Nuh Tufanı'ndan sonra gagasında zeytin dalıyla gemiye dönen ve doğayla insanın barışmasını müjdeleyen hayvan olduğu için güvercinler barışı simgeler.
1980'lerde Kıbrıs'ın kuzeyinde ve güneyinde yapılan barış eylemlerinde çok güvercin uçuruldu, bir kısmında bizzat oradaydım, bir kısmının haberini yapmıştım.
Şimdi Eylül 2026'dayız ve Rum tarafındaki faşizm barış güvercininin üzerindeki son tüyleri de büyük bir umursamazlıkla yoldu.
Aslında kötü de olmadı.
Kıbrıs'taki Rum faşizmi bu kez Rumlarla bir arada yaşanabileceğini düşünen ve siyasi geleceği parlak birisini hedef aldı.
Güney'de düzenlenecek Cyprus Forum'un organizatörleri program katılımcılarının isimlerini yazarken önce Mehmet Harmancı Lefkoşa Türk Belediye Başkanı yazdılar.
Sonra faşist ELAM ve Rum Yönetimi baskı yaptı, Harmancı'nın adının yanındaki unvan Lefkoşa Kıbrıs Türk Toplumu Lideri olarak değiştirildi.
Burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, Lefkoşa Türk Belediyesi 1958'de kurulmuştur, Rumların devam ettirdiklerini iddia ettikleri Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nda yer alan resmi bir kurumdur.
Gelişme üzerine Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı forumdan çekildi, diğer Kıbrıslı Türk partiler foruma katılmama kararı aldı, Lefkoşa Rum Belediye Başkanı da forumdan çekildiğini açıkladı.
Tepkilere bakarak kimse kimseyi kandırmasın, eskiden bir avuç denilen faşist ELAM, bugün Rum tarafının 3. Büyük partisi durumunda.
Hristodulidis bu faşistleri besliyor, Rum Milli Muhafız Ordusu ve Rum Polisi içinde kadrolaşmalarının önünü açıyor.
Boş yere hayal kurmanın manası yok, Türk Askeri Ada'dan yarın sabah çekilse, ELAM başta olmak üzere faşist sürüleri Kıbrıslı Türkleri denize dökmek için ertesi günü bile beklemez, öğleden sonra harekete geçerler.
Faşizmin bu yükseliş döneminde "Kıbrıs'ta çözüm" için federasyon modeli bir ütopyadan öteye gitmez. Gerçekçi olmak ve geleceğe ona göre bakmak gerekir.
Erdoğan, Netanyahu'ya neyi vermedi
Türkiye, diplomasinin tüm inceliklerini kullanmaktan çekinmeyen bir ülke.
Soykırım sanığı Netanyahu'nun BM Genel Kurulu'ndaki utanmaz cümlelerine 3. Kâtip seviyesinde cevap verdi. Bu ne demek söyleyeyim, 3. Kâtip meslek memurluğunun en alt kademesidir.
Bir başbakana, 3. Kâtip düzeyinde yanıt verilmesi demek "Seni siyasi bir lider veya devlet başkanı düzeyinde muhatap kabul etmiyoruz" mesajının en somut halidir.
BM'de Fransa'dan Ürdün'e kadar birçok ülkenin Netanyahu ve İsrail'i ağır bir dille eleştirdiği bir ortamda Netanyahu'nun sadece Türkiye'ye saldırması tesadüf değil.
Netanyahu seçimi kazanmak için ABD'den destek bekliyordu.
Trump ne bir randevu verdi ne de İsrail seçimleriyle ilgili bir cümle kurdu. O beklenen destek gelmeyince Netanyahu, Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmayla Türkiye şimşeğini üzerine çekme yolunu seçti.
Niyeti, Türkiye'nin, özellikle de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında Netanyahu diye başlayan sert bir cümle duymaktı. Bu sayede oylarını konsolide etmeyi umuyordu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı konuşma dahil Netanyahu'nun adını anmıyor, evrensel hukuku adres gösteriyor.
Netanyahu adı ancak 3. Kâtip seviyesinde anılıyor ve bu diplomatik bir aşağılama.
Türkiye'nin yaptığı sadece bu olmadı. Erdoğan, Birleşmiş Milletler kürsüsü ve New York temasları sırasında verdiği mesajlarla, Netanyahu'nun Yunanistan ile Türkiye arasındaki gerilimi arttırma çabalarına da engel oldu. Bu sayede Netanyahu'nun bölgesel ittifak lideri rolünü parlatma şansı da kalmadı.

16