İnsanlığın hedefi soykırımı anlatan filmleri alkışlama rekoru kırmak değil...
Her çocuk babasının eve gelmesine sevinir.
Sadece başka bir şehir ya da ülkede yaşayan babalar ve çocuklarını kastetmiyorum, sabah evden çıkılıp akşam dönülen rutin bir hayatta da babanın eve dönmesi demek çocuğun daha güvende hissetmesi demektir.
Rutin hayatta, başka şehirya da ülkeyi geçtim, çağın en acımasız katliamının sürdüğü bir coğrafyada babanın eve dönmesi çocuk için çok daha anlamlıdır.
Şimdi öğrendik ki, İsrail askeri istihbaratı Gazze'de hacklediği yüzbinlerce telefondaki bütün iletişimi takip ediyormuş.
Bir çocuk kardeşine ya da arkadaşına "babam eve geldi" diye mesaj yazdığında yapay zekâya bağlı hedefleme sistemi sempatizan bile olsa baba hedef listesindeyse vurma talimatı hazırlıyormuş.
Sistemi yönetenler de hedef aldıkları bir kişiyi öldürebilmek için tüm ailenin evde olduğu bir gece saatinde tüm binayı içerisinde yaşayanlarla birlikte yok edecek bombardıman kararını veriyorlarmış.
Hedefi yok etmek adına katledilecek sivillerin sayısının hesaplanmasına NAZA deniliyormuş.
Daha kısa bir tanımlamayla İsrail askeri istihbaratında bir saldırıda öldürülmesi beklenen sivillerin sayısını ifade etmek için kullanılan kısaltma demek NAZA:
Teknik tanımı bu, gerçek tanımı bir çocuğun sevinç mesajından toplu sivil katliamı çıkarabilen vicdansızlık demek NAZA.
★★★
The Guardian ve JW Films'in yapımcılığını üstlendiği belgesel Venedik Film Festivali'nde24,5 dakika ayakta alkışlanmış,alkış rekoru kırılmış.
Bir önceki alkış rekoru 2025'te kırılmıştı, aracının içerisinde yüzlerce kurşunla katledilen 5 yaşındaki Gazzeli kız çocuğu Hind Receb'in Sesi filmi 22,5 dakika ayakta alkışlanmıştı.
2024'te yüzlerce kurşunla katledilen o küçük kız çocuğunun cesedine ancak 12 gün sonra ulaşılabilmişti.
Bugün Gazze'de cesedine hâlâ ulaşılamayan ve sayıları binlerle ifade edilen çocuklar var, cansız bedenleri, şehrin enkazının altında.
Onca alkış neyi değiştirdi sorusunun cevaplarına birlikte bakalım:
İsrail, Rusya gibi ne Eurovision'dan ne de uluslararası spor müsabakalarından menedildi.
Avrupa Birliği, boş teneke gibi çok ses çıkardı ama somut yaptırımı yok zira dünyanın bir önceki soykırımcısı Almanya izin vermiyor.
Halkın tepkisine rağmen Yunanistan İsrail'den milyarca dolarlık silahlar alıyor, birlikte tatbikatlar yapıyorlar.
Avrupa'nın diğer ucundaki Finlandiya, İsrail ile savunma anlaşmasını süresiz uzatıyor.
Pasifik'teki haritada bulunması zor mikro devletler olan Mikronezya ve Nauru dahil, Avusturya, Çekya, Macaristan gibi ülkeler nerede bir oylama olursa İsrail'in arkasında duruyorlar.
Soykırımın cezasız kalması, Netanyahu ve suç ortaklarının halen çeşitli başkentlerde kabul görmesi demek, 24,5 dakikalık o alkış tufanını anlamsız kılıyor.
★★★
NAZA'nın çekimleri 3 yıl sürmüş.
Tel Aviv'in çatılarına kurulan kameralar 24 İsrail askerinin anlattığı katliam matematiğini kayıt altına almış.
Bu önemli zira İsrail'in söyleminin, sivil kayıplara dikkat ettikleri yolundaki resmi yalanın bir kez daha çökmesi demek NAZA.
Gazze'ye ideoloji ya da insanlık üzerinden bakan herkesi bir kez daha çaresiz hissettiren bir belgesel bu aslında.
SUMUD örneğinde olduğu gibi dünyanın vicdanlı insanlarının birleşip başta ABD, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nde sinema salonları kiralayıp, NAZA'nın ücretsiz gösterimlerini sağlamak lazım diye bir öneride bile bulunamıyor insan.

30