artık kendi içine döneceği, ekonomik olarak toparlanmaya çalışacağı bir dönem başlıyor. Belki beş yılda olmayacak ama bu değişim on yılı da geçmeyecek.