■ Kamuoyunda bilgisi az yorumu çok bir tartışma yaşanıyor. Problem daha tartışmanın temelinden başlıyor. TBMM'de bir yasa kabul edildi, Anayasa değişikliği yapılmadı. Sanal medyada yayılan referandum çağrısı ya da şunlar oy vermese referandum mecburi olacaktı, yorumları baştan sona yanlış yorumlar.
■ Normalde bir yasanın yürürlüğe girmesi için Meclis'ten geçtikten sonra Cumhurbaşkanı'nın imzalaması ve Resmi Gazete 'de yayımlanması gerekir. Terörsüz Türkiye için kabul edilen yasa öyle değil. Bu yasanın yürürlüğe girmesi için PKK'nın Irak'ın kuzeyi, İran ve Suriye'deki tüm unsurlarının silah bırakması, üstlendikleri alanları, mağaraları teslim etmesi, bu durumun da güvenlik kaynaklarınca tespit edilip, rapor halinde MGK'ya sunulması gerekiyor. Bu olduktan sonra yürürlüğe girecek bir yasadan söz ediyoruz, daha kazanılan ya da kaybedilen bir şey yok yani...
■ Bugün ve gelecek haftalarda bazı tartışmalar olması, kendisini mutsuz hisseden taraflar olması doğal. Kandil ve terör örgütünün Avrupa yapılanması da yasayı eleştiriyor, sürece tamamen karşı çıkanlar da. Bir de barışa karşı değilim ama bu yasaya karşıyım diyenler var. Dünyadaki örneklere baktığımızda da bu gayet normal bir süreç.
Gerçekçi olalım tek bir yasa çıkararak toplumsal barış sağlanamaz. Bu noktada Türkiye'nin Kürt kökenli yurttaşıyla terörü birbirine karıştırmayan sosyolojisine, birlikte yaşama pratiğimize güvenmemiz lazım.
■ Dünyadaki örneklere baktığımızda bu tür silahsızlanmalarda yerel parlamentolar kurulması gibi siyasi yapıyı tamamen değiştiren adımları da görüyoruz, Meclis'ten garanti koltuklar alınarak biten anlaşmaları da. Türkiye sorununu üniter devlet yapısı içerisinde çözüyor, Türkiye'de sadece DEM değil her partiden Kürt kökenli vekillere siyaset yapma yolu açık. Kimse için dünyanın sonu gelmedi, kimse için yeni bir dünya kurulmuyor. DEM'in sivil siyaseti savunamadığı, Kandil'in belediye başkan ve milletvekili adaylarını bile belirlediğini unutup, dağdan gelenler siyasete mi yön verecek diye hayıflanmak gerçekçi değil. Silahın gölgesi kalktığında DEM'de siyaset yapanlar ve yapacaklar için Türkiye partisi olmak daha kolay olabilir, bunu da unutmamak lazım.
■ Toplumsal barış adına terör örgütünün silah bırakması kadar önemli olan bir diğer gelişme de terör örgütünün klavye alışkanlıklarını bırakması. Örgütün propagandasını yapan medya kuruluşları, televizyon kanalı, haber ajansı bugüne kadar hep düşmanlık dilini kullandılar. Dün sabah baktım, görüşlerine yer vermeyi sevdikleri İtalyan bir avukatı konuşturmuşlar yine. Bu İtalyan sosyalist avukat onun PEN ile olan ilişkileri, araştırma adı altındaki çalışmalara İsveç İstanbul Başkonsolosluğu ve Konrad Adenauer Vakfı'nın sağladığı finansman gibi çetrefilli konular var. Örgüt medyasının Avrupa'da gizli servisler dahil kurulan ilişki biçimlerini, düşmanlık dilini terk etmesi gerekiyor. Bu sadece terör örgütünün propaganda siteleri için değil hepimiz için geçerli bir zorunluluk. Alışkanlıkları bırakmak zaman alabilir ama alışkanlıklara illa başkalarının gölgelerini düşürmeye gerek yok.

26