1960'ta Türk Alayı Kıbrıs topraklarına ayak basıncaya kadar Ankara ile kritik haberleşme, parçalara ayrılıp patates çuvalları arasında Kıbrıs'a ulaştırılan ABD yapımı telsizle sağlandı. Barış Harekâtı sırasında Ataktepe'ye kurulan telsizle, harekât Ankara'ya aktarıldı. 20-21 Temmuz gece yarısındaki sızma harekâtının ardından telsizin başındaki üç asker şehit edildi. Harekât boyunca Rum kuvvetleri, Türk birliklerinin planlarını telsiz frekanslarına girerek dinledi, sahte emirler verdi, Rumların telsiz oyunları kendi gemimizi vurup batırmamıza neden oldu. Milliyet'in başlattığı Ordu-Millet El Ele kampanyasındaki yardımlar, devletin sorunu tespit etmesi, ortaya bir sonuç çıkardı. 1975 yılında, yerli, milli ve kriptolu telsizlerin kurulması amacıyla ASELSAN kuruldu
Kıbrıs Türk'ünün varlığını korumada ve Kıbrıs Barış Harekâtı'nın başladığı gün başarıya ve harekâtı tehlikeye düşüren saatlere damga vuran şey iki telsiz oldu.
BİRİNCİ TELSİZ: ANKARA-LEFKOŞA YAŞAM KÖPRÜSÜ...
1 Nisan 1955 yılında silahlı saldırılara başlayan EOKA, namlularını İngilizlerle beraber Kıbrıs Türklerine de çevirince Ada'da önce küçük direniş grupları kuruldu. Volkan ve Kara Çete gibi bu yerel gruplar Yunanistan'dan destek alan EOKA karşısında gerekli savunmayı yapmakta zorlanıyordu. Kasım 1957'de Lefkoşa'da yapılan bir toplantıda TMT kuruldu, ardından destek için Türkiye'ye gelindi. Başbakan Menderes'in ikna edilmesinin ardından konu Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Özel Harp Dairesi'ne devredildi. Yazılı emir verilmeyen bu direnişte görev alan isimlerin çoğu Kore'de savaşan Türk Alayı'nda görev yapmış subaylardı. TMT'nin başına ilk Bayraktar olarak Albay Ali Rıza Vuruşkan atandı, İş Bankası müfettişi görünümüyle Ada'ya yollandı. Belirli sayıda Kıbrıslı Mücahit önce Ankara'da Zir Vadisi'nde sonra Antalya'da eğitime alındı. Anamur'dan Ada'ya silahlar yollanıyor ama İngiliz denetimi ve EOKA baskınları irtibat eksikliği sorununu giderek büyütüyordu.
AMERİKALILARIN RUHU DUYMADAN ÇALINAN TELSİZ...
1947'de ABD ile imzalanan anlaşma gereğince İngilizce kısaltması JAMMAT olan Türkiye'ye Yardım için Müşterek Amerikan Askeri Kurulu subayları Ankara'da görev yapıyordu. İşleri Soğuk Savaş döneminde ABD'den gelen silah ve teknik malzemenin kullanımını öğretmek ve denetlemekti. Özel Harp Dairesi'nden Albay İsmail Tansu, Kıbrıs ile yaşanan irtibat sorununu çözmek için harekete geçti. Önce ABD yapımı iki çok güçlü telsizi depolardan çıkarttırdı. Birini bütün halinde Ankara'da bırakıp diğerinin parçalara ayrılması emrini verdi. Türk subayları derslerini çalışmışlardı, Türkiye'den Kıbrıs'a yapılan patates ihracatı onlar için bir fırsat penceresi açmıştı. Parçalara ayrılan telsiz, her bir parçası sıkı sıkı sarılarak Kıbrıs'a gidecek patates çuvallarının ortalarına yerleştirildi. İlk büyük engel aşılmış, telsiz parçalar halinde Kıbrıs'a ulaşmıştı.
1958, İngilizlerin köylerde ev ev arama yaptığı bir dönemdi, EOKA güçleri de köyleri basıyor, Türk evlerini arıyordu. Zorlukla getirilen telsizin parçaları hemen birleştirilmedi. O parçalar önce yağlı kağıtlara sarılarak nemden korundu, ardından tahta kutulara konularak Lefkoşa'daki TMT üyelerinin evlerinin bahçelerine gömüldü ya da uzak arazilerdeki boş kuyulara saklandı.Ne zaman ki İngilizlerin evlerde aramaları azaldı, telsiz parçaları toprak altından çıkarılıp parçaları birleştirildi. Direnişin ilk başarılı adımı Ankara ile kurulan kesintisiz ve kimsenin dinleyemediği bağlantı oldu.
O TELSİZİN SAĞLADIĞI FAYDALAR...
■ Türkiye'den, Anamur'dan kalkıp Kıbrıs'a silah götüren bereket teknelerinin varış noktasında TMT üyeleriyle buluşmasındaki karmaşa ve zorluklar ortadan kalktı.
■ Hücre tipi bir örgütlenme modeli olan TMT üyelerinin tek bir merkezden koordine edilmesi sağlandı.
■ 16 Ağustos 1960'ta Türk Alayı Kıbrıs topraklarına ayak basıncaya kadar Ankara ile kritik haberleşme bu telsiz üzerinden yapıldı.
İKİNCİ ANT-RAC TELSİZ, BARIŞ HAREKÂTI'NIN BAŞARISI VE TEHLİKEYE DÜŞTÜĞÜ SAATLER...
20 TEMMUZ SAAT 03:00...
Lefkoşa'nın hemen kenarındaki Gönyeli'de konuşlu Türk Alayı'ndan yedi kişilik bir ekip gecenin karanlığında harekete geçtiğinde, Ankara'da, ABD Dışişleri Bakanı'nın Özel Temsilcisi Sisco, Türkiye'nin müdahalesini engellemek adına baskı yapıyordu. 19 Temmuz'da Mersin Limanı'ndan ayrılan çıkarma filosu saatte ancak altı deniz mili hızla hedefine yetişmeye çalışırken, Antalya'da toplanan 72 helikopter, o tarihe kadar yapılacak en büyük uçar birlik harekâtına hazırlanıyor, komandolar, helikopterlere biniş emri bekliyorlardı. Kayseri, Malatya başta olmak üzere askeri havalimanlarında hareketlilik vardı. Bir yanda paraşütçüleri indirecek nakliye uçakları, diğer yandan nakliye uçaklarını koruyacak avcı uçaklarının pilotları brifinglerini almış, son hazırlıklarını yapıyorlardı.
Gönyeli'deki Türk Alayı'ndan çıkan timin başında Muhabere Kıdemli Başçavuş Bayram Gümüş vardı. Timin hedefi Beşparmak dağlarının zirve noktalarından birisi olan Ataktepe'ye ulaşmaktı. Tepeye ulaşmak için dar patikalardan sırtlarında Ant-Rac telsizi ve rölelerle birlikte tırmandılar. Tepeye ulaşır ulaşmaz hiç soluklanmadan sistemi kurdular. Artık harekâtı görünür bir noktadan Ankara'ya aktaracaklardı. Girne yakınlarına kapak atacak çıkarma filosu, paraşütçüler ve uçar birlik harekâtıyla gelecek komandoların tamamını görür noktadaydılar. Sistem çalışınca tepede sadece üç asker kaldı. Tim Komutanı Bayram Başçavuş, Muhabere Çavuş Zeki Alpsoley ve Muhabere Onbaşı Ülkü Akbulut. Diğer askerler hızla Alay'a geri döndüler. 1963 Noel Katliamı'ndan beri Yunan Alayı ve Rum Milli Muhafız Ordusu'nun binlerce kişilik güçle kuşattığı, köyleri yakıldığı için çadırlarda yaşayan binlerce Türk'ü koruyorlardı. Çok değil birkaç saat sonra savaş başladığında görevleri çok zor olacaktı. Yıllardır lojistik hatları kesilmiş, asker değişimini ancak BM gözetiminde yapabilen Türk Alayı'nın görevi hem Türkleri savunmak hem de Bolu ve Kayseri'den gelecek komandoların iniş alanlarını temiz tutmaktı. Önce keşif için kalkan bir avcı uçağı görüldü Kıbrıs semalarında. Saat 06.00'dan itibaren de dalga dalga nakliye uçakları, avcı uçakları, helikopterler geldi. Harp Filosu sahile yapılan yumuşatma bombardımanının ardından saat 08.00 dolaylarında Girne'nin hemen dışındaki plaja kapak attı.
İLK HEDEF GİRNE-LEKFOŞA YOLU DENETİMİ...
Türkiye'nin savaş planı belliydi, Kıbrıs'ta ikmalin sağlanacağı bir köprü başını tutmak ve Girne-Lefkoşa yolunu denetime almaktı. Hava hareketliliği saat 20.00'ye kadar sürdü. Türk Alayı, birleştiği komando taburlarıyla beraber alana yayıldı, Girne-Lefkoşa yolu denetime alındı. Rum Milli Muhafız Ordusu'nun denizdeki güvenlik botları vuruldu, uçaklar hafif zırhlıların geçişine izin vermedi. Ne olduysa hava karardıktan sonra oldu. Gündüz, Beşparmaklardaki koruganlarda saklanan Rum Milli Muhafız Ordusu saklandıkları yerlerden çıktılar. Neredeyse göğüs göğüse sert mücadeleler yaşandı. Bir havan atışıyla çıkarmayı yöneten Albay Karaoğlanoğlu ve karargâhındaki subayların şehadet haberleri geldi.
20-21 TEMMUZ, GECE YARISI TÜRKÇE KONUŞARAK SIZDILAR...
Gece yarısından sonra Rum Milli Muhafız Ordusu'nun 31, 32 ve 33. komando taburları bölgeyi çok iyi bilmelerinin avantajıyla Ataktepe mevzilerine sızma harekâtı gerçekleştirdi. 31. Tabur'un ilk saldırı düzenlediği yer Bayram Başçavuş ve iki arkadaşının olduğu alan oldu. Türkçe konuşarak yaklaşıp sonra ateş açtılar. Hemen karşı ateşle cevap verildi. Muhabere Çavuş Zeki Alpsoley ve Muhabere Onbaşı Ülkü Akbulut mühimmatları bitinceye kadar çatıştıktan sonra şehit oldular. Bayram Başçavuş, telsiz ele geçirilmesin diye tepeyi boşaltma çağrılarını reddetmişti. Rum komandolar tarafından esir alındı, ağır işkencelere uğradı, göğsüne bıçakla haç işareti çizildi sonra da bir uçurumdan aşağıya atılarak şehit edildi. Diğer Rum komando taburları da aynı anda başka bir tepede bulunan ana savunma hattı olan Doğruyol Tepe'ye saldırdılar. Askerlerimiz ve 16 Kıbrıslı Türk Mücahit o tepede şehit edildi. Rumların bir sonraki hedefi Beşparmakların batı kanadını emniyete alan Keskinsırt ve Yanıkçamlık mevzilerine saldırmak oldu. Sızma harekâtı başarılı oldu, tepelerin hakimiyeti Rumlara geçti.

54