Tribünde rakip takımın formasını giyen minik taraftara yapılan zorbalık hepimizi ayağa kaldırdı.
Kimse kusura bakmasın; bu zorbaya duyduğumuz öfke, gösterdiğimiz tepki bizi çocuklarımıza borçlu ölmekten kurtarmayacak.
TÜİK verilerine göre, Türkiye'de bir yıl içinde adli birimlerle temas eden ve "suç mağduru" olarak kayda geçen çocuk sayısıtam 224 bin 579. Bu çocukların yaklaşık 19 bini aile içi suç mağduru. Yani dayak diyen, bakılmayan, evde kötü muamele gören çocuklar.İstatistik devam ediyor: Suçtan zarar gören çocukların 133 bini aynı zamanda yaralama olaylarının mağduru olmuş. "Kol kırılır yen içinde kalır" mantığından dolayı polise bildirilmeyen vakaları yazmıyorum bile.Dünyada da durum pek parlak değil. Ekonomisi iyi ülkelerden örnekler vereyim: ABD Çocuk Koruma Hizmetleri verilerine göre, ABD'de her yıl yaklaşık 600 binçocuk resmi olarak istismar ve ihmal mağduru olarak kayda geçiyor. Mağdur çocukların yaklaşık yüzde 75'i ihmal, yüzde 16'sı fiziksel şiddet, yüze 9'u ise cinsel istismara maruz kalıyor. AB genelinde yapılan araştırmalar, çocukların yaklaşık yüzde 15 ila yüzde 20'sinin büyüme döneminde en az bir kez ciddi fiziksel şiddete (tokat) maruz kaldığını gösteriyor.İngiltere'de de Ulusal Çocuklara Zulmü Önleme Derneği (NSPCC) raporlarına göre,her 5 çocuktan 1'i aile içinde ciddi bir istismar türüne veya ev içi şiddete tanıklık ederek büyüyor.TÜİK istatistiklerinden akademi dünyası ve sivil toplum örgütlerinin Türkiye'de yaptıkları araştırmalara geçelim:Ailelerin yüzde 74'ü çocuklarını cezalandırmak veya disipline etmek amacıyla duygusal şiddet yöntemlerine, yüzde 23'ü fiziksel şiddete başvuruyor.Çocuklarımıza yaptığımız tek kötülük bunlar değil. Türkiye genelinde yapılan saha araştırmaları, evde fiziksel ya da duygusal bir şiddet yaşanması durumunda, o evde büyüyen 0-8 yaş arası çocukların yüzde 70'inin bu şiddete doğrudan tanıklık ettiğini ortaya çıkardı. Yani çocuklarımızı şiddetin içerisinde büyütüyoruz.En acısı şu: Devletin çocukları korumak için çıkardığı yasalar, aldığı önlemler var ama bizler sadece kendi çocuklarımızı sevmek, korumakla ilgileniyoruz. Çocuğunu döven, zorla çalıştıran ya da bakmayan komşuyu devlete bildirmek aklımıza gelmiyor nedense.Kendi çocukluğumuzda gördüklerimizin dışında ebeveyn olarak dikkat etmediğimiz başka noktalar da var. ABD ve Avrupa'da "Kia Boyz" gibi TikTok akımları nedeniyle binlerce çocuk, belirli araçları anahtarsız çalıştırma videolarını izleyerek araba hırsızlığı yaptı ve bu anları sosyal medyada paylaştı. Mağazalara toplu halde girip eşyaları yağmalama (flash mob hırsızlıkları) veya okul tuvaletlerine zarar verme akımları, tamamen sosyal medya etkileşimi almak amacıyla çocuklar tarafından organize edilen, kurbanı yine çocuklar olan suçlar. Soru şu, çocuklarımızın sanal medyada neler yaptığını, nelerle uğraştığını, neye maruz kaldığını ne kadar biliyor ya da merak ediyoruz.Bunlar basit olan suçlar bunlara bir de terör gruplarının ve organize suç örgütlerinin sosyal medya algoritmalarını kullanarak buldukları, bazen terör üyesi, bazen tetikçi, bazen de kurye yaptığı çocukları düşünmemiz lazım. Discord, Telegram veya Snapchat gibi platformlar, çocukların ailelerinden ve kolluk kuvvetlerinden
27