Dün Agence France-Presse ve çeşitli kaynaklar Heybeliada Ruhban Okulu'nun Eylül'de açılacağı haberini geçtiler.
Bu doğru bir bilgi değil.
Eylül Ayı'nda binanın tadilatı bitiyor ve Heybeliada'da Ayazmos denilen bir kutsama ayini yapılacak.
Bu aslında oldukça gecikmiş bir yazı.
Patrik Bartholomeos ile 26 Şubat akşamı İstanbul'daki Yunanistan Başkonsolosu Konstantinos Koutras'ın ev sahipliğindeki bir akşam yemeğinde tanıştım, Müslümanlar için Ramazan'a, Ortodokslar için Paskalya Orucuna denk gelen bir zaman dilimiydi.
Ev sahibi Koutras'a saygıdan zaman zaman İngilizce konuştuk ama sohbetin çoğu bölümü haliyle Türkçe olarak devam etti. Bu sohbete dair notlarımı o hafta sonu yazacaktım ki, ertesi gün İran'a yönelik İsrail-ABD saldırısı başladı.
Önemli bir konunun savaş zamanı uçup gitmesini istemediğim için aylardır konuyu bekletiyordum şimdi AFP haberi yazmama vesile oldu.
PATRİK BARTHOLOMEOS'A DAİR İZLENİMLER...
Patrik Bartholomeos 86 yaşındaama hem fizik hem de düşünce hızı açısından yaşını hiç göstermiyor.
Yemeğin başlarında ev sahibimiz Başkonsolos Koutras, Patrik'in doğum yeri olan Gökçeada'daki Zeytinli Köyü çevresindeki dik patikalardaki yürüyüşlerdenasıl geride kaldıklarını anlattı.
Bu bilgiye çok da şaşırmadım açıkçası, 2 bin 33 metre yükseklikteki Aynaroz tırmanışına dair haberler okumuştum.
Birden hafızamda Patrik Bartholomeos'a dair ne çok bilgi biriktirdiğimi fark ettim. Bu bilgilerin bir kısmı hemen yanımda oturan kişi için olumsuz niyet okumalarla doluydu, bir kısmı da muhatap alınmanın coşkusuyla yazılmış fazla övgü cümleleriyle doluydu.
Bu 180 derecelik farklı bilgileri bir kenara bırakmaya karar verdim, kendim konuşacak ve öyle bir karara varacaktım.
Babası Gökçeada'da hem berberlik hem de kahvehane işletiyormuş, ilkokulu Gökçeada'da okumuş ardından İstanbul'da Zografyon Lisesi'ne devam etmiş. Heybeliada Ruhban Okulu'nu birincilikle bitirdikten sonra da her Türk vatandaşı gibi askere gitmiş. Askerliğini Gelibolu'da yedek subay olarak yapmış Patrik Bartholomeos, iki yıl silah altında kalmış. Ardından Roma'daki Gregoryan Üniversitesi'nde teoloji doktorası yapmış.
Türkçe ve Yunancanın dışında İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Almanca biliyor.
Anıları zihninde çok berrak. Konuşurken Türkiye'ye dair kurduğu cümleler, kendi vatanını anlatan birisinin cümleleri. İstanbul'da azalan Rum nüfusuna dair üzüntüsü çok açık, sayılarının 2 bin 400 olduğunu söylüyor. Yunanistan'da bir gayrimenkul alarak altın vize alan Türklerin sayısı 16 bin 437, oturma izni yasal süreci devam edenlerle beraber toplam sayı 24 bini geçiyor. Batı Trakya'da yaşayan bize göre Türk, Lozan Antlaşması'na göre Müslüman nüfus ise 120 bin civarında. Rakamları özellikle verdim, kafamızdaki soru işaretleri ya da korkular için bu oldukça düşük bir nüfus.
İlk kez tanışan insanların birbirlerine alışma, tartma süreleri elbette biraz zaman alıyor. Konuşma ilerledikçe karşımdaki portre biraz daha belirginleşiyor, liberal, temsil ettiği nüfusun Türkiye'nin rengi olduğuna inanan, çevre konusunda son derece hassas birisi Patrik Bartholomeos.
Barışçıl yanı sadece kiliseler arasındaki bir barışla sınırlı değil, siyasete girmemeye özen gösteriyor ama Ankara-Atina arasındaki diyalog sürecinden mutlu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın azınlıklara bakış açısındaki özgüvene fazlasıyla saygı duyuyor. Yemeğin sonuna doğru kızıma cebinden çıkardığı kedili bir anahtarlık hediye etti. Bizim kafamızdaki gizli ajandası olan adam portresiyle, sevecen hali arasında ciddi bir fark var.
Diplomasi yanı elbette çok gelişmiş, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi'nin uhrevi işlerden çok dünyevi işlerle ilgilenmesi ve siyasetin parçası olmasından söz edecek oluyorum, Lefkoşa'daki Kilise'nin bağımsızlık hikayesini anlatıp, Patrikhane'nin eşitler arasında birinci olduğunu söylemekle yetiniyor.
Patrik Bartholomeos'un, Vatikan gibi bir din devleti ya da İstanbul'un tekrar Yunanistan'a ait olması gibi bir hayali olduğu izlenimine kapılmadım ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Rum gençlerin göç etmemesi, burada kalmaları gibi bir hayali olduğu kesin.
HEYBELİADA RUHBAN OKULU MESELESİ...
Patrik Bartholomeos ile saatler süren yemekte elbette Heybeliada Ruhban Okulu konusunu da konuştuk, devam eden onarıma dair fotoğrafları da gördüm. Okulun açılması, açılırsa YÖK'e bağlı olup olmaması konusu açılmadı. Patrik Bartholomeos'un okulun açılmasını istediği zaten bir sır değil.
Onarım için yapılan bağış, uzun yılların ardından başlayan onarımın zorluğu konularından bahsettik. Derinlemesine bilmediğim konularda konuşmaktan çok dinlemeyi tercih eden birisiyim, yemekten sonra Heybeliada Ruhban Okulu'na dair ne bulduysam okudum. Ulaştığımartı ve eksileri madde madde buraya yazıyorum:
KARŞI ÇIKANLAR:
Okulun Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) veya YÖK denetimi dışında, tamamen Patrikhaneye bağlı özel bir statüyle açılması, Türkiye'deki eğitim birliği ilkesine aykırı bir istisna olarak görülüyor. Bu durumun diğer dini gruplar için de benzer özerklik taleplerine kapı aralayabileceği endişesi hâkim.
Okulun açılmasının, Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümeniklik" iddiasını güçlendireceği, okulun denetimden uzak bağımsız bir bölge gibi hareket etmesinin devletin egemenlik haklarını zedeleyebileceği düşünülüyor.

25