CHP'nin tarihi ve bugünün problemi...

1946'daki ilk çok partili seçimde CHP'nin 464 milletvekili adayı vardı.

Bu 464 kişiden 292'si yedinci dönem milletvekili olmak için aday gösterilen isimlerdi.

Daha da ilginç olanı, 464 milletvekili adayından sadece 1'i işçi, 8'i çiftçiydi, diğerleri emekli üst düzey bürokrattı.

Bu görece seçkinci tavır, Ecevit CHP Genel Başkanı oluncaya kadar sürdü.

Ne zaman milletvekili adayları Ankara'dan değil, illerde delegeler tarafından belirlendi, o zaman işin rengi değişti.

CHP, bu yöntemle girdiği 1973 ve 1977 seçimlerinden sandıktan birinci parti olarak çıktı.

Uzun lafın kısası, siyaset profesyonelleri, halka rağmen iş yapma alışkanlığı CHP'yi her zaman iktidardan uzaklaştırdı.

★★★

Eğitim sistemimiz, bize bir tu-kaka İstanbul'u bir de vatanı kurtaran Ankara'yı öğretti.

Oysa durum öyle değil.

İzmir'in kurtuluşundan sadece 3 ay sonra, Aralık 1922'de 3 milletvekili TBMM'ye bir kanun teklifi verdi.

Teklifin tek amacı Mustafa Kemal Atatürk'ün bir kez daha milletvekili seçilmesini engellemekti.

Milletvekili olmak için ya Türkiye sınırlarında doğma ya da bir ilde en az 5 yıl ikamet etme şartını getiriyordu.

Atatürk, etkili bir konuşmayla bu teklifin vatandaşlık haklarını kısıtladığını anlattı Genel Kurul'a, teklif düştü.

Bu zafer sonrası yaşanan şey. Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Atatürk, Başkan olmasın diye yapılan gizli toplantı, ardından getirilen dönüşümlü başkanlık önerisi Nutuk'ta tüm detaylarıyla anlatılıyor.

Atatürk'ün yanında olan ama en sert siyasi mücadeleyi verdiği, Misakı Millîyi kabul eden son Meclis-i Mebusan'da görev yapan, sonra Başbakan olan ama İzmir Suikastı davasından yargılanan Rauf Orbay'ın durumu aslında CHP tarihine dair çok şey anlatır.

Nutuk'ta Atatürk'ün siyasi hesaplaşmasını anlattığı Rauf Orbay, Atatürk öldükten bir sene sonra, ara seçimlerde CHP'nin Kastamonu Milletvekili seçildi.

CHP'de siyasi kavgaların en sertleştiği dönem Mustafa Kemal Atatürk'ün hastalığının ölümcül olduğu öğrenildikten sonra yaşandı.

Bayar kabinesinin iki önemli ismi Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, İsmet İnönü'yü Ankara'dan uzaklaştırmak için onu Washington Büyükelçisi yapma planını devreye soktular ama başarılı olamadılar.

O zaman temel bir soruyu tartışmak lazım, CHP, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu parti olarak, Atatürk adını sadece kendisinin kullanabileceğini düşünür ama Atatürk öldükten hemen sonra en büyük siyasi rakibini milletvekili yapar, Taraf Gazetesi'nde FETÖ Lideri için "Modern zamanın şamanı" övgüleri düzen bir akademisyeni 5 yıl genel başkan yardımcısı sonra da en Atatürkçü ilden birinci sıra milletvekili adayı yapabilir.

Görece uzak ve çok yakın tarihten CHP seçmeni ne kadar ders alıyor, tartışma konusu...

★★★

CHP'de siyasi tartışmaların en sert olduğu dönem 1929 Buhranının ardından gelen dönem oldu.

1930'larda Yakup Kadri ve Şevket Süreyya Aydemir'in çıkardığı Kadro Dergisi, devrimlerin planlı ve otoriter bir devletçilikle sistemleşmesini savundu.

Başbakan Bayar ve ekibi daha liberal bir ekonomik model ve uygulamayı savundular. Recep Peker ise katı devletçi bir çizgideydi.

1940'larda ideolojik ayrışmanın merkezi ekonomiden eğitime kaydı.

Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in hayata geçirdiği Köy Enstitüleri CHP içinde çok tartışma yarattı.

Yüzde 50 klasik dersler yüzde 50 beceriler üzerine kurulu olan Köy Enstitüleri 1946'da yine CHP'li Reşat Şemsettin Sirer'in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla düz okullara dönüştürüldü.1965'te başlayan Ortanın Solu kavgası ideolojik bir kavgaydı. Turhan Feyzioğlu ve ekibi bunu kabullenmeyip partiden ayrıldı, Güven Partisi'ni kurdu. Baykal döneminde Anadolu Solu adı altında bir başka çizgi izlendi. Kılıçdaroğlu'nun seçimle genel başkan olduğu dönemde politika tekrar değişti, Anayasa'daki Türk tanımı yerine, Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı denmesini savunan, Mustafa Kemal'in askerleriyiz sözü yerine Mustafa Kemal'in yoldaşlarıyız demeye sıcak bakan, federatif yönetimi kabul edilebilir bulan 10 Aralıkçılar ve sağ siyasetin isimleri partiye hâkim oldu. İlginç olan en ulusalcı olduğu dönemde de sağa açıldığı, radikal sola daha yakın durduğu zamanda da CHP, sosyo-ekonomik olarak en zengin yerlerde birinci parti oldu, dar gelirli vatandaşların yaşadığı yerler hep kaybedilen yerler oldu.